AK Parti hükümeti döneminde Türkiye, rekorlar kırmaya devam ediyor. AK Parti, bazıları gibi “laf” değil, “icraat” yapıyor. İşte, Anadolu Ajansı’nın az önce yayınlandığı bir haber:
Türkiye’nin Haziran ayı ihracatı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 17,2 oranında artarak 8 milyar 970 milyon dolar oldu.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) İhracat rakamlarını Mersin’de açıkladı.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı’nın, Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakın Kürşad Tüzmen’inde katıldığı toplantıda açıkladığı rakamlara göre Türkiye’nin ilk 6 aylık ihracatı ise yüzde 24,08 artışla 49 milyar 412 milyon dolar olarak gerçekleşti. Son 12 aylık ihracat ise yüzde 22,38 artışla 95 milyar 363 milyon dolara ulaştı.�
Yerli ve yabancı yatırımcıların yatırım yapmak için yarıştığı şirin kentimiz Aksaray’dayız.. Başbakan Erdoğan’ı bekliyor Aksaraylı.. Kimi uzakta, kimi de daha da yakına girmek için polise yalvar yakar.
Ve beklenen an…
Tayyip Bey geliyor…
Yanında Abdullah Gül…
Beraber yürüyorlar, halkı selamlıyorlar.
Coşku çok büyük..
İnsanlar birbirini eziyor…
Meydan hınca hınç…
Yanımda Mardin Milletvekili Beşir Hamidi belirdi:
-Sayın vekil kaç kişi var burada?
-30 binin üzerinde.
Aksaray’dayız ama Hamidi’nin aklı İstanbul’da:
-Orada çok iyiyiz. Rakiplerimizin şansı yok.
Miting alanında fanatikler de var, kararsız olup sadece dinlemeye gelenler de var. Ferit Hatipoğlu adındaki esnaf kararını çoktan vermiş:
-AK Parti 4-0 alır.
Liderleri izledikten sonra karar vereceğini söyleyen bir başka esnaf İzzet Demiryürek ise, temkinli:
-Kalabalık iyi.. Bakalım Tayyip Bey de iyi olacak mı?
-Kalabalık ne diyor sizce?
-Vallahi kararımı vermedim ama bu kalabalık 4-0 diyor.
Mitginden uzaklaşıyorum.
Bir ayakkabı dükkanındayım.
Düşünceli iki esnaf:
-Hayrola ne düşünüyorsunuz?
-İşimizi.
-Tayyip Bey ilginizi çekmedi galiba.
-Çekmedi.
-Oylar kime?
-MHP…
Abdullah Gül kürsüde konuşuyor.
78 yayşındaki Ahmet Bat dikkatle dinliyor:
-Nasıl iyi konuşuyor mu?
Ahmet Amca kızıyor:
-Beni yakınına sokmadılar işitemiyorum
Polis kordonunu aşıyoruz. Korumalar saygılı.. Ahmet Amca’yı Gül’ün karşısına dikip, tekrar uzakşıyorum mitgig alanından.
Fatma Toker pür dikkat:
-Oyun kime teyze…
-Oğlumu öğretmen yapsın Tayyip.
Veli Yıldız’mış oğlunun adı. Birkaç kez girmiş sınavlara, öğretmen olamamış. Diyor ki Fatma teyze, “Tayyip şu ÖSS’yi kaldırsın, oğlumu öğretmen yapsın!”
-Yapmazsa…
-Yapsın yapmasın oyum ona.. Ama oğlum öğretmen olsun.
Aksaray’da vatandaşın en öncelikli sorunu işsizlik. Elimizde kalem, not aldığımızı gören, iş talebini iletiyor bize. Mehmet Ali Dağlı, 5 çocuğunun işsiz olduğundan yakınıyor ve yardım istiyor:
-Canımız her şeyimiz ona feda, zaten oyumuz onun. Ama bu işe de bir el atıversin be…
Polisin araçlara geçit vermediği bir sokak.. Bomboş… Osman Özbek yolun tam ortasında sigarasını tüttürüyor. Kürsüde Başbakan Erdoğan.. Osman Bey, dikkatle dinliyor.
-Kararınız.
İzliyor, bir süre düşünüyor.. Sigarasından bir fırt daha aldıktan sonra geçen seçimde kullandığı oyunun rengini açıklıyor:
-AK Parti.
-Ya şimdi?
-Düşünüyorum?
-Ne değişti?
-O halde…
-Bağımsız ne güne duruyor.
Haşmet Bey, bağımsızdan yana oy kullanacağını söylüyor ama Aksaray’da bağımsız aday yok. Bunu hatırlattığımızda gülüyor:
-Kullanmayız yahu sıkma canını.
Sokak ortasında bir gurbetçi…
-Hanımefendi oyunuz kime?
Fatma Kaynak Almanya’dan oy kullanmaya gelmiş Türkiye’ye:
-AK Parti’ye..
-Niye?
-Tek parti de o yüzden.
Az önce bir mağazada çerçilik yapan kişilerle konuştuk:
-MHP’liyiz biz. Çiftçi perişan, köşlü yine öyle. Esnaf siftah etmiyor. Tayyip, milletin anasını ağlattı.
O halde çiftçi Sinan Okutan’ı dinleyelim:
-Ben halimden memnunum.
Abdullah Koçak:
-Eskiden gelinimi hastaneye doğuma götüremiyordum. Şimdi her şeyim yerinde. Çiftçi ev geçindiriyor ev…
Akin köyü muhtarı Mustafa Akın karışıyor söze:
-Bunları da gördük diğerlerini de. Oyumuz AK Parti’ye. Biz köylü olarak iktidardan memnunuz.
Herkesin bir derdi var Aksaray’da…
Ama Emine Coşar’ın derdi can yakıcı…
-Yaz gazeteci…
-Söyle ablam söyle yazalım.
-Oğlumu öldürdüler, söyle Tayyip Erdoğan’a oğlumun katilini bulsun.
-Kimdir bu katiller bilir misin?
-Bilmem mi? 4 yıldır yakalanamadı. Bu nasıl devlet ha.. Katili cezasını bulsun da benim de birazcık içim rahatlasın ha… Söyle ona ne olur.. Söyleyemezsen yaz…
Yazdık, ilgili herkesin dikkatine…
Aksaray’da akşam karanlığı bastı, şehirden ayrılacağız. Baba oğul iki kişi önümü kesti:
-Yaz…
-Neyi?
-MHP’yi…
-…?
-Biz ailecek MHP’liyiz. Ama oyumuz AK Parti’ye. Bahçeli bizi DSP ile madara etti.. O gitsin biz döneriz partimize.. Yaz gazeteci, Bahçeli’nin haberi olsun…
Özetle…
Aksaray’da en güçlü parti AK Parti..
İkinci sırada MHP var…
CHP ve DP hak getire…
Beklenen sonuç şu:
Sürpriz olmazsa, AK Parti Aksaray’ı 4-0 alır..
Şehrin muhtelif yerlerinde mitinge çağrı duyuruları göze çarpıyor. Afişleri Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün birlikte fotoğrafları süslüyor.Bütün çağrılarda ‘Büyük Miting’ yazıyor. AK Parti’nin Kayseri mitingine verdiği önemi gösteriyor bunlar. Türkiye’nin en büyük alanı olarak nitelenen Cumhuriyet Meydanı’ndayız. Şehir ortasındaki meydan kavurucu öğle sıcağına rağmen tıklım tıklım…
Yaşlı genç, kadın erkek toplumun her kesiminden her renginden insanları bir arada görmek mümkün… Parti flamalarının yanında Türk bayraklarının çokluğu dikkat çekiyor. Mitingin başlamasına saatler kala ‘Gün Abdullah Gül’e sahip çıkma günüdür’ diyerek yollara dökülen Kayserilileri görüyorsunuz. Şehir mitingle ilgili… ‘Hastanelerde ilaç kuyruklarını kaldırdınız. Oyumuz size helal olsun’ dövizleri okunuyor. Bir başka afişte ise Erdoğan’ın büyükçe fotoğrafının yanında ‘Yeter karar milletin’ cümlesi var.
Kayseri, AK Parti için sıradan bir şehir değil. Cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül Kayserili. Gül, malum gelişmeler üzerine cumhurbaşkanı seçilemedi. Kayseri’de konuştuğum herkes ‘Gül’ün mağdurluğuna’ vurgu yaptı. Şehir milliyetçiliğinin particiliğin önüne geçtiğini gördüm. İşte bir örnek… 50 yaşlarındaki esnaf heyecanla anlatıyor: ‘Benim gönül verdiğim bir partim var, bugüne kadar hep partime oy verdim, ama bu seçimde iş değişti. Abdullah Gül’e yapılanları hazmedemiyorum. Oyum Gül’e…’. Benzer hissiyatı bir başka Kayserili’den de duyabilirsiniz.
Kayseri’de öteden beri AK Parti’nin ağırlığı var. Parti kurulduktan sonra ilk mitingi burada yaptı. Bir bakıma siyasi yolculuğuna Kayseri’den başladı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Abdullah Gül’ün engellenmesi AK Parti’nin desteğini artırmış durumda. Bunu açıkça görmek mümkün. Oylarında artış gözleniyor. Bu daha fazla milletvekili çıkaracağı anlamına gelmiyor tabii. Kaç partinin barajı aşacağı milletvekili dağılımını yakından ilgilendiriyor. MHP’nin de Kayseri siyasetinde hesaba katılması lazım. Sol ise zayıf, sağ partilerle yarışabilmesi çok güç.
Mitingde büyük bir sürprizle karşılaştık. Otobüsün üzerine AK Parti’nin üç önemli ismi birlikte çıktı. Başbakan Erdoğan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Meclis Başkanı el ele birlik, bütünlük mesajı verdi. Arınç ilk kez bir mitingde otobüsün üzerinde. Son günlerde sağda solda seçim sonrası AK Parti’nin cumhurbaşkanlığı stratejisi üzerine yorumlar yapılıyor. Abdullah Gül’ün adaylığı devam edecek mi yoksa başka bir isim mi gündeme gelecek? Bunu tartışmaya açmak isteyen çevreler var. AK Parti ‘Köşk çatlağı’ değerlendirmelerine cevabı Kayseri’den verdi. Üçlünün Kayseri fotoğrafı önemliydi.
Erdoğan’dan önce Gül ve Arınç konuştu. ‘Evladınız’ diye anons edilen Abdullah Gül kalabalığı dalgalandırdı ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine getirdi konuyu. Muhalefet partilerinin meydanlarda cumhurbaşkanlığı seçimlerinin konuşulmasını yadırgamasına tepki gösteren Gül ‘Benden önce seçilmiş olan üç cumhurbaşkanından daha fazla oyu aldım mı, almadım mı?’ diye sordu. Gül ayrıca ‘Eski cumhurbaşkanlarının Anayasa Mahkemesi’ne tayin ettiği üyeler ne olacak, diye sormayacak mıyız?’ dedi ve ekledi: ‘Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oynanan oyunlara tepkilerinizi demokratik biçimde gösterin.’ Gül’ün ardından kürsüye çıkan Meclis Başkanı Bülent Arınç ‘Siyaset konuşmayacağım.’ dedi. Arınç, cumhurbaşkanlığı seçimlerinden söz ederken kalabalıktan yükselen seslere ‘Yuhların anlam kazanması 22 Temmuz’da sandıkları doldurmanıza bağlı.’ diye konuştu. Başbakan Erdoğan diğer partilerin az miting yaptığını anlatırken ‘Ankara’nın doğusuna liderler gidemez. Onların sizin karşınıza çıkmaya yüzü yok.’ dedi.
Kayseri Abdullah Gül’ü mahcup etmedi, meydanı dolduran on binlerin heyecan ve coşkusu AK Parti’ye moral oldu.
Ekrem Dumanlı’dan sonra hemen bir de Perihan Mağden iyi gider değil mi ? Gözleri boyanmış, rejim elden gidiyor palavraları ile uyutulmuş olanların uyanması dileğiyle. Hatta dilek değil yeter artık uyanın bu kadar ağır uyku mu olur !
‘Yüzbaşıdan sonra binbaşı’
‘İstanbul Ümraniye’de bir gecekonduya 13 Haziran’da yapılan baskında 28 el bombası, TNT kalıpları ve fünyeler bulunmuştu.
Patlayıcı maddelerin emekli Astsubay Oktay Yıldırım’a ait olduğu belirlenmişti. Oktay Yıldırım’ın, Danıştay Saldırısı’nda adı geçen emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin ile arkadaş olduğu ortaya çıkmıştı. Muzaffer Tekin tutuklanmıştı. Patlayıcıların, Cumhuriyet gazetesine atılanlarla aynı olduğu ortaya çıkmıştı.
Muzaffer Tekin sorgusunda, baskında ele geçirilen dokümanların başında yer alan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ni emekli Binbaşı Fikret Emek’ten aldığını söyledi. Bunun üzerine Fikret Emek ile bağlantılı Ankara ve Eskişehir’deki 3 eve önceki gece eş zamanlı baskın düzenlendi. Fikret Emek’in annesine ait olan Eskişehir’deki evde çok sayıda patlayıcı madde ve silah ile karşılaşıldı. Aynı evde yakalanan emekli Binbaşı Fikret Emek gözaltına alınarak İstanbul’a gönderildi.” Posta gazetesi-Eyüp Kelebek/DHA
Ümraniye’deki gecekondu baskınının akabinde tutuklananlarla ilgili YAYIN YASAĞI getirildi biliyorsunuz: ÇOK KOCAMAN KOCAMAN NEDENLERLE.
Ama Danıştay Baskını’na ismi karıştı diye esefinden (kendi) kendini, kalbinden bıçakla(n)mış olarak bir hastane kapısına bıraktırmış bulunan Muzaffer Tekin’in (yani bu Ümraniye Ekibi’nin) dosyası da, Danıştay Baskını dosyasıyla birlikte değerlendirilecek.
Böyle bir karar alındı.
Oysa, “Hatırlar mısın bilmem; aylar geçti üstünden”- O baskını gerçekleştiren Alparslan Arslan TÜRBAN YÜZÜNDEN yaptığını söylemişti baskını. Yani çok dinine imanına bağlı bir avukattı; Danıştay Kararları’nı türbana dair içine sindiremiyordu. Gidip bir üyeyi öldürmüş, birkaçını yaralamıştı.
Kız kardeşleri türbanlıydı; müfettiş olan babası filan ‘gururluydu’: Mahkeme giriş çıkışlarında oğullarının ne denli ‘haklı’ ve ‘cefakâr’ olduğuna dair sloganlar haykırıyorlardı. Arabasına da (hemen bulunması için) bir Vakit gazetesi yerleştirilmişti.
Bu iğrenç suikastle ilgili verilmek istenen mesaj (anlaşılan) şuydu: “Bu ‘irtica yanlıları’ gider, Danıştay’ı da basar, böyle fanatikçe/kanlı eylemleriyle memleketimizin huzuruyla oynarlar. Aman dikkat laikçiler: Bilelim. Bilenelim.”
Sonra Alparslan Arslan ‘meczup’ ayaklarına yattı. Habire akıl sağlığı kontrolleri talep etti, muhtelif olaylar çıkarttı mahkemesinde.
Ama Muzaffer Tekin’le olsun, onun hempalarıyla olsun yakınlığı ortaya çıkmıştı. HİÇBİR ŞEY YAPILMADI.
Muhtelif Mahkeme Baskınları’nda ve Kuvvai Milliye Göstermeleri’nde dikkat çekmiş bulunan bu ‘yakınlar’ Ümraniye akabinde ele geçirilen mühimmatlarıyla/ilişkileriyle nasıl da vatanımız milletimiz için tehlikeli ‘yapılanmalar’ içinde olduklarını, ağzımıza/yüzümüze dayayıncaya kadar.
Veli Küçük’le de fotoğraflanan Bu Şahıslar, diyelim hep birlikte Hrant Dink’in mahkemelerini basmaktaydılar. Zaten Ümraniye’deki el bombalarının Cumhuriyet gazetesine atılanlarla ‘aynı cins’ olduğu saptandı.
Bu kişiler/bu bağlantılar/bu Suikast Timleri peki Hrant Dink davasına bağlanamaz mı? Bağlanmayacak mı?
En son Eskişehir’de ANNESİNİN EVİNE böylesi 1 mühimmatı yığmış bulunan Binbaşı Fikret Emek’le birlikte rütbeler binbaşıya kadar yükseldi. Ele geçirilenler, Türk Ordusu’na aitler.
Her yakalanan emekli/malulen emekli/Özel Harpçi vs. haykırıveriyor: “Bunlar Türk Ordusu’nu yıpratmaya yönelik komplolar!” diye. Temize çıkmak istiyorlar!
Peki, Türk Ordusu’nun bunca baskın/bunca rütbe/bunca askerin isminin karıştığı olaylara dair bize hiçbir açıklaması olmayacak mı? Yakalanınca Türk Ordusu’nun adını ağzından düşürmeyen Bu Masumların kim olduklarına, bunca askeri teçhizatı NASIL ve NERDEN elde ettiklerine dair ufacıcık bir açıklama? Bir projeksiyon, utkularının ne olduğuna dair?
Yoksa Türk Ordusu, ‘İçinde Bulunduğumuz Bu Zor Günlerde’ ve ‘Ülkemizin Mevcut Çetin Koşullarında’ böylesine yüzbaşı/ binbaşı/astsubay/Özel Harpçi emeklilerinin muhtelif evlere yaptıkları depolamalarla uğraşamayacak kadar meşgul, mühim ve tepelerde midir? Ya da askeriyeden ‘emeklilerin’ ne haltlar karıştırdığı, Ordumuz’un ‘Özel Hayatın Özelliğine Maksimum Saygı İlkesi’ gereğince, onların çok çok hassas kırmızı çizgiler prensibiyle-
Yani alakadar etmiyor mu, etmez mi ordumuzu besbelli Türkiye’yi ‘karıştırmayı’ kafaya koymuş/planlı programlı/silahlı külahlı/’sivil’ örgütlü/mörgütlü bu asker emeklilerinin, herrr fena taşın altından çıkıyor olma halleri/durumları?
Danıştay Saldırısı, Cumhuriyet gazetesi bombalanması, bu evlerde ele geçirilen mühimmat ve onların sahipleri, birbirlerine haraşolandı.
Peki Hrant Dink’i öldürenler: 3 kişi. Bir: Çocuk Katil O. Bir de: 2 ağbi. Başkaları yok mu yani? Başkalarının işin içinde olmaması imkân dahilinde mi? Üstü yorganlanmaya çalışılan Hrant Dink Suikasti’yle devam edelim yarın bari.
2 Temmuz Pazartesi günü, duruşmaya lütfen. Sabah dokuz buçuk. Beşiktaş Eski DGM’de görülüyor (tam da görülemeyen) Hrant Dink Duruşması.
Perihan Mağden
İşte Kayseri mitinginden fotoğraflar :



Açık söylüyorum, vatandaş, son yıllardaki çeteleşmenin iktidar partisine karşı yapıldığını; illegal yapılanmanın psikolojik harp teknikleriyle icra edildiğini düşünüyor. Siyasî amaca yönelik bu tehlikeli gelişme karşısında derin bir sessizliğe bürünülmesi gizli bir ittifak olarak düşünülüyor. Durum böyle olunca, aslında AK Partili olmayan insanlar bile buraya kayıyor; çünkü başka türlü bir demokratik tepki imkânı bulamıyor. Bu da yanlış; çünkü doğal değil. Siyaset mühendislerinin pervasız tutumu seçmen psikolojisini bu duruma itmiştir; dolayısıyla sorumlu olan da onlardır.
Cengiz Çandar, Referans’taki yazılarında aktardı. Bir düşünce kuruluşunda öyle şeyler söyleniyor ki buna AK Parti’yle uzaktan yakından ilgisi olmayan, hatta bu partiye karşı olan ABD eski büyükelçisi Abramowitz isyan ediyor ve, “Beni de AK Partili yapacaksınız.” diyor. Durum budur! Öteden beri solcu, hatta bir dönem militan olan bir aydın aynı itirafta bulundu. “Hayatta bir gün sağdaki bir partiye destek vereceğim aklımın ucundan bile geçmezdi.” diyen aydın, 27 Nisan bildirisine atıf yapıyor ve “Suç işlenmiştir, Anayasa çiğnenmiştir.” diyor
Ekrem Dumanlı
Hiç bıkmadılar, hep bir anlaşmazlık yakalamaya çalıştılar. Akılları almadı bir türlü.
Üç süper adam bir partideler ve birbirleri ile hiç rekabet etmiyorlar. Gerektiğinde koltuğu bir diğerine bırakmaktan kaçınmıyorlar. Nasıl anlasınlar ki, ufacık partilerde, derneklerde bile sıradan koltuklar için insanlar birbirlerini yerken, onlar ülkenin en önemli koltukları için birbirlerini aday gösterebilliyorlardı ve arkadaşlarının başarıları ile gurur duyuyorlardı.
Akıl alacak iş mi şimdi ?
Siyaset yapıyorlar ama koltuk sevdası olmadan. Hep başka şeyler aradılar altında, her lafı evirip çevirip bir anlaşmazlık çıkar mı aralarında diye fırsat kolladılar.
Bilmiyorlar ki bu insanlar diğerlerinden farklı olarak gerçekten bu ülke için yapıyorlardı siyaseti. Bu ülkeyi bir adım öne çıkarmak, ülke insanının yüzünü güldürmek, bir hayır duası almak onlar için bütün koltuklardan daha değerliydi.
Yıllarca ideallerini beraber omuzladıkları, gelen darbelerin altında beraber ızdırap çektikleri dava arkadaşlarını bir koltuk için satmak ise onlar için akla gelmeyecek bir hainlikti. Hele ki sırf birilerinin istediği gibi konuşmadıkları ve davranmadıkları zaman bir iki tane kendini bilmezin onlara çeşitli ithamlarda bulunması onlara çok ağır geliyordu.
Son günlerde yine bıkmadan usanmadan uydurdukları senaryolardan biri gündemde. Abullah Gül ile Bülent Arınç arasında Çankaya konusunda anlaşmazlık varmış.
İşte bugün iddialara cevap geliyor. Yiğitler Kayseri’de el ele olacak. Saat14:00′da Kayseri’de Ak Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanımız Abdullah Gül ve TBMM Başkanı Bülent Arınç dimdik, sımsıkı bir şekilde bu millet için nasıl bir ve beraber olduğunu gösterecek tabi ki millet de nasıl onların arkasında olduğunu görecek.
Bu zamana kadar 22 Temmuz sonrasında ne olacağını kestirememiş olanlar. Bugün bir şansınız daha var. Kayseri’yi izleyin…
Kütahya’da coşkulu bir kalabalığa hitap eden Başbakanımız, Ege Bölgesi’ndeki bu ilk mitinginde konuşmasına Adnan Menderes’i hatırlatarak başladı. Menderes’in 1950′de ‘Yeter söz milletindir’ diyerek yola çıktığını hatırlatan Başbakan, “Biz de ‘yeter karar milletindir’ diyoruz.” dedi. Türkiye’nin saat gibi işleyen demokrasisini durdurmak isteyenleri milletin gördüğünü vurgulayan Erdoğan, “Milletsiz düşünülen senaryoları çöpe atıp demokrasiyi sürekli kılacak olan sizsiniz. Biz kendimizi sizden ayrı görmediğimiz kaderimizi sizinle bir gördüğümüz için sonuna kadar güvendik, güveniyoruz.”diye konuştu.
-MHP’LİLERE ÇAĞRI: CHP’YE YEDEK PARÇA OLMAYIN-Başbakanımız konuşmasında eleştirilerini MHP, CHP ve Genç Parti üzerine odakladı. MHP’nin CHP’nin değirmenine su taşıdığını belirten Başbakan, “Hayırlı olsun. Al birini vur öbüre. Hiç farkı yok. Hani bunlar cumhuriyetçiydi, halkçıydı; hikaye hepsi. Cumhura saygısı olmayandan cumhuriyetçi olur mu? Halka saygısı olmayandan halkçı olur mu? Öbürü de milliyetçiyim diyor. Ne milletçisi ya Milliyetçiyim demekle milliyetçilik olmaz. Bu ülkenin parasını delik deşik edeceksin ondan sonra milliyetçiyim diyeceksin. IMF’ye ‘size minnettar kalacağız nolur bize biraz borç ver’ diyeceksin, sonra milliyetçi olacaksın.” diye konuştu.
YEMEZLER
”Lafla milliyetçilik olmaz” diyen Recep Tayyip Erdoğan, MHP Lideri Devlet Bahçeli’yi terörist başı Öcalan’ın kaldığı hapishaneyi döşemekle suçladı. Erdoğan, “Bölücü terör örgütünün başını sana hediye edecekler. Sen kalkıp hapishaneyi İmralı’yı döşeyeceksiniz ondan sonra da kalkıp faturayı AK Partiye keseceksin. Yemezler, yutmazlar. Dürüst olalım.” ifadesini kullandı.
Seçim harcamalarının Başbakanlık bütçesinden yapıldığı iddiası, AK Parti yönetimini rahatsız etti. İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli, Başbakan Erdoğan’ın il gezilerinde sadece mitinglere katılmadığını valilik ziyaretleri ve devlete ait açılışlar yaptığını anlattı.
RAHATSIZ OLUYORLAR
“Biz 5 yılda büyük yatırımlar yaptık. Bunların meyvelerini topluyoruz” diyen Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli bunlar gündeme geldiği için her halde diğer partiler bu işi farklı şekilde değerlendiriyor yorumunu yaptı.
Gedikli, Erdoğan’ın Başbakan sıfatıyla yaptığı harcamaların, Başbakanlık tarafından karşılanmasının doğal olduğunu ancak miting harcamalarının tamamının parti kasasından yapıldığını söyledi. Muhalefetin bu konudaki eleştirilerini haksız bulduğunu vurgulayan Gedikli ” Ak parti’nin yapmış olduğu icraatların meyvelerini toplaması zannediyorum muhalif partileri harekete geçiriyor.” dedi
Sayfamıza güncellemeye devam ediyoruz. Türkiye'nin dört bir yanından çalışmalarınızı, duygu ve düşüncelerinizi bekliyoruz.
HERŞEY TÜRKİYE İÇİN !