Terörle mücadelenin nasıl olması gerektiği konusunda Dersim İsyanı’nın bastırılma şeklini örnek gösteren Öymen Tunceli’de posterlerle protesto edildi.
Adeta Saddam’ın Halepçe’de yaptığı katliamı çağrıştıran sözlerle açılıma muhalefet eden Öymen’in ifadelerine verilen tepkilere CHP’den bir açıklama da gelmedi.
Günlerdir konu açılım. CHP ise açılımdan başka her şeyi konuştu. 10 Kasım, kapalı oturum, açık oturum… Açılımı niye konuşamadıkları ise Öymen’in konuşmasından sonra belli oldu. Adeta beni bir sen anladın sen de yanlış anladın yorumuna benzercesine ey Öymen bir sen konuştun sen de çok yanlış konuştun dedirtti.
Öymen’in sözlerine CHP’nin Tunceli teşkilatından da tepki geldi. CHP İl Başkanı Hüseyin Güneş, açıklamaların ‘talihsiz’ olduğunu belirtti. 1938′de yaşanan olayları, bugünkü terörle mücadele yöntemleriyle karşılaştırmanın yanlış olduğuna işaret eden Güneş, “Bu açıklamalar nedeniyle çok tepki aldık. Konuyu genel merkez yöneticileriyle yüz yüze konuşacağım.” dedi.
Bütün bu olanlara bakınca tekrar etmek gerekir ki ülkemiz de CHP’yi sosyal demokrat saymak bir talihsizliktir. Ey sosyal demokrasi savunucuları hala mı CHP.
Sürekli bir korku yaymaya çalışıyorlar. Efendim herkesin telefonları dinleniyormuş. Yıllardan beri bu ülkede yaşayan ve ev ile iş dışında az bir düşüncesi olanı herkesi yıllarca dinleyen siz değil misiniz bu zamana kadar ?
Bu ülkede 6 yıl hiç bir yargı kararı olmadan Başbakan’ın telefonları dinlenmiş. Niye hiç sesiniz çıkmadı ? Neymiş Yargıtay’ın telefonları dinlenmiş. Bir kanıt, bir kayıt var mı ? Henüz yok. Sadece söylenti. TİB Başkanı açıklama yaptı böyle bir dinleme yapılmadığına dair ama sanki hiç böyle bir açıklama yapılmamış gibi yorumlara devam ediyorlar.
Şunu demek istiyorlar : Başbakan bile olsa halk dinlenir ama bu ülkenin özel insanları var onlara hiç kimse dokunamaz. Askerler ve hakimler….
TİB Başkanı Fethi Şimşek’in açıklaması ile ilgili haber için tıklayınız :

Hainlerin kışkırtmalarına rağmen hükümetin birlik projesi ile ilgili kararlı duruşu meyvelerini veriyor. Bugün terör örgütünün 8 üyesi kaçarak devlete teslim oldu. Hiç mermi dökülmeden, hiç bir askerimiz yara almadan, hiç bir ana ağlamadan…
PKK terör örgütü kamplarında eğitim alan 8 PKK’lı, örgütün elinden kaçarak Şırnak’ın Silopi ilçesindeki Habur Gümrük Müdürlüğü’nde güvenlik güçlerine teslim oldu.
PKK terör örgütünün kamplarında kalan ve bir süre eğitim aldıkları bildirilen 8 PKK’lı örgütten kaçarak bugün saat 14.30 sıralarında Habur Gümrük sahasında güvenlik güçlerine teslim oldu. Güvenlik güçlerine teslim olan 8 PKK’lının Habur Gümrük sahası içerisinde alınacak olan ifadelerinin ardından Verimli Jandarma Komutanlığı’na götürüleceği ve burada yapılacak işlemin ardından Cumhuriyet Savcılığı’na sevk edileceği öğrenildi.
Hükümetin kararlı tavrı güven veriyor
Yıllardır binlerce askerimizin şehit olmasına binlerce vatandaşımızın örgüt tarafından dağa çıkarılmasına ve bunlarla beraber gelen bir çok soruna sebep olan süreç bugün hükümetin kararlı duruşu ile sona erme sürecine doğru yaklaşıyor.
Yıllardır bu kandan beslenenler durumdan huzursuz
Uzun zamandan beri buradaki sıkıntılı durumları kendileri lehine kullanarak ranta çevirenler bu gelişmelerden huzursuz oldukları gibi süreci engellemek için ellerinden geleni yapıyorlar. Bu konuda en çok yapmaya çalıştıkları şey ise milletimizin hassas noktalarına dokunarak onları tahrik etmek ve sürece karşı durmalarını sağlamak.
Batman Ticaret ve Sanayi Odası üyeleri, Çokbilmiş Çokkonuşan’ın, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ablasının yeşil kartlı olmasını gündeme getirmesine tepki gösterdi. Aynı zamanda Mehmet Şimşek’in ablasının komşuları da oturduğu yerden nutuk atanlara tepki gösterdi.
Batman Sanayi ve Ticaret Odası üyeleri bir araya gelerek sürekli olarak polemik oluşturarak gündemde kalmaya çalışma çabalarına tepki gösterdi.
Basın açıklamasından notlar :
Asıl Utanması Gereken Yıllarca Bu Halkı Tanıyamamış Politikacılardır
”Sayın Bakanımız Şimşek, Batman’ın Gercüş ilçesinin Arıca köyünde doğmuş ve bu bölgede büyümüştür. Yüksek eğitiminden sonra yurt dışına gitmesi, yurt dışında çalışması ve herhangi bir ülkeden ikinci vatandaşlık alması nedeniyle ona ‘İngiliz Mehmet’ sıfatının yakıştırılmasını doğru bulmuyoruz. Bakanımız, en az Kılıçdaroğlu kadar ülkesine bağlı ve ülkesini seven Kürt kökenli bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Bakanımızın ablasının yeşil kartlı olmasında utanılacak bir durum yoktur. Bakan Şimşek, ablasının fakir ve yeşil kartı olduğunu açık yüreklilikle kabul etmektedir. Utanması gerekenler, bu bölgeye on yıllarca uyguladıkları yanlış politikalar sonucu halkla bütünleşemeyen ve bölgeye gelmeye cesaret edemeyen siyasetçilerdir.
Batman Ticaret ve Sanayi Odası Meclisi olarak CHP Grup Başkanvekili Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamalarını esefle karşılıyor ve kendisine olan inancımızın zayıfladığını beyan ediyoruz.”
Mahalle Sakinleri de Tepki Gösterdi
Öte yandan, Bakan Şimşek’in yeşil kartlı ablası 70 yaşındaki Halime Şimşek’in oturduğu mahalle sakinleri de CHP’li Kılıçdaroğlu’na tepki gösterdi.
Kültür Mahallesi Muhtarı Mustafa Yıldız, 45 yıl önce eşini yitiren Halime Yıldız’ın yine dul kızı Fatma Zorluoğlu ve 3 torunuyla birlikte yaşadığını ve yakınlarının katkılarıyla geçimini yaptığını belirtti.
Halime Şimşek’in adına kayıtlı herhangi bir mal varlığı olmadığını ifade eden Yıldız, şunları kaydetti:
”2 yıl önce mahallemize taşındı. O da kendisi gibi dul olan kızı Fatma Zorluoğlu ile yaşıyor. Fatma Zorluoğlu da eşini yaklaşık 10 yıl önce yitirmiş. Fatma Zorluoğlu’nun 3 çocuğu bulunuyor. Bunlardan birisi de özürlü. Maddi durumları iyi değil. Halime Şimşek bize yeşil kart için başvuruda bulundu. Bakanın ablası olması yeşil kart almasına engel değildir. Kılıçdaorğlu gereksiz bir tartışmayı başlattı.”
Halime Şimşek’in komşusu Enes Ebis ise Halime Şimşek’i çok iyi tanıdıklarını belirterek, yoksul biri olduğunu söyledi.
Halime Şimşek’in yeşil kart almayı hak eden biri olduğunu kaydeden Ebis, ”Maddi durumu çok yetersiz. Şayet akrabaları yardım etmezse çok daha kötü durumda olurlar” şeklinde konuştu.
Gündemi ve milletin kafasını karıştırmak için her türlü yolu deneyen bay Çokbilmiş Çokkonuşan yeter ki polemik olsun da ben gündemde kalayım havasıyla yeni bir laf attı ortaya. Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek’in ablasının yeşil kartlı olmasını eleştiren Çokbilmiş Çokkonuşan’a cevabı bakanımız çok geçmeden verdi.
Batman’ın Gercüş ilçesi Arıca köyü doğumlu, Hasan oğlu Mehmet Şimşek’im
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kendisine “İngiliz Mehmet” diyen CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu’na, “İngiliz Mehmet değilim. Batman’ın Gercüş ilçesi Arıca köyü doğumlu, Hasan oğlu Mehmet Şimşek’im” karşılığını verdi.
Şimşek, bir Bakanın kız kardeşinin yeşil karta muhtaç düzeyde fakir olabileceğini de ifade etti.
Maliye Bakanı, Kılıçdaroğlu’nun dün Denizli’de katıldığı bir toplantıda kendisini hedef alan “Kemal Unakıtan’dan sonra şimdi bir bakan daha var. İngiliz Mehmet. İngiliz Mehmet’in kız kardeşi de yeşil kartlı” şeklindeki sözleriyle ilgili olarak AA’nın sorularını yanıtladı.
Kahvehane Söylemi
“Kılıçdaroğlu’nun, Denizli’de sadece kendisini alkışlayan küçük bir kalabalığa hitabında adımı ve kardeşimi mesele yaptığını üzülerek okudum” diyen Şimşek, mağlup belediye başkan adayı olarak nitelendirdiği Kılıçdaroğlu’nun AK Parti, hükümet ve şahsı hakkındaki iddialarının kahvehane söylemi seviyesinden öteye gitmediğini söyledi.
Ablam 68 yaşında sade bir Türk vatandaşıdır
Kılıçdaroğlu’nun kendisine cevap verilmesini hak etmediğini, ancak kamuoyunda olası yanlış anlaşılmalara meydan vermek istemediğini kaydeden Bakan Şimşek, yeşil kart iddialarıyla ilgili olarak, “Söz konusu konuşmada adı geçen ablam, yıllar önce eşini kaybetmiş, halen kızının yanında Batman’da yaşayan ve yaşlılık maaşı dışında hiçbir geliri olmayan, 68 yaşında sade bir Türk vatandaşıdır. Kemal Kılıçdaroğlu, bir bakanın kız kardeşinin yeşil karta muhtaç düzeyde fakir olabileceğini neden anlamamaktadır? Çünkü Kemal Bey’in zihniyetine göre kişiler bakan olunca bütün akrabaları da zengin olur. Bizde bakan akrabaları zengin olmaz. Halbuki bu kendisinin karşı olduğunu iddia ettiği bir yolsuzluk düzenidir ve Kemal Kılıçdaroğlu bu söylemleriyle bir anlamda yolsuzluk düzeninin savunuculuğunu yapmıştır. Kendisini kınıyor ve aziz milletimizin vicdanına havale ediyorum” dedi.
Bakan Şimşek, Kılıçdaroğlu’nun İngiliz vatandaşı olmasıyla ilgili eleştirilerini yanıtlarken de, kendisinin AK Parti Gaziantep milletvekili seçilmeden önce uluslararası bir finans kuruluşunda Londra merkezli üst düzey yöneticilik yaptığına dikkat çekti.
Yurtseverliğim ve Türkiye’ye bağlılığım da, Kemal Kılıçdaroğlu’nun düzeysiz terazisine gelmeyecek kadar güçlü ve sağlamdır.
Burada, Avrupa, Ortadoğu ve Afrika’daki bir çok gelişmekte olan ülkenin makroekonomik analizinden sorumlu birimin başkanı olduğunu vurgulayan Şimşek, “Daha önce de beyan ettiğim gibi Anayasanın ve Vatandaşlık Kanununun verdiği hak uyarınca ve ilgili makamlardan izin alarak çifte vatandaş oldum. Yaptığım işin gereği sürekli iş seyahatlerine çıkan birisi olarak çifte vatandaşlığım bana büyük kolaylıklar sağladı. 1980′li yılların başından bu yana hükümetlerimizin yurt dışında yaşayan yaklaşık 5 milyon vatandaşımızı çifte vatandaşlığa teşvik ettiği de bir gerçektir. Kemal Kılıçdaroğlu’nun ucuz polemiğinde iddia ettiği gibi İngiliz Mehmet değilim. Batman’ın Gercüş İlçesi Arıca köyü doğumlu, Hasan oğlu Mehmet Şimşek’im. Yurtseverliğim ve Türkiye’ye bağlılığım da, Kemal Kılıçdaroğlu’nun düzeysiz terazisine gelmeyecek kadar güçlü ve sağlamdır” dedi.
Sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum.
Televizyon ekranları aracılığı ile sizlerle bir kere daha beraber olmaktan duyduğum mutluluğu ifade etmek istiyorum.
Bu vesileyle Cumhuriyetimizin 86. kuruluş yıldönümünü ve Cumhuriyet Bayramınızı en içten duygularımla kutluyorum.
Adım adım 100. kuruluş yılına yaklaşmakta olduğumuz Cumhuriyetimiz, geleceğimiz adına en büyük güvencemizdir.
Canları pahasına vatanlarını savunarak bu Cumhuriyeti bize armağan eden başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere kahraman ecdadımızı ve aziz şehitlerimizi bir kere daha rahmetle anıyoruz.
Değerli vatandaşlarım…
Bundan 86 yıl önce çok ağır bedeller ödenerek kazanılmış bir istiklal mücadelesinin ardından millet olma iradesiyle gözbebeğimiz olan Cumhuriyetimizi kurduk.
Bizi asırlar boyunca aynı değerlere bağlı kalarak ve aynı ideallere inanarak birlik ve dirlik içinde yaşatan da aynı millet olma iradesiydi.
Aynı şuur ve kararlılıkla geleceğe uzanan yolda birbirimize inanarak, birbirimize güvenerek, ülkemizi daha güzel yarınlara taşımak için el ele, omuz omuza yürümeye devam edeceğiz.
Sevgili vatandaşlarım…
Son çeyrek asırda insanlarımızın birbirine bağlılığını zayıflatmak, aramıza mesafeler sokmak için çalışanlar olmuştur.
Ak Parti İstanbul Gençlik Kollarının düzenlemiş olduğu gencAKademİSTanbul programı konuklarıyla, içeriğiyle ve söylemleriyle son derece başarılı birçalışma olarak göze çarpıyor. Programın içeriği, konukları ve katılım için http://www.gencakademistanbul.com/ .
Basında yazılanların bir kısmına bakıldığında ‘hükümetin teröristlere taviz üstüne taviz verdiği’ gibi bir izlenim ediniliyor.
Durumun sanıldığı gibi olmadığını, en azından öyle olmaması gerektiğini, altını çizmek için İngiltere’de 1990′larda yaşanan olaylar çerçevesinde değerlendirerek ortaya koymaya çalışacağız.
İngiltere’de 15 Aralık 1993′te imzalanan ‘Joint Declaration on Peace: The Downing Street Declaration’ barış anlaşması ve bunun sonucu olarak da ‘terör’ örgütlerinin ‘ateşkes’ ilan etmeleri sonucu Kuzey İrlanda’da hava birden değişmişti. Fakat hemen hemen hiç kimse yeni durum hakkında yorum yapacak durumda olmadıkları gibi, gelecekle ilgili öngörüde bulunacak durumda da değillerdi. Bu anlaşmayı 22 Şubat 1995′te yayınlanan ‘Framework Document’ (Çalışma Şartı) takip etti. Yeni şartname hem İngiliz hükümetine hem de Serbest İrlanda hükümetine yerine getirmeleri gereken birçok görev yüklüyor ve İrlanda adasının güneyinde ve kuzeyinde yaşayan insanların hepsinin ‘barış sürecine’ katılımlarının sağlanması arzu ediliyor ki, barış süreci kesintiye uğramasın ve ‘şiddet, terör ve kan’ dursun. Bu yeni durum, bazılarının hiç hoşuna gitmedi.
Usta çizer Salih Memecan’ın “irticayla mücadele eylem planı” ‘na karşı çizmiş olduğu karikatürler yoruma dahi gerek bırakmıyor. Salih Memecan ne kadar usta birisi olduğunu bir kez daha kanıtlamış oldu. Ülkemiz demokrasisinin büyük bir sınavdan geçtiği şu günlerde, yaşadığımız durum bu kadar kısa ve öz başka şekilde anlatılamazdı herhalde…

SÖZEL BÖLÜM
SORU 1. Türkiye’nin en büyük barajı aşağıdakilerden hangisidir?
a) Atatürk Barajı
b) Keban Barajı
c) Çubuk Barajı
d) Çankaya Barajı
e) %10 Seçim Barajı
SORU 2. Ülke yönetimine el koyan ve siyaseti askıya alan darbecilere hayranlık duyma, kendisini onların yanında huzurlu ve güvende hissetme duygusu Ankara Sendromu olarak literatüre girmiştir.
Ankara sendromu aşağıdakilerden hangisiyle büyük benzerlik taşır?
a) Panik-Atak
b) Manik depresif
c) Stockholm Sendromu
d) Agorafobia
e) Anarkofobia
Yazının devamı »
Sayfamıza güncellemeye devam ediyoruz. Türkiye'nin dört bir yanından çalışmalarınızı, duygu ve düşüncelerinizi bekliyoruz.
HERŞEY TÜRKİYE İÇİN !