Aralarında 507 yıl 2 gün fark olan bu iki farklı tarih sonuçları itibariyle de birbirinden çok farklıdır. 29 mayıs denince akılda ilk önce Fatih’in beyaz atı üzerinde bir sur kapısından (Topkapı olduğu söylenir) İstanbul’a girişini resmeden manzara canlanır. 27 mayıs denince Merhum Adnan Menderesin iki askerin arasında elleri bağlı beyaz elbiseyle idam sehpasına yürüyüşü canlanır. Bu iki olayın tek benzerliği sadece aynı ayda gerçekleşmiş olmalarıdır bence, çünkü birini ‘Kostantiniyye mutlaka fetih olunacaktır, onu fetheden asker ne güzel asker onu fetheden kumandan ne güzel kumandandır’ sözünde ki şerefe nail olmak isteyen bir zihniyet gerçekleştirmiştir. Diğerini postal ritminden başka bir ritimde oynayamayan, halk her zaman doğruya karar veremez diyen bir zihniyet gerçekleştirmiştir.
O kapıdan İstanbul’a giren zihniyet girdiği şehre özgürlük getirmişti, dil,din,ırk ayrımı yapmadan hoşgörüyle adeta bir medeniyetler ittifakı kurmuştu. Diğeri yumuşak ‘g’ yi mahreçli telaffuz edeni zindana tıkıyor, mescitleri ahır yapıyordu.
Biri bir çağı kapatıp yeni bir çağ açmış İstanbul’da yaktığı ışıkla dünyayı aydınlatmıştır, diğeri hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir diyen meclisi kapatmış ve bir milletin geleceğini karartmıştır.
Bu ülke son fiili darbeyi 1980’de gördü. Bu dönemde yaşı ancak 6 – 7 veya yukarı olanlar, top oynadıkları bir caddede bir tankın yürütülmesinin ve babalarının emeklerinden kesilen vergilerle düşmana çevrilsin diye alınan silahların milletin alnına doğrultulmasının ne demek olduğunu biliyor. Ya sayıları 25 – 30 milyonu bulan ve bu yakın tarihi bir çok yalanla beraber Nasrettin hocadan hikayeler dersi gibi öğrenen nesil ne olacak. Kadıköy’den bakılınca ilerde küçük bir ada gözüküyor. Karşıdan bakınca genç ama yanına varınca beni bu dertler yaşlandırdı dercesine kurumuş ağaçları, viraneye dönmüş binaları, adeta bu olaylara şahit olmanın utancıyla suya doğru büzülmüş buruk YASSIADA (yaslıada) dır burası.Bu adada bir spor salonu var kararları önceden belli olan mahkemenin kurulduğu yargılamanın yapıldığı salon, bu salon restore edilmeli ve o günleri anlatan resimlerle bir fotoğraf sergisi açılmalı ve hafta sonları YASSIADA seferleri yapılmalı ki darbeye çağrı yapan, katliamları devrim diye nitelendiren zihniyetin icraatları bir utanç vesilesi olarak yüce milletimiz tarafından her daim hatırlansın.
Ben bu iki tarihin aktörlerinin torunu olarak 29 mayısı anarken gurur duyuyorum, 27 mayısı anarken BİR DAHA ASLA diyerek utanç duyuyorum.
Sayfamıza güncellemeye devam ediyoruz. Türkiye'nin dört bir yanından çalışmalarınızı, duygu ve düşüncelerinizi bekliyoruz.
HERŞEY TÜRKİYE İÇİN !
Yorumunuzu Yapın
Yorum yazabilmek için giriş yapın.