Bütün bunları, şunun için yazdım:
Duydum ki, CHP’den sonra MHP de “açılım modası”na uymuş!.. CHP’nin “çarşaflılara rozet” takmasından sonra, MHP de “Alevi”lere mavi boncuk dağıtmaya başlamış!..
Bu “açılım” işine, öteden beri gıcık kapmışımdır!.. Çünkü “açılım” demek, “yeni bir politika” demektir!.. Yeni bir politika da, “eski köye yeni adet” demektir!.. Daha da Türkçesi; “açılım” demek, “başarısızlığın itirafı” demektir!..
Sorarım size;
Partisinin adında “halk” bulunan CHP, “gerçek bir halk partisi” olsaydı, yani “halktan kopuk” politikalar izlemeseydi, hiç “çarşaflıya rozet” takmak zorunda kalır mıydı?..
“Çarşaflılara rozet” takmak demek; “Ben amacıma ulaşamadım!.. Kendime yanlış bir hedef seçtim!.. İzlediğim yol yanlıştı!.. Plânlarım ters tepti!.. Çarşaflılara şirin görünmeye mecbur kaldım!.. Yoksa oylarım erimeye devam edecek ve bir gün buhar olacağım!” demektir!..
Yani CHP; bu işin doğruluğuna “inandığı” için değil, “oy beklediği” için “açılım” yapmıştır!.
Ama “inandırıcı” olamamıştır!.. Çünkü seçim öncesi “söylem”leri ile seçim sonrası “eylem”leri birbirini tutmamıştır!..
Meselâ Ankara-Yenimahalle’de!..
Diğer örnekleri bir tarafa bırakıp, sadece Ankara-Yenimahalle’ye bakacak olursak, diyebiliriz ki; CHP, 29 Mart’ta “din istismarı” yaparak aldığı oylara, seçim sonrası “ihanet” etmiştir!..
Olayı şöyle özetleyeyim:
CHP, Ankara-Yenimahalle’yi AK Parti’nin elinden alabilmek için, orada “abdestli-namazlı” biri olan Fethi Yaşar’ı aday gösterir… Fethi Yaşar ve kurmayları, seçim öncesinde derler ki; “Biz kimsenin namazına-niyazına veya kıyafetine karışmayacağız!.. Herkes özgürce giyinecek, özgürce ibadetini yapacak!”
Uzatmayalım… Kulağa hoş gelen bu vaatler, Yenimahalle halkının CHP’ye meyletmesine yol açar ve Fethi Yaşar, “Belediye Başkanı” seçilir!..
Seçilir seçilmez de; gerek “namaz” kılanlar, gerek “başörtülü çalışanlar” üzerinde “baskı ve yıldırma” operasyonları başlar!..
Öyle ki;
“Göreve yeni başlatılan bir CHP’li” bile, daha önce “namaz” kıldığı halde; “işten atılırım” endişesiyle “namaz kılmaktan korkmaya” başlar!..
Ama “açılım edebiyatı” devam etmektedir:
“Biz kimsenin namazına-niyazına veya kıyafetine karışmıyoruz… Herkes ibadetinde ve kıyafetinde özgürdür!”
Yenimahalle Belediyesi’nde çalışan “başörtülü hanımlar” ise; “Bunu bir Allah bilir, bir de biz” deyip, “ikiyüzlülüğe” isyan ederler!..
Çünkü efendim;
Yenimahalle Belediyesi’ni eline geçiren CHP yönetimi, “başörtülü” çalışanlara; ilk önce “peruk takın” baskısı yapar!..
Daha sonra da;
“Ya örtünüzü çıkarın, ya da istifanızı verin!” dayatmasına başlarlar!..
Sonuçta; şu anda Yenimahalle Belediyesi’nde çalışan “hiçbir başörtülü yok”tur efendim… En sonuncusunun işine “4 Haziran günü” son verilmiştir!..
Haa, “çaycı”lar veya “hizmetli”ler arasında “başörtülü” olanlar bulunabilir.. Ama onlara zaten ses çıkaran yok ki!.
“Çaycı”ların veya “hademe”lerin “başörtülü” olması özellikle isteniyor, özellikle teşvik ediliyor ki; “başörtülü eşittir hizmetçi” imajı iyice yerleşsin!.. Onlar “hizmetçi” olsunlar ama “memur” veya “müdür” olamasın!..
Bunu da; CHP’li Başkan Fethi Yaşar gibi “abdestli-namazlı”ların eliyle yapıyorlar ki; ona oy veren “mütedeyyin” insanlar; “Baltanın sapı bizden” deyip, bu zulme sesini çıkarmasın!..
Fethi Yaşar’a oy veren mütedeyyinler şu anda ne düşünüyor bilemiyorum…
Ama, benim bildiğim şu:
“Katranı eritsen de olmaz şeker,
Cinsini sevdiklerim cinsine çeker!”
Açılım-maçılım, hepsi hikâye!..
Her şey “köprüyü geçinceye” kadar!..
Hasan KARAKAYA
Sayfamıza güncellemeye devam ediyoruz. Türkiye'nin dört bir yanından çalışmalarınızı, duygu ve düşüncelerinizi bekliyoruz.
HERŞEY TÜRKİYE İÇİN !
Yorumunuzu Yapın
Yorum yazabilmek için giriş yapın.