Millet muhtırasını yayınladı…

27 Nisan 2007 tarihinde, yani Anayasa Mahkemesi kararını açıklamadan, Genelkurmay Muhtıra yayınlamadan bir gün önce yazdığım yazıya yeniden göz attım..

O gün, Ama olur da, 367 şartı mahkemece de onay bulursa..

Bu durumda erken seçime gidilir ve 90 gün içinde yapılacak bir seçimde AK Parti bu havayla yüzde 40-45 oranında oy alarak gelir..  Erdoğan’ın bugün erken seçim ile ilgili ilk kez yeşil ışık yakmasının nedeni de budur zaten..

Peki diğer muhalefet liderleri..

1999 yılında CHP’yle Özal’ın Çankaya adaylığı yüzünden ve tıpkı böyle bir mesele yüzünden birbirine giren Anavatan’ın bugün aynı CHP ile kol kola girmesini olumlu karşılayan siyasi analistlerin aklına şaşarım..

Şuradan iddia ediyorum!

Milletvekillerine Meclis’e gitmemelerini tavsiye eden veya bu konuda talimat veren kaç tane parti lideri veya bağımsız milletvekili var ise hepsi eline silgiyi almış ve adını siyaset sahnesinden kendisi silmiştir..

Bir dahaki seçim döneminde Baykal devrinin kapanacağına adımın Süleyman olduğuna emin olduğum kadar emindim, bunlara Erkan Mumcu ve Mehmet Ağar da dahil olmuştur..” demişim..

Bugün 23 Temmuz 2007..

AK Parti benim yazdığım rakamın bir buçuk puanın üzerinde oy almış. Erkan Mumcu yok, Mehmet Ağar yok, Deniz Baykal’a istifa çağrıları yapılıyor. …

O gün bize küfredenler bugün ne yazacak biliyor musunuz?

”AK Parti yalakaları. Sizin gibi satılmış medya ve satılmış yazarlar yüzünden AK Parti oyunu artırdı. Şimdi Türkiye bölünecek, iç savaş çıkacak. Bu milleti yalanlarla kandırdınız, bilinçsiz seçmen kendini ateşe attı” falan filan..

Kim ne der umurumda değil.. Benim fikrime göre Genç Parti lideri Cem Uzan’ın seçim vaadi gerçek olmuş, ezilenler iktidara bir kez daha, ama bu kez çok güçlü şekilde gelmişlerdir..

Demek ki halk rejim tehlikesi yaşamıyormuş..

Demek ki halkın yolsuzluk, laiklik, Cumhuriyet elden gidiyor tantana ve palavralarına karnı tokmuş.. Demek ki cinayetler, bombalı  tahrikler, birden bire artan şehit cenazeleri, cami avlusundaki yuh sesleri ve korku pompalamaları halkı beklenen yöne itmiyormuş..

Bir önceki seçimden sonra, “Biz milletten tek başına iktidar istiyorduk, onlar bize tek başına muhalefet görevi verdi” diyerek siyaset tarihindeki en utanç verici beyanata imza atan Baykal’ın şimdi ne diyeceği merak konusu.. Çünkü millet bu kez tek başına muhalefet görevi bile vermedi.. Hem de DSP ile birleşilmesine, SHP seçimden çekilmesine ve pek çok parti, kurum ve kişi desteklemesine rağmen..

Ben şahsen Baykal’ın yerinde olmak istemezdim.. Bireleri istifaya çağırıyor, birileri Rodos’a rahat yüzmesi için mayo gönderiyor..

İktidarı hedeflerken alay konusu olmak ne utanç verici..

Her neyse..

Kim ne derse desin bu millet iyi sevdiği kadar iyi cezalandırmasını da biliyor. Ortaya çıkan sonucun tek adı vardır artık: Cumhuriyet Mitingcilerinin, YÖK’ün, Genelkurmay’ın, Çankaya Köşkü’nün, darbe şakşakçılarının istediği olmuş ve millet kendi muhtırasını yayınlamıştır.. Muhtıranın, mahkeme kararının, Meclis’te yaşananların milletin vicdanını kanattığı net bir şekilde görülmüş ve bunları yapanların cezası sandıkta görülmüştür..

 Bundan sonra yapılacak kem-kümlerin hiçbir önemi yoktur..

Bana göre bu seçimlerin en güzel yanı MHP’nin Meclis’e girmesidir.. Birileri MHP’yi başarısız olarak gösterebilir ama ben bu görüşe katılmıyorum. Geçtiğimiz seçimde sandığa gömülen hiçbir parti bugün MHP gibi diriliş gösterememiştir..

Beyin ölümü gerçekleşen bir adamın mucizevi bir şekilde hayata dönmesi neyi ifade ediyorsa MHP’nin durumu da onu ifade ediyor.. Ben MHP’nin Meclis’te çok güzel işlere imza atacağına, en azından CHP’ninki gibi itici bir muhalefet yapmayacağına inanıyorum..

Yetir ki MHP o kritik eşikten geçmeyi becerebilsin..

O kritik eşik ne mi?

Tabi ki Cumhurbaşkanlığı seçimi..

AK Parti’nin Abdullah Gül ismini Çankaya için önermesi MHP’nin de Türk siyaset tarihindeki yerini belirleyecektir..

MHP bu isme karşı çıkarsa, eşi türbanlı bir adaya karşı çıkmış pozisyonuna düşecek ki, bu durum parti tabanında ciddi bir rahatsızlığa neden olacak ve bunun cezası ilk seçimlerde çok acı bir şekilde kesilecektir..

Yani özetle Cumhurbaşkanlığı sorunu MHP’nin Meclis’e girmesiyle sorun olmaktan çıkmıştır..

Süleyman Özışık – SonSayfa