Hep böyle olurdu: İçeride birileri “Türkiye yanlış yolda” tehdidini seslendirerek alarm ziline basınca dünyanın bir yerlerinde (çoğunlukla ABD’de) bir kurum ülkemizin geleceğiyle ilgili bir rapor yayınlar; alarm ziline basanlar raporda yazılanların kendilerini doğruladığını yeni bir mesaj olarak topluma sunardı…
Bir yandan malum çevreler 1994′ten beri yaptıkları çarpıtma oyunlarına devam etsinler, gerçek hizmeti gören Türk milleti yolunu kendisi çizmiş, yalanlara aldırmadan yürümeye devam ediyor. YIllardır Başbakanımızın Güneydoğu ile ilgili söyledikleri ortadayken bir konuşmadan tek cümleyi çekerek sanki söylemlerde ve yaklaşımlarda bir değişiklik varmış gibi göstermeye çalışmaları da bir işe yaramıyor.
Batman Hasankeyf ilçesinin eski DTP’li Belediye Başkanı’nın ardından 400 kişilik bir grup da “Durmak yok, yola devam” dedi.
Bu gün tarihi antik kent Hasankeyf’te AK parti ilçe başkanlığı tarafından bir tören düzenlendi. Törene AK Parti Şanlıurfa Milletvekili ve aynı zamanda Batman Koordinatörü Ali Mufit Yetkin, İl Başkanı Ömer El, Hasankeyf Belediye Başkanı A.Vahap Kusen, Hasankeyf İlçe Başkanı Şirin Bıçakçı, Batman Merkez İlçe Başkanı Diyaettin Uçar, İl Genel Meclis Başkanı A.Kadir Demir ve çok sayıda partili katıldı.Viagra hapı cinsel performanslık gibi sorunlarına son dedirtiyor.Levitra Türkiye Resmi satış sitesi.Cialis ile dinamik olacaksınız.Türkiyenin en iyi kozmetik sitesi olan jenga ile alışveriş daha kolay.Orjin ağrı kremi ile tüm ağrılarınızdan kurtulun.
Törende bir konuşma yapan Şanlıurfa Milletvekili Ali Mufit Yetkin “Yapmış olduğumuz olumlu icraatlar sonucu partimize her geçen gösterilen ilgi ve alaka daha da artmaktadır. Bunun bir göstergesi de bugün Hasankeyf’te olan siz değerli katılımcılarsınız. Katılımızdan dolayı sizlere teşekkür ediyorum” dedi
Başbakanımız ;

Seversiniz ya da sevmezsiniz ama bırakın seçim kaybetmeyi teşkilatları kazan kaldıran genel başkanlar dahi türlü delege oyunlarıyla koltuklarını bırakmıyorken, millet beni istemiyorsa ona saygı duyarım, eğer icraatlarımızı beğenmiyorsanız bize oy vermeyin diyebilen bir başkanımız olduğu için gurur duyuyoruz.
Uluslararası reyting kuruluşları ile bazı yabancı bankalar birbiri ardına Türkiye’ye ilişkin olumsuz raporlar açıklıyor. Ancak bu raporlarda büyük çelişkiler dikkat çekiyor.
Bunlardan biri de Deutsche Bank’ın kriz imasıydı. Alman bankası, krizde Türkiye’nin güvenli liman olduğunun konuşulduğu günlerde, ülkenin 2009′da 90 milyar dolara ihtiyaç duyacağı uyarısında bulunmuştu. Bu kuruluşlara ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek’ten tepki geldi. Zaman’a konuşan Şimşek, Deutsche Bank’ın Türkiye ile ilgili değerlendirmesinin gerçekleri yansıtmadığını belirterek, “Banka ya hesabını yanlış yapıyor ya da maksadı başka.” dedi. Şimşek’e göre özel sektörün ve kamunun 2009 yılına denk gelen kısa ve orta vadeli borç miktarı yaklaşık 100 milyar dolar. Bakan Şimşek, bir ülkenin finansman açığının fizik veya matematik kuralları ile hesaplanamayacağına dikkat çekiyor. Bu sebeple Deutsche Bank’ın yaptığı hesaba itiraz ediyor: “Borcun çevrilme oranı yüzde 80 kabul edildiğinde bile 100 milyar dolarlık bir borcun 25 milyar dolarlık açığı olur. Dünyada ve Türkiye’de her şey kötüye gidecek; o zaman finansman açığı 90 milyar dolar olur mu? Teorik olarak mümkün; ama ihtimali ne?” Şimşek ayrıca, krize karşı hazırlanan paket üzerinde çalışmaların sürdüğünü, gerekirse yeni tedbirler alınabileceğini de açıkladı.
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, belediyelerin öğrencilerin burslarını kesmesinin söz konusu olmadığını ifade etti.
CHP’ye de göndermeden bulunan bakan, ana muhalefet partisinin bugüne kadar hayırlı bir iş yapmadığını söyledi.
Açılış ve incelemelerde bulunmak üzere Konya’ya gelen Hüseyin Çelik, açılışların ardından gazetecilerin sorularını cevapladı.
Anayasa Mahkemesi’nin kararını değerlendiren Çelik, belediye burslarının iptalinin söz konusu olmadığını açıkladı.
Anayasa Mahkemesi kararının henüz kendisine gelmediğini belirten Bakan Çelik, “Mesele şudur. Biz kamunun verdiği tüm bursları zapturapt altına almak için Kredi ve Yurtlar Kurumu bünyesinde topladık. Daha önce kendileri veriyordu. Şimdi belediyeler burs vermek istedikleri kişilerin listesini bize gönderecek. Parayı bize aktaracak. Bursları biz dağıtacağız. Bursların iptali söz konusu değil. Anayasa Mahkemesi gençlere kötülük yapmaz.” diye konuştu.Viagra hapı cinsel performanslık gibi sorunlarına son dedirtiyor.Levitra Türkiye Resmi satış sitesi.Cialis ile dinamik olacaksınız.Türkiyenin en iyi kozmetik sitesi olan jenga ile alışveriş daha kolay.Orjin ağrı kremi ile tüm ağrılarınızdan kurtulun.
CHP HAYIRLI BİR İŞ YAPMAZ
Bir gazetecinin CHP’nin neden böyle bir yola başvurduğunu sorması üzerine Bakan Çelik, “CHP bugüne kadar hayırlı bir iş yapmadı ki. CHP’nin işi engellemek. Neden yaptığını da CHP’ye sorun.” ifadesini kullandı.
Emekliler, “emekli aylıklarının”, çalışanlar ise ileride emekli olduklarında, bağlanacak aylıklarının 223 YTL’ye düşüp düşmeyeceğini soruyorlar.
Şu anda emekli aylığı alanların, emekli aylıklarında herhangi bir azalma olmayacak. Hatta yılda iki kez enflasyon oranında da olsa, aylıkları artacak.
223 YTL yani asgari ücretin yüzde 35’i kadar aylık bağlanması, tüm sigortalıları kapsamıyor. Aylığı asgari ücretin üzerinde olanlar 223’ün çok üzerinde örneğin 600 YTL ya da 1000 YTL aylık alabilecekler. Bugün itibariyle, daha önce sürekli olarak en yüksekten yani tavan ücret üzerinden prim ödeyenler, yaklaşık 2.144 YTL aylık alabiliyorlar.
Ülkemizde yaygın olan uygulama, çalışanla net ücret üzerinden anlaşılması ve sigorta primleri ile vergileri işverenin üstlenmesi şeklinde oluyor. Böyle olunca, işverenlerin önemli kısmı, çalışanları gerçek ücretinden değil, “asgari ücret” üzerinden sigortalı bildiriyor ve primlerini de buna göre yatırıyorlar.
Yukarıdaki açıklamalardan da fark edileceği gibi, asgari ücretten gösterilenler, ileride emekli olduklarında, düşük aylık alacaklar. Öldüklerinde de eş ve çocuğuna bu düşük ücret üzerinden aylık bağlanacak.
Yürürlükteki mevzuata göre, çalışanların bordroda düşük ücret üzerinden gösterilmesi “Muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme” olarak kabul ediliyor.
Bunun yaptırımı da 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ve eksik ödenen verginin 3 katı “vergi ziyaı” cezası oluyor (Bkz. VUK Md. 344 ve 359).
Özetle, çalışanların, gerçek ücretleri üzerinden bordroda gösterilmesi, hem işveren hem de işçinin lehine…
Samanyoluhaber

2001 yazıydı herhalde.. Körfez’i geçen araba vapurundayız.. Mudo, Abdullah Kiğılı, Aykut Hamzagil ve birkaç ünlü daha.. Tekstil, moda dünyamızın ünlüleri.. Bursa’da yeni bir alışveriş merkezi açılıyor. Hepsinin de burada mağazaları var.. Gidip kurdela keseceğiz.. Keseceğiz de, havamız açılışa değil, cenazeye gidiyoruz sanki. Tüm suratlar asık.. Kimse konuşmuyor..Viagra hapı cinsel performanslık gibi sorunlarına son dedirtiyor.Levitra Türkiye Resmi satış sitesi.Cialis ile dinamik olacaksınız.Türkiyenin en iyi kozmetik sitesi olan jenga ile alışveriş daha kolay.Orjin ağrı kremi ile tüm ağrılarınızdan kurtulun.
“Ne oluyoruz beyler” dedim..
“Batıyoruz” dedi Mudo!.. “Zülfü’nün yazısını okudun mu bu sabah?..” Okudum.. kapkara bir tablo çizmiş Zülfü.. Dolar o sıralar 1200 lira falan, son baharda 2 milyon liraya çıkacaktan başlamış.. İşten çıkarmalar, iflaslar, kapıyı kapatmalar.. İşin sonu..
Tablo Zülfü’yü haklı çıkaracak gibi.. Her sabah kalkıyoruz, dolar bilmem ne kadar artmış.. O zamanın nerdeyse tek alışveriş merkezi Akmerkez boş.. Yaprak kıpırdamıyor. Siftah yapmadan dükkan açıp kapayanlar var.. Medya yangına körükle gidiyor, bir “Batıyoruz” edebiyatı..
Millet bunları okuyup dinledikçe iyice korkuyor, her kuruşu bin düşünüp harcar oluyor. Harcama durunca, sıkıntı artıyor. Sıkıntı artınca korku paniğe dönüşüyor. Panik harcamayı daha da engelliyor. Sıkıntı daha büyüyor.. Bir kısır döngü..
“Bakın beyler” dedim, sesimi yükseltip..
|
||||||
| Ankara 25. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Tahir Babaoğlu’nun gerekçeli kararı ise şaşkınlığa yol açtı. Yargıç Babaoğlu, pankartla ilgili basında çıkan çok sayıda fotoğraf ve emniyet kamerası kayıtlarına rağmen ‘delil yetersizliği’nden beraate hükmettiğini açıkladı. Ayrıca karar yazısında, ‘suçun yasal unsurlarının olayda gerçekleşmediği, sanıkların eyleminin askerleri darbeye çağrı suçunun oluşumu için yeterli bulunmadığı ve suçu işlediklerine dair yeterli delil elde edilemediği’ vurgusunu yaptı. 2004 yılında açılan dava, yaklaşık 4 yıl sürdü. Atatürkçü Düşünce Derneği ile Ankara Üniversitesi’nin 25 Ekim 2008′de ortaklaşa gerçekleştirdiği rektör ve öğretim üyelerinin cübbeleriyle katıldığı eylemde, Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu üyesi 11 kişi ‘Ordu göreve!’ pankartı açmıştı.
Atatürkçü Düşünce Derneği ile Ankara Üniversitesi’nin 25 Ekim 2003′te ortaklaşa gerçekleştirdiği rektör ve öğretim üyelerinin cübbeleriyle katıldığı eylemde, Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu üyesi 11 kişi ‘Ordu göreve’ pankartı açmıştı. Dönemin YÖK Başkanı Kemal Gürüz’le çok sayıda rektörün katıldığı gösteride pankartı taşıyanlar hakkında ‘askerleri, kanunlara karşı itaatsizliğe sevk etmek’ suçundan 5 yıla kadar hapis istemiyle açılan dava dün sonuçlandı. Yargıç Tahir Babaoğlu kararında, olayın delilleri, dosyadaki tutanaklar, belgeler, ifadeler ve sanık savunmalarının birlikte değerlendirildiğini kaydetti. Sanıklar hakkında 25 Ekim 2003 tarihinde Tandoğan Meydanı’nda 80. yıl Cumhuriyet yürüyüşü sırasında ‘Ordu göreve-Atatürk Gençliği’ ibareli pankart taşımaktan ‘askerleri kanunlara karşı itaatsizliğe teşvik’ suçundan dava açıldığını hatırlatan Babaoğlu, şunları kaydetti: “Toplanan delillere göre sanıklara atılı suçu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden söz konusu suçtan ayrı ayrı beraatlerine karar vermek gerekmiştir.” |
||||||
ZAMAN
CHP lideri Deniz Baykal‘ın başörtülü kızlara mesajını şöyle özetleyebiliriz: Sizleri üniversite sıralarında görmek istemiyorum ama partime girip aktif siyaset yapmanızda sakınca görmüyorum.
Öyle ya, üniversitelerde kıyafet serbestisi sağlamayı öngören anayasa değişikliğini Anayasa Mahkemesi’ne götürüp iptal ettiren Baykal.
Çankaya’ya eşi başörtülü bir aday çıkmasın diye “367 şartını ortaya atan” ve bu konuyu Anayasa Mahkemesi’ne götüren yine Baykal.
Amacına ulaşamayınca Çankaya Köşkü’ne boykot başlatan da aynı Baykal.
Yani bugüne kadar ki çizgide kadınların giyimiyle çok yakından ilgili.
Başörtüsüne karşı kesin bir tavrı var.
Ancak seçim zamanı geldiğinden mi, MHP lideri Bahçeli‘nin giderek her konuda yumuşayan yaklaşımından etkilendiğinden mi bilinmez, başörtülüleri bırakın çarşaflı kadınlara kucak açtı.
Bu gelişmeyi değerlendirirken de, Milliyet’ten Fikret Bila‘ya “Biz kadınlarımızın giyim kuşamıyla ilgili değiliz. Örtülü kadınlarımız zincirlerini kırıyor” dedi.
Kadınların giyim kuşamıyla ilgili değilseniz, başörtülü kızların üniversiteye girişini serbest bırakması bile tartışmalı bir anayasa değişikliğini neden Anayasa Mahkemesi’ne götürdünüz?
Siz başörtülü kızların zincirini yüksek öğretim hakkını engelleyerek, evde oturmaya mahkûm ederek mi kırıyorsunuz?
Peki, siyasetin en temel öğesi ilke nerede?
Kendilerini muhafazakâr olarak değil de “mutaassıp” olarak tanımlayan insanlarla işbirliği yapmaktan imtina etmemeniz ne anlama geliyor?
Normal koşullarda bir siyasi partinin giyim kuşamına, inancına bakmadan kapısını herkese açması çok güzel.
Ancak yakın geçmişinde kadınların kıyafetinden başka bir sorunla uğraşmayan, varlık nedenini başörtülü kadınlarla mücadele olarak gören bir partinin bu değişimini zincir kırıyoruz demekle geçiştirmesi kabul edilemez.
CHP, kadın, kıyafet, özgürlükler, eğitim hakkı gibi konularda bir değişim sürecinden geçme kararı almışsa, bunu toplumla paylaşmak durumundadır.
Yoksa, bu tamamen siyasi oportünizm kapsamına girer ve bugün gelinen noktada pek hoş görülmez, görülemez.
Gelinen noktada CHP’nin tavrı, “üniversiteye gitme ama CHP’ye gir ve partime oy ver. Sonra da evinde oturmaya devam et”, biçiminde özetlenebilir.
Ergun BABAHAN – SABAH
CHP genel başkanı Deniz Baykal tüm söylemlerini rafa kaldırarak türbanlı ve çarşaflıları partisinin saflarına kattı. Yerel seçimler öncesi yapılan bu manevra beraberinde de bir çok tartışmayı getirdi.
Çankaya Köşkü ve üniversitelerde türbana karşı olan, Anayasa değişikliğini iptal ettiren Baykal’a, en sarsıcı soru kendisini çok yakından tanıyan Radikal Gazetesi’nin Ankara temsilcisi Murat Yetkin’den geldi.
Baykal’ın yakın geçmişteki söylemleri ile yeni vizyonunu sorgulayan Yetkin, Baykal’a tartışmayı farklı platformlara taşıyacak bir soru yöneltti ve MHP’li Nesrin Ünal olayını hatırlattı: “Baykal’ın parti rozeti takıp birlikte poz verdiği hanım, yasal hakkını talep edip parti kurullarında görev almak, ya da diyelim milletvekili adayı olmak isterse Baykal ne yapacak? Ya daha önce MHP lideri Devlet Bahçeli’nin türbanıyla seçilip Meclis’e gelen Nesrin Ünal’dan rica ettiği gibi resmi çalışmalarda başını açmasını mı rica edecek? Ya da onun olduğu gibi bütün çalışmalara katılmasına izin mi verecek?…”
OYUNU VER AMA EVİNDE OTUR!
Baykal’ın çarşaflılara rozet takarak başörtülü kızlara; “Sizleri üniversite sıralarında görmek istemiyorum ama partime girip aktif siyaset yapmanızda sakınca görmüyorum.” mesajını verdiğini belirten Sabah Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ergun Babahan ise CHP’nin tavrını özetledi: “Ancak yakın geçmişinde kadınların kıyafetinden başka bir sorunla uğraşmayan, varlık nedenini başörtülü kadınlarla mücadele olarak gören bir partinin bu değişimini zincir kırıyoruz demekle geçiştirmesi kabul edilemez. CHP, kadın, kıyafet, özgürlükler, eğitim hakkı gibi konularda bir değişim sürecinden geçme kararı almışsa, bunu toplumla paylaşmak durumundadır. Yoksa, bu tamamen siyasi oportünizm kapsamına girer ve bugün gelinen noktada pek hoş görülmez, görülemez. Gelinen noktada CHP’nin tavrı, “üniversiteye gitme ama CHP’ye gir ve partime oy ver. Sonra da evinde oturmaya devam et”, biçiminde özetlenebilir.” Viagra hapı cinsel performanslık gibi sorunlarına son dedirtiyor.Levitra Türkiye Resmi satış sitesi.Cialis ile dinamik olacaksınız.Türkiyenin en iyi kozmetik sitesi olan jenga ile alışveriş daha kolay.Orjin ağrı kremi ile tüm ağrılarınızdan kurtulun.
HABER7
Sayfamıza güncellemeye devam ediyoruz. Türkiye'nin dört bir yanından çalışmalarınızı, duygu ve düşüncelerinizi bekliyoruz.
HERŞEY TÜRKİYE İÇİN !