Sıcak seçimlerin serinkanlı değerlendirmesi iki kelime ile özetlenebilir:
-Halk uyutulamadı!
Cinayetler, bombalamalar, şehit cenazeleri, korku filmi senaryoları�
Cumhuriyet bitti, rejim gitti, devlet çöktü�
Atatürk”ün kurduğu Cumhuriyet”in son seçimi olabilir�
Hiç biri tutmadı.
Daha doğrusu halk yemedi.
Eğer yalan dolanlara birazcık inansaydı, CHP ve MHP birlikte Hükümet kurabilecek bir parlamento yapısı ortaya çıkabilirdi.
Seçmenler en çok bu olasılıktan korktular.
İşte onun için AK Parti”nin yüzde 34 olan oy oranı (dört yıllık iktidar yıpranmışlığına karşın) yüzde 50″ye dayandı!..
Dört yıldızlı generallerin başına geçtiği sivil toplum(!) kuruluşlarıyla, sivil olmayan toplum kuruluşları kafa kafaya verip düşünmeliler:
-Biz neden hep aynı yanlışı yapıyoruz?
Halkı korkutup uyardıkça, neden hep o yöne doğru gidiyor?
Demokrasi sivillerin rol aldığı bir oyundur.
Bale yapanların arasına postalla daldığınızda, ilk anda paletler ve balerinler sahneyi terk edebilirler. Ama postallı dansçıyı ilelebet de alkışlamazlar. Sadece geçici süre, belli bir alkış alabilir.
Parti merkezinin balkonundan AK Partililere hitaben yaptığı konuşmada seçimi değerlendiren Tayyip Erdoğan, ülkenin ihtiyacı olan huzurlu ılımanlığın ilk işaretini verdi:
-Kaybedenleri üzecek kadar sevinmeyin!
Sonra sırtı yere yapışmış CHP, tek başına iktidar sloganıyla gelip yüzde 15″in altında kalan MHP, barajı bile aşamamış DP, GP ve diğer partilere oy vermiş seçmenlere seslenerek dedi ki:
-Sizin oylarınız da bizim için değerlidir. Mesajınızı aldık!
Bu mesajı daha da somutlaştırdı:
-Kimse endişe etmesin Cumhuriyet”in temel değerlerine sahip çıkacağız!
Başbakan kendi partisiyle birlikte seçimi kazanarak parlamentoya giren bütün partilerin milletvekillerini ve bağımsızları da başarılarından ötürü kutladı.
Erdoğan”ın seçim sonrası ilk konuşması, propaganda dönemindeki konuşmalarıyla kıyaslanmayacak kadar üst düzeydi.
Bu seçim öncesinde devlet bürokrasisi iki şey istiyordu:
AK Parti gerilesin� AK Parti rekor kırarak iktidarda kaldı.
Kürt adaylar parlamentoya girmesin� DTP”li bağımsızlar Meclis”te grup kuracak sayıya ulaştılar.
AK Parti ise artık hiç kimsenin itirazına yer bırakmayacak bir oy desteğiyle doğru orantılı Meclis grubu oluşturdu.uçak bileti orjin kremOnline Kozmetik sitesinden alışveriş yapmak artık çok daha kolay.Pembe maske alarak güzelleşin.Levitra Viagra Markamed Antakya Biberi Keşfedin.Uçan balık ile air swimmers.
Türkiye”nin rotası bu seçimle belli olmuştur: Darbesiz demokrasi, barış ve istikrar!
Cumhuriyet:
‘CHP’de hesap zamanı’
Vatan:
‘Erdoğan sildi süpürdü’
Tercüman:
‘AKP Derpremi % 46,7′
Birgün:
‘e-muhtıra’nın iflası’
Yeniçağ:
’367 kabusu’
Akşam:
‘Üçüncü halk ihtilali’
Referans:
‘AK Parti’den tarihi zafer’
Bugün:
‘Halkın muhtırası’
Star:
Demokrasinin zaferi: Yüzde 47′
Radikal:
‘Bu da halkın muhtırası’
Vakit:
Halk Muhtırası’
Milli Gazete:
‘Hayırlı olsun’
Zaman:
‘Son sözü millet söyledi’
Sabah:
‘Halk bildirisi’
Milliyet:
‘AKP’nin rekoru: Gül’e yapılana milli refleks’
Hürriyet:
‘İkinci Tayyip dönemi’
Türkiye:
‘AK Parti ezdi geçti’
YeniAsya:
‘AK Parti’ye bir şans daha’
Takvim:
‘AK ihtilal’
Posta:
‘Halk AKP dedi’
Güneş:
’2. Menderes vakası’
uçak bileti orjin kremOnline Kozmetik sitesinden alışveriş yapmak artık çok daha kolay.Pembe maske alarak güzelleşin.Levitra Viagra Markamed Antakya Biberi Keşfedin.Uçan balık ile air swimmers.
Seçim sonuçlarına farklı bir pencere açmak istiyorum. Bir aklı evvel televizyoncu ne diyordu: ‘ Sağcıysanız MHP’ye solcuysanız CHP’ye oy verin.’ Buna Emin Çölaşan, İlhan Selçuk gibi ilaveler oldu. El birliğiyle ‘ CHP=MHP’ sloganı türettiler.
En vahimi, MHP lideri Bahçeli’nin AK Parti’yi destekleyenleri ‘ bölücü’, ‘ hain’ ve ‘ Barzani işbirlikçisi’ olarak tanımlamasıydı. CHP lideri Deniz Baykal çıktı sahneye. AK Parti’ye oy verenler için ‘ günahkar’ dedi.
Saadet Partisi’nin doğal lideri Necmettin Erbakan ne diyordu: ‘ AK Parti’ye oy vermek, cehenneme bilet almaktır.’
Hepsinin hedefinde iktidar partisinin olması doğaldır. Ancak bir partiye oy veren insanları, ‘hain, günahkar, cehennem yolcusu’ olarak tanımlamak, herhalde siyasetin bildik terminolojisinde yoktur.
Bu lafların ışığında bir de sandık sonuçlarına bakalım. AK Parti: yüzde 47. Seçimden önce, ‘ Ne yani toplumun yarısı AKP’li mi?’ diyerek anketlere kızan Okay Gönensin’i tekzip edercesine çıkan bir sonuç.
Şimdi bunu nasıl okumalıyız? Muhalifler haklıysa eğer; Toplumun neredeyse yarısı cehenneme koşar adım bilet alan günahkar ve hainler!
Üzgünüm, kendi payıma ben de bir günahkarım, cehenneme bir bilet aldım!
50 yıllık rekor kırıldı
Sandık sonuçlarının zihinlerde canlandırdığı veciz sözlerden biri, AK Parti’nin ‘ Durmak yok yola devam’ sloganı.
Bir yere kadar doğru, ama ‘ yola devam’ kararı verenler ‘ daha fazla demokrasi’, ‘ daha fazla özgürlük’, ‘ daha fazla refah’ ve ‘ daha fazla iş’ taleplerini de yenilediler aslında. Şu mesajı verdiler: İyi işler yaptınız, daha iyisi için yeni kredi açtık.
Krediyi açarken öylesine güçlü bir destek verdi ki, AK Parti, 50 yıllık sandık rekorunu kırıp geçti. AK Parti; eski DP’den sonra iktidarda üst üste iki seçimde oyunu arttıran ikinci parti olurken, yarattığı oy farkıyla da ilk sıraya yerleşti.
1950 seçimlerinde yüzde 52.68 oy alan DP, 1954 yılındaki seçimde oyunu yüzde 57.61’e çıkarmış, iki seçimdeki oy farkı yüzde 4.93 olmuştu. 3 Kasım 2002 seçimlerinde yüzde 34.43 oy olan AK Parti, yüzde 47’ye dayandı. Aradaki oy farkı, yüzde 12.5 civarında. İktidarda oylarını bu denli arttıran ikinci parti yok.
50 yıl sonra yeni rekorun adı: AK Parti.
Devlet sandığından CHP-MHP koalisyonu çıktı
Önüme gelen ilk sonuçlar arasında Çankaya’dan üç sandık var. Biri Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, biri Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, Hava Kuvvetleri Komutanı Faruk Cömert, Deniz Kuvvetleri Komutanı Yener Karahanoğlu, diğeri Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ’un oy kullandığı sandık.
Devlet erkanı, bu sandıklarda.
Üç sandıktan da CHP birinci çıktı. Toplam 409 oy aldı. İkinci parti MHP. Aldığı oy, 124. Türkiye genelinde yüzde 47 oy alan AK Parti, bu üç sandıkta ancak 103 oya ulaşabildi. CHP, AK Parti’yi 4’e katlarken, MHP bile AK Parti’nin önüne geçti.
Yani, devlet sandığında CHP-MHP koalisyonu vardı.
Bravo Ağar’a
DYP ile ANAP’ı bir araya getirme projesi suya düştükten sonra herkesin ortak kanaati, DP’nin baraj altında kalacağı yönündeydi. Partililer bile zamanla bu gerçeği kabullenmeye başladılar. Tek umutları, yüzde 7’yi geçerek Hazine yardımından yararlanmaktı.
O da olmadı.
Daha sandıkların yarısı açılmıştı ki, Mehmet Ağar’ın istifa haberi ulaştı haber merkezlerine. İlk tepkim şöyle oldu: ‘Bravo, Ağar’a…’
Seçim yenilgilerinden sonra koltuklarına sıkı sıkıya sarılan o kadar genel başkan gördük ki, biraz da şaşırdık doğrusu.
Ümit ederim, Baykal’a da örnek olur.
AK Parti, 22 Temmuz seçimlerinden yüzde 46,6 oy alarak büyük bir zaferle çıktı. Köşk seçimleri gölgesinde yapılan yarışta CHP umduğunu bulamadı. MHP ise önemli bir çıkış yakalayarak oy oranını yüzde 14,2′ye yükseltti. Millet iradesinin yüzde 87′si Meclis’e yansıdı.uçak bileti orjin kremOnline Kozmetik sitesinden alışveriş yapmak artık çok daha kolay.Pembe maske alarak güzelleşin.Levitra Viagra Markamed Antakya Biberi Keşfedin.Uçan balık ile air swimmers.

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin MİT ajanı olduğunu iddia eden ve MHP’nin kurucusu, ülkücülerin Başbuğ’u Alparslan Türkeş tarafından yazıldığı iddia edilen mektup elden ele dolaşmaya başladı. Ülkücülere ait internet sitelerinde bu mektubun içeriği tartışılıyor. Yıllar önce Alparslan Türkeş tarafından kaleme alındığı öne sürülen mektubun parti içi muhalifler tarafından yeniden gündeme getirilmesi Bahçeli’yi sıkıntıya soktu.
TÜRKEŞ’İ KAÇIRMA PLANI
MHP’DE Türkeş’in ölümünün ardından yaşanan genel başkanlık yarışı sırasında parti içi muhalefet tarafından ortaya atılan bu mektup seçimlere günler kalma yeniden gündeme getirildi. Mektubun yazıldığı tarihte Devlet Bahçeli, Gazi Üniversitesi’nde asistan olarak görev yapıyordu. 12 Eylül sonrasında cezaevinde bulunan Alparslan Türkeş, GATA’da tedavi görürken bir grup ülkücü, liderlerini kaçırmak için kurulan ekibin isimlerini bildirmişti.
‘BAHÇELİ’YE İTİMAT EDİLMEZ’
TÜRKEŞ, bu isimler hakkında kanaatlerini belirten bir mektup kaleme alarak eylemi organize eden kişiye gönderdi. 26.7.1983 tarihinde kaleme alınan mektubun en ilginç bölümü yıllar sonra MHP’nin başına geçecek olan Devlet Bahçeli’ye ilişkin satırlardı. Türkeş mektubunda güvenilir bulduğu isimleri saydıktan sonra bazı isimlere ise güvenmediğini bildiriyordu. Türkeş’in ‘itimat edilemez’ dediği kişiler arasında Devlet Bahçeli de vardı. Hareketin başbuğu Türkeş’e göre Bahçeli MİT ajanıydı ve kendisine güvenilemezdi.
MUHALİFLER ÇIKARDI
PARTİ karşıtları kadar parti içi muhalifleri de bu mektup olayını sürekli Bahçeli’nin aleyhinde kullandılar. Geçmişte bu mektubu kullanarak Bahçeli’yi yıpratmaya çalışan muhaliflerden bazıları sonradan Bahçeli ile barıştılar ve bir bölümü bugün liste başlarında aday gösterilmiş durumdalar.uçak bileti orjin kremOnline Kozmetik sitesinden alışveriş yapmak artık çok daha kolay.Pembe maske alarak güzelleşin.Levitra Viagra Markamed Antakya Biberi Keşfedin.Uçan balık ile air swimmers.
İŞTE TURKEŞ’iN MEKTUBU

Türkeş’in yazdığı iddia edilen mektup şöyle:
Pek değerli ve Sevgili OğlumBu gün, muhterem arkadaşımız (…) mektubunuzu getirerek beni çok sevindirdi. Yazılarınızı okuyarak gerçek durum hakkında aydınlandım. Teşekkürler ederim. Ara sıra yazmanızı ve bana bilgi vermenizi rica ederim. Malum olduğu üzere davamız Türk-İslam davasıdır. Her hareketimizin gayesi Allah’ın (c.c.) rızasını kazanmak ve asil milletimize hizmet etmektir.
P. imanlı iyi bir arkadaşımızdır. A.E de temiz ve ihlaslı bir Anadolu Türkmeni’dir. Avşardır, benim aşiretimden boyumdandır. Denenmiş fedakár bir kimsedir. Göze çarpan kusuru kendisine zarar veren içki tutkunluğudur. M.Ü. ise gayet temiz, dürüst, imanlı, aydın bir kişidir.
Bunlar milliyetçilik yolunda, geçmiş yıllarda sessizce hizmet vermişlerdir. A.G., A.A. tarafından gösterilen hatalı davranışı anlamak mümkün değildir. Devlet Bahçeli’nin bunlarla aynı davranışa girişmesi mümkün şey. Devlet Bahçeli, MİT’dendir. Arkadaşlarımız MİT’den uzak olmalı, bunlara hiç itimat etmemelidir.

Ne ise çok şükür şuurlu arkadaşlarımızın sayesinde fesat yatışmış oldu. Fakat bu tatsız şeyleri yapanlar, ya Anavatan Partisi ile işbirliği sebebi ile kışkırtılmışlardır veya MİT tarafından kullanılmışlardır. Mesele üzerine dikkatle eğilmek lazımdır.
Ermenilerin cinayetlerine karşı bazı MİT memurları içerde ve dışarıda ülkücüleri kullanmak teşebbüsünde bulunuyorlar. Bunları asla kabul etmemeli, hiçbir eyleme karışılmamalıdır. Önce yönetim Milliyetçilere karşı giriştiği baskıyı, yanlış uygulamayı değiştirmeli ve resmi makamlar, görev teklif etmelidirler. Bu takdirde devletimizin desteğini ve tasvibini arkamıza alarak eyleme girişmek kabul olunmalıdır. Aksi halde MİT (?) memurlarının el altından yaptıkları teklifleri kabul etmek zararlıdır. Bunu herkese münasip şekilde anlatmalıdır.
Şimdi sizden özel bazı ricalarım olacaktır. Eşim Seval hanımı tanıyorsunuz. Gerek sizin ve gerek muhterem (…) hanımın arada bir telefonla aramanızı kendisine (okunamadı) ilgi ve destek vermenizi rica ederim. Güvenilir iyi bir de şoför temin etmeye çalışmanızı rica ederim.
Mahsus selamlar ederek sevgilerle gözlerinizden öperim. Cenabı Hakka emanet ederim.
İmza: Alparslan Türkeş
Seçim gündeminin yoğunluğu içinde gözlerden kaçan çok önemli bir anlaşma imzaladık İran’la. Serdar Turgut’un kaleminden okuyalım :
AKP hükümeti seçime giderken öyle bir işe imza attı ki; ülkesini seven ve daha iyi olması için düşünen bir insanın bunu alkışlamaması mümkün değil. O nedenle kim ne düşünürse düşünsün, isterse tarafsızlığını kaybetti desin, yine de bu konuyu yazacağım, yazmak zorundayım
Belki de seçime bu kadar az kalmışken bu başlıkla bir yazı yazmam doğru değildir. En azından yanlış anlaşılacak bir konu bu, orası kesin. Ama ne yapayım, AKP hükümeti seçime giderken öyle bir işe imza attı ki; ülkesini seven ve daha iyi olması için düşünen bir insanın bunu alkışlamaması mümkün değil.
O nedenle kim ne düşünürse düşünsün, isterse tarafsızlığını kaybetti desin, yine de bu konuyu yazacağım, yazmak zorundayım.
Konu: Türkiye’nin İran ile doğalgaz konusunda imzaladığı mutabakat anlaşması (Memorandum Of Understanding).
Bu anlaşmaya göre İran, Türkiye’ye iki doğalgaz havzasını işletmesi için verecek ve Türkiye buradan çıkarılan doğalgazı ülkemize nakledecek, kendi kullandığımızın dışında kalan bölümünü Avrupa’ya da gönderebilecek.
Bu köşede daha önce bu konuyu yazdık ama dün Enerji Bakanı Hilmi Güler’den meselenin detaylarını dinleyince yeni adımın Türkiye açısından ne kadar da önemli olduğuna bir kez daha ikna oldum
Türkiye, Türkmenistan doğalgazı konusunda ciddi zorluklarla karşılaşıyordu. İran’la yapılan anlaşma, bu zorlukların tamamen aşılması anlamına gelecek. Ayrıca Türkiye bu yeni adımıyla dünya enerji piyasasına çok önemli bir oyuncu olarak girme fırsatını yakaladı.
Bakan Güler’e göre, dünyada enerji konusunda kaynak coğrafya olan ülkeler ile transit coğrafya olan ülkeler var.
Türkiye şimdiye kadar kaynak coğrafya değildi ama Avrupa’ya doğalgaz sevkiyle çok önemli bir transit coğrafya oluyor.
Bunun dışında İran’dan bize verilecek havzaların işletilmesini TPAO gözetiminde kendimiz yapacağımızdan, tam kaynak ülke olmasak da kaynak sürekliliği konusunda dünyada önemimiz çok artacak.
Ayrıca Türkiye’nin Karadeniz’de doğalgaz çıkarma çalışmaları da hızlandırılmış olarak sürüyor.
Akçakoca’da sahilden 11 kilometre açıkta doğalgaz çıkarıldı ve buradan çıkarılan gaz, BOTAŞ boru hattına çoktan bağlandı bile.
Bu çalışmaların yanı sıra Silivri’de denizin açığında bin 200 metre derinliklerde bulunan 1.6 milyar metreküplük doğalgaz deposu da aktive edildi. Buraya gaz pompalanıyor şu anda ve stoklanıyor.
Bakan Güler bu deponun hacminin yakında 3 milyar metreküpe çıkarılacağını da söyledi.
Benim alkışımın siyasi boyutu yok. İşte sadece bu nedenlerden dolayı yakın zamana kadar enerji sıkıntılarından bahsedilen bir ülkede bunların olması çok önemli.
Bu arada Yunanistan’a elektrik satışı da gerçekleşti.
Hep büyük, güçlü Türkiye’den bahsedilir ya; işte bu tür gelişmeler bizi büyük ve güçlü yapacak.
Daha önce sizlere 3 Kasım sonuçlarından sonra mağlup liderlerin demeçlerini vermiştik. Şimdi cafe siyaset ekibinin hazırlamış olduğu televizyon görüntülerini sunuyoruz.
Bakalım ne demişler ne yapıyorlar :
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), “Yalanını da al git” sloganı çerçevesinde bazı gazetelerde yayımlanan ve fotoğraftaki dükkanların sahibi olan esnaflar tarafından yalanlanan reklamlarında ısrarlı…
Dün bazı gazetelerde yayınlanan ve Samanyoluhaber’in gündeme getirdiği CHP’nin seçim reklamları ‘yalan’ çıkmıştı.
İstanbul Levent’teki Atatürk Oto Sanayi Sitesi’ndeki bazı esnaflar, gazetelerde kendi dükkanlarının fotoğrafını CHP reklamında kullanıldığını görünce yaşadıkları şaşkınlığı Samanyoluhaber mikrofonlarına anlatmış, böylesi bir siyasi oyuna alet edilmelerinden dolayı kızgın olduklarını belirtmişlerdi.
Pazar günü çekilen fotoğraflar için “Bir dergiye kapak yapmak için” açıklamasının yapıldığını söyleyen esnaf, “Bu fotoğraf için herkese 50′şer YTL verdiler. Çekerken de şöyle etrafa toprak kum falan attılar. Pis bir görüntü olsun diye. Bizim hurdacı arkadaşlar da fotoğrafa girmiş. Yerlere gazete mazete attılar. Fotoğrafı çektiler” şeklinde konuşmuştu.
CHP YALANLANAN REKLAMDA ISRARLI
Esnaf, fotoğrafın yalan ve fotomontaj olduğunu iddia ederken, CHP, seçim kampanyasını ‘yalan’ reklamla sürdürmekte kararlı…
Bugünkü birçok gazete söz konusu reklamı ‘aynen’ yayınlarken, CHP’nin tepkilere cevap vermemesi soru işaretlerine neden oldu.
İşte bugünkü bazı gazetelerde ‘tekrar’ yayınlanan ‘Yalanını da al git’ reklamı…

SAMANYOLUHABER.COM
Tek umut, desteksiz ve ispatsız internet yalanlarıyla imaj oluşturmak. Rahşan Ecevit ‘din de vatan da elden gidiyor’ demişti ya. Bula bula buna sığınıyorlar. 2001 krizinde 3 milyar dolarlık banka 350 milyon dolara İngiliz’e gittiğinde vatan yerinde duruyordu. Ama, şimdi baş döndüren fiyatlara sahibi bankasını satınca vatan elden gidiyor. (Devamı aşağıda)

Güneri CIVAOĞLU’nun köşe yazısının bir kısmı:
İstanbul’un iş, medya ve sanat dünyasından cemiyet sayfalarının ünlüleri salı gecesi verilen bir davetteydi.
Bugünkü gazetelerde fotoğrafları ve televizyonda görüntüleri yansıtır. O nedenle, hadi adını da vereyim; Ender Mermerci’nin Yunanistan’dan bir arkadaşı için düzenlenmişti gece… Amerika’dan, Avrupa’dan da konukları vardı.
Ender Mermerci, güzel bir davet düzenlemiş. Konuklarıyla da tek tek ilgilendi.
Ben gecenin siyaset boyutunu yazayım…
Masalarda ağırlıklı konu genel seçimdi.
Büyük holdinglerden birinin genç patronu, koluyla geniş bir yelpaze çizerek 500′e yakın davetliyi gösterdi. “Bu masadakilerin yüzde 80′i pazar günü AKP’ye oy verecek” dedi.
Bir başka “büyük patron”un söylemi de aynıydı ancak öngördüğü oran daha düşüktü:
“Buradaki davetlilerin yüzde 50′si AKP’ye oy verecek…”
Konuştuğum işadamlarından hiçbiri, o geceki konukların AKP’ye verecekleri oy oranında yüzde 50′nin altına düşmedi.
Milliyet
Doç. Dr. İbrahim Öztürk’ün yazısı:
Tek umut, desteksiz ve ispatsız internet yalanlarıyla imaj oluşturmak. Rahşan Ecevit ‘din de vatan da elden gidiyor’ demişti ya. Bula bula buna sığınıyorlar. 2001 krizinde 3 milyar dolarlık banka 350 milyon dolara İngiliz’e gittiğinde vatan yerinde duruyordu. Ama, şimdi baş döndüren fiyatlara sahibi bankasını satınca vatan elden gidiyor. Şimdilerde kanalını derin devletin emrine veren bir işadamımızın bankasına 2001′de el konulması son anda önlendi. Tümüne 900 milyon dolar bile verilmeyen bankanın sonra dörtte birinin kaça satıldığı herkesin malumu.
‘Kan ağlayan esnaf’ söylemlerine gelince… Bunu, başbakanın kafasına yazarkasa fırlatıldığı, umutsuzluk koridorlarını intiharların süslediği yakın geçmişten hatırlayınız. Ekonomik göstergelerdeki iyileşme gelir dağılımına da yansıyor. Gelir dağılımı düzeliyor, alt kesimden orta sınıfa geçenlerin sayısı hızla artıyor. Son yıllarda hiçbir kamu çalışanı enflasyona ezdirilmedi. Yaşlı, özürlü maaşları ve asgari ücret de enflasyonun çok üzerinde kaldı. Bir de sokakta gördüklerimiz var. Bu satırların yazarı beyaz Türk değil. Halkın içinden, arka sokaklardan geliyor. Cumhuriyet mitinglerinde olduğu gibi miting meydanlarını dolduranlar, bindirilmiş kıtalar değil. Benim ailem de akrabalarım da o sokaklarda yaşıyor. Yalıda oturup açlık edebiyatı yapanlar hiç de inandırıcı gelmiyor sokaktaki insana. Pazaryerine gidince filelerini nasıl doldurduklarını iyi biliyorlar.
Dikkat ediniz, ÖSS’de yıllarca sıfır çeken Doğu ve Güneydoğulu çocuklar şimdilerde derece üstüne derece yapıyor. Önceleri, umutsuzluğu istismar edilip dağa kaldırılan varoş çocukları vardı. Omuzundaki tüfeğin dipçiği yere değiyordu. İşte şimdi, her kaybolan çocuğu medeniyetimizin dev surlarında açılan bir gedik olarak gören Anadolu’nun kutlu solukları, bu çocukları yurdun dört bir köşesinde arka mahallelerden devşirip milletimize hediye ediyor.
Sınıf çıkarlarını bu çocukların büyük rekabetine kaptırmak korkusu, karabasan gibi rüyalarına girenler de boş durmuyor, senaryo üstüne senaryo deniyorlar. Milli Eğitim Bakanlığı beş yılda 5 bin öğrenciyi yurtdışına göndermek üzere proje geliştirmiş. En son Prof. Dr. Mehmet Sağlam’ın YÖK başkanlığı döneminde bu tür yaygın uygulamalar olmuştu. Şimdi başarıyla doktorasını bitirip dönen parlak Anadolu çocuklarının kariyer yolları dört bir yandan kapatılmaya çalışılıyor. Çeteleşen ve tarafsızlığını kaybeden yargıdan da adalet bekleme lüksümüz yok maalesef.
Rey vermeden önce bütün bunları yüksek sesle düşünme ve de paylaşma ihtiyacı hissettim.
¼/p>
Sayfamıza güncellemeye devam ediyoruz. Türkiye'nin dört bir yanından çalışmalarınızı, duygu ve düşüncelerinizi bekliyoruz.
HERŞEY TÜRKİYE İÇİN !