AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, terörle mücadelede teşhis ve tespitten çok, çözüme yönelik şeyler söylenmesi gerektiğini belirterek, ”Görüneni konuşmak, hiçbir zaman siyaset yapmak değildir. Var mı çözümün, bunu söyle. Yoksa diğeri sadece bütün bu olanları ranta dönüştürmektir” dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, siyaseti milletle tanımladıklarını, milletle birlikte yürümeye azami özen gösterdiklerini söyledi.

En önemli prensiplerinin, kime yönelirse yönelsin, kimden gelirse gelsin şiddeti, terörü mutlak surette dışlamak olduğunu vurgulayan Erdoğan, ”Hiçbir toplumsal mesele, hiçbir gerekçe, teröre meşruiyet kazandırmaz. Meselelerimizi konuşmanın, karşılıklı masa etrafında toplanarak çözmenin de en meşru aracı siyasettir” diye konuştu.

Terörle hiçbir davaya hizmet edilemeyeceği ve hiçbir sorunun çözülemeyeceğini, artık herkesin çok iyi anlaması gerektiğini belirten Erdoğan, terörün çıkmaz yol olduğunu vurguladı.
Erdoğan, terörü yöntem olarak seçenlerin, hiçbir hedefe ulaşamayacaklarını, hayırlı hiçbir amaca hizmet edemeyeceklerini dile getirerek, ”Terörü bir yöntem olarak onaylayanlar, mazur görenler ise terör eylemlerinin kanlı sonuçlarına, vahşi yüzüne ortak olurlar” dedi.

-”BÜTÜN DÜNYA ANLADI, ÜMİT EDİYORUZ BUNLAR DA ANLAR”-

Terörün; her türlü gelişmenin, ekonomik, siyasi ve demokratik açılımın önünde büyük bir engel olduğuna işaret eden Erdoğan, Güneydoğu, Doğu Anadolu halkının, artık terörün olumsuz sonuçlarından etkilenmek, acı çekmek istemediğini söyledi. Erdoğan, görüştükleri herkesin, ”artık bu acı, kan, gözyaşı dinsin” dediğini, bu yüzden de sesini yükselttiğini, terörü kınadığını, açıkça huzur ve istikrardan yana tavır takındığını belirtti.

Erdoğan, bu yüzden Diyarbakır’daki sivil toplum kuruluşlarının, bu hain saldırıyı kınadıklarını, sağlanan güven ve istikrar ortamını baltalayacak her türlü terörist girişime karşı bir bütün olarak tavır aldıklarını gösterdiklerini söyledi.

”Demokratikleşmeden, kardeşlik ve dostluk hukukumuzdan, sevgi ve saygı ikliminden asla taviz vermeyeceğiz, geri adım atmayacağız, terörün ektiği nifak tohumlarının yeşermesine fırsat vermeyeceğiz” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Diyarbakır’ın en işlek caddesinde bomba patlatıp, yavrularımızın, sivil ve masum vatandaşlarımızın, güvenlik güçlerimizin hayatına kastedenler nasıl bu bölgeyi, bölge insanını düşünüyor olabilirler? Böyle alçakça bir eyleme girişenler nasıl insaniyetten, insanların haklarından bahsedebilirler?

Türkiye’nin hamuru ahlakla, adaletle, hoşgörüyle yoğrulmuştur; bu bölgenin hamuru kardeşlikle, merhametle, erdem ve faziletle yoğrulmuştur. Bu işler, bu canice saldırılar, bu kanlı eylemler bölge insanının karakterinden, seciyelerinden, örfünden nasibini alamamanın da bir sonucudur. Bu tür yöntemler bu ülkenin toplumsal dokusunu, insan profilini yansıtmamaktadır. Toplumuna, örfüne, dinine, geleneklerine bu kadar yabancılaşan, insani hasletlerini bu kadar yitirenler, hiçbir insanımızı temsil edemez, hiçbir vatandaşımızı temsile soyunamaz. Terörle bir yere varılmadığını bütün dünya anladı, ümit ediyoruz bunlar da vakit çok geç olmadan terörle bir yere, bir amaca ulaşılamayacağını anlarlar.”

-”HERKESİN ATMASI GEREKEN ADIM BELLİ”-

Başbakan Erdoğan, hedeflerinin, güçlü, müreffeh ve demokratik Türkiye ideali olduğunu dile getirerek, hiçbir tereddüt göstermeden, milletin her ferdinin, herhangi bir ayırıma tabi tutulmaksızın, en geniş anlamda demokrasiyi ve özgürlükleri hak ettiğine inandıklarını kaydetti. Erdoğan, hükümet olarak da bunun güvencesi olduklarını belirtti.

Demokrasi ve özgürlüklerin, milletin ortak değeri, ortak kazanımları olduğuna dikkati çeken Erdoğan, ”Siyasetteki bütün muhataplarımızdan beklentimiz, terör ile toplumsal meselelerimizi mutlaka birbirinden ayırarak konuşabilme ve siyaseti meşru çözüm yolu olarak kurumsallaştırma çabasına katkı yapmalarıdır. Hiç kimse ama hiç kimse, meşru zemin ile gayrı meşru çizgide aynı anda bulunamaz” diye konuştu.

İyi niyetli, hakkaniyetli, şiddeti dışlayan herkesin, atması gereken adımın belli olduğunu vurgulayan Erdoğan, ”Bu devlet büyük bir devlet, bu millet büyük bir millettir. Gelin, bu devlete ve bu aziz millete ait olmanın onurunu hep birlikte yaşayalım” çağrısında bulundu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şöyle konuştu:

”Böyle bir vasatı oluşturduğumuzda, korku ve nefretten arınarak büyük bir millet olma vasfımızı harekete geçirdiğimizde, meselelerimizin hallinin hiç de zor olmadığını açık bir şekilde görebileceğiz. Allah’a şükürler olsun ki o günlere en yakın noktadayız. Zira vatandaşımızın gönlü, iradesi, aklı, vicdanı sadece ve sadece birlikten yanadır.

Terörle bu ortak mücadelemiz, inanıyorum ki aynı kararlılıkla devam edecek. Terörle mücadelede söyleyecek bir şeyi olanlar, bizlere tavsiyesi olanlar, teşhis, tespitten çok, çözüme yönelik ne söyleyecekler… Bunu söylesinler. Biz, ortak aklı oluşturmaya her zaman hazırız. Varsa çözüme yönelik teklif, biz bunu alır, kabullenir ve uygulamaya da geçiririz. Ama ortada görüneni konuşmak, hiçbir zaman siyaset yapmak değildir. Var mı çözümün, bunu söyle. Yoksa diğeri sadece bütün bu olanları ranta dönüştürmektir, bir rant hevesidir. Benim milletim bunu yutmuyor.”

-”DEVLET SIRRI KAVRAMI”-

Başbakan Erdoğan, geçen 5 yıllık dönemde, TBMM’de Türkiye’nin her alanda yaşadığı değişimi yansıtan bir çok önemli yasama çalışması yapıldığını, bir çok yasa çıkarıldığını anımsattı.

Yeni dönemde de Türkiye’nin ihtiyacı olan yasal düzenlemeleri, yasama faaliyetlerini aynı titizlik ve dikkatle sürdürdüklerini kaydeden Erdoğan, Meclis gündemine gelmek üzere olan son derece önemli yasa tasarılarının bulunduğunu ifade etti.

Bakanlar Kurulunun dünkü toplantısında, çok önemli yasaları değerlendirdiklerini anlatan Erdoğan, bunlardan birinin, devlet sırları ve gizliliğin nerede başlayıp nerede bittiğiyle ilgili konuları yasal bir zemine ve hukuki tanımlamalara bağlayacak olan tasarı olduğunu belirtti. Erdoğan, bu tasarıyı, kamu yönetimi, devlet-toplum ilişkileri, şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından çok önemli bulduklarını belirtti.

Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

”Çünkü insanlarımızın bilgi alma, edinme hakkını önemli buluyoruz. Devlet yönetiminin şeffaflığı ile milletin bilgi alma hakkının korunması bize göre demokrasinin esasıdır. Zira devlet, milletindir. Demokratik bir devletin mümkün olan en şeffaf yapı içinde faaliyetlerini sürdürmesi bir zorunluluktur.

Bizde maalesef devlet sırrı kavramı, uzun yıllar boyunca muğlaklıktan kurtarılamamış, dolayısıyla zaman zaman bu kavram istismar edilmiştir. Her devletin sır niteliği taşıyan bilgi ve belgeleri vardır, ülkenin menfaatleri ve güvenliği için bu bilgi ve belgeler açıklanmaz. Bu uygulama dünyanın her ülkesinde vardır, uygulanmaktadır, uygulanması da doğaldır. Ancak bu uygulamanın, vatandaşların bilgi alma hakkını ve özgürlüğünü en az etkileyecek dar sınırlar içinde yürütülmesi gerekir. Dahası neyin devlet sırrı olduğuna, neyin olmadığına herkesin kendi keyfine göre karar vermemesi, bunun bir hukuki dayanağının, ölçüsünün, tarifinin olması gerekir. Yeni yasa tasarımız, bugüne kadar muğlak kalan, belirsiz kalan noktaları hukuki esaslara bağlamayı amaçlamaktadır. Daima ifade ediyoruz, biz devletin şeffaf olması gerektiği, bunun demokrasinin bir gereği olduğu fikrini savunuyoruz. Ancak bu açıklığın, bu şeffaflığın elbette bir sınırı var. Bu, bütün ülkeler için böyle.”

-”ŞEFFAFLIK YOLUNDA ÖNEMLİ BİR ADIM”-

Erdoğan, bu yasal düzenlemeyle son derece önemli bu konuyu istismar edilmekten, vatandaşın bilgi alma özgürlüğünü sınırlayacak, devletin faaliyet alanı içinde karanlık bölgeler oluşturacak belirsizliklerden tümüyle uzaklaştırdıklarını söyledi.

Bu yasayla aynı zamanda yetki sahiplerinin hesap verebilirliklerinin de sağlandığını ve garanti altına alındığını ifade eden Erdoğan, tasarının yasalaşmasıyla, Türkiye’de devletin, kurumların daha şeffaf bir yapıya kavuşması yolunda da önemli bir adım atmış olacaklarını kaydetti.