Bir iş sahibisiniz, planınızı kurdunuz, stratejiler hazırladınız, gerekli yatırımları yaptınız, elemanlar tuttunuz ve çark dönmeye başladı. Para kazanıyorsunuz, işler tıkırında. Derken bir gün uyanık elemanlarınızdan biri “ben bu işi yaparım” dedi ve gitti kendine bir merdiven altı dükkan kurdu. Lakin tutunmak o kadar kolay değil müşterilerinizi kapabilmek için maliyetleri de düşük olduğu için sizden daha düşük teklifler sundu. Bazı müşterilerinizi aldı, bazı müşterilerinize ise fiyatı düşürmek zorunda kaldınız. Fakat bu fiyatlarla bu iş yapılamayacağı için ne o siparişlerini teslim edebildi, ne de siz bu rekabet yüzünden kâr edebildiniz. Sonuç olarak satıcılar mutsuz, müşteriler mutsuz, çalışanlarınız işsiz.
Tam olarak siyasi tablo budur işte. İktidara gelme ihtimali olmayan, barajı aşma ihtimali olmayan partiler bağırıyor : “Fındık 8 YTL olacak. Mazot 1 YTL olacak” gibi bol keseden sallama vaatler. Nitekim Fiskobirlik bu dönemden önce açıkladığı yüksek fiyattan aldığı fındığın parasını hala ödeyemedi. Cami avlusuna bırakılan çocuk gibi attı topu devlete. Parasını ödemedikten sonra 20 YTL’den alsa da boş değil mi ?
O parti teşkilatları dışındaki herkes bu partilerin barajı geçemeyeceğini biliyor ama bir yandan da Başbakan’a diyorlar ki fındık ne olacak bak onlar 8 YTL veriyor. Barajı bile aşamayacak nasıl veriyor diye bir soru soramaz orada Başbakan tabi. Halka cevap vemek zorunda. Muhtemelen seçimden önce bir rakam açıklanacak ama 8′e göre biraz ufak kalacağı kesin. Bu meseleyi çözen çözecek, gören görecek, boş vaatlerin arkasından gidenler ise ne kendilerine muhatap bulabilecek ne de bulacakları muhatabın verdiğinden tatmin olacak.
Demek ki neymiş : Basiretli siyasetçiler kadar, basiretli vatandaş lazımmış…
Sayfamıza güncellemeye devam ediyoruz. Türkiye'nin dört bir yanından çalışmalarınızı, duygu ve düşüncelerinizi bekliyoruz.
HERŞEY TÜRKİYE İÇİN !
Yorumunuzu Yapın
Yorum yazabilmek için giriş yapın.