• Fiili başörtüsü yasağını YÖK yasasındaki düzenleme ile ortadan kaldıracağız
  • Hiçbir hak ve hürriyet demokrasi için tehdit oluşturmaz
  • Provokasyonlara müsade etmeyeceğiz
  • Ortak akıl ve toplumsal mutabakatın gereğini yapıyoruz
  • ‘Kimsenin hak ve hürriyeti bir başkasının hak ve hürriyetini ortadan kaldıramaz

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, hiçbir hak ve hürriyetin; demokrasi için, Cumhuriyetin temel değerleri için, laik sistem için bir tehdit oluşturamayacağını vurgulayarak, ”AK Parti Hükümeti, Cumhuriyetin de demokrasinin de laikliğin de hukuk devletinin de teminatıdır, koruyucusudur. Bugüne kadar hiçbir adımımız, hiçbir uygulamamız buna ters olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır” dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmaya, Kütahya’da meydana gelen tren kazasında hayatlarını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı dileyerek başladı.

Olayın, tüm yönleriyle incelendiğini, araştırıldığını ve gerekenlerin yapıldığını belirten Erdoğan, ”Bundan hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır. Allah milletimizi her türlü felaketlerden, bela ve musibetlerden korusun” diye konuştu.

Erdoğan, geçen hafta içinde, 49 yıl aradan sonra ilk defa bir Yunan başbakanının, Kostas Karamanlis’in Türkiye’ye resmi bir ziyaret gerçekleştirdiğini hatırlatan Erdoğan, şunları söyledi:

”İki komşu ülke arasındaki ilişkiler açısından, diyalog ve işbirliğinin zenginleşmesi açısından, bu ziyaretin son derece faydalı geçtiğini ifade etmek istiyorum. Türkiye ve Yunanistan arasında tarihi bazı sorunlar olduğunu hepimiz kabul ediyoruz.

Şunu anlamalıyız ki sorunları büyütme, sorunlardan beslenme dönemi artık kapanmıştır. Her iki ülke de hem kendine hem de komşusuna güvenmek zorundadır; zira global dünyada hiçbir ülkenin komşusuyla ilişkilerini, ihtilaflar üzerinde yürütme lüksü kalmamıştır.

Hepimizin malumu olan bu sorunları aşmanın yolu, ülkelerimiz arasındaki siyasi, ekonomik ve kültürel işbirliğini artırmaktır. Sayın Karamanlis ile yaptığımız görüşmelerde sorunları elbette masaya yatırdık, tartıştık.

Fakat sadece sorunlarımızı konuşmadık, birlikte neler yapabileceğimizi, ne gibi değerler üretebileceğimizi de konuştuk. Geçmişin olumsuzluklarına takılıp kalırsak, aydınlık bir gelecek inşa edemeyiz. Dünün sorunlarını yarınki nesillere aktarırsak barışa ve dostluğa hizmet etmiş olmayız.

Ülkelerimizin birbirini tehdit olarak algılamasını değil, imkan olarak, fırsat olarak algılamasını istiyoruz.”

-YUNANİSTAN DESTEĞİ-

Erdoğan, 18 Kasım 2007′de Türkiye-Yunanistan Doğalgaz Enterkonnektörünün açılışını Karamanlis ile beraber gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, ”Yunanistan, bugün Türkiye’nin AB üyeliğini, İzmir’in Expo 2015 adaylığını destekleyen önemli bir komşu ülkedir” dedi.

İki ülke arasında, ekonomi, ticaret, turizm, ulaştırma, enerji gibi alanlarda sağlanan gelişmelerin, barışın ve diyaloğun en güzel meyveleri olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

”Bu barış ve diyalog hamlesine, siyasetin olduğu gibi halkımızın, medyamızın, iş dünyamızın, sivil toplum kuruluşlarımızın da katkıda bulunacağı muhakkaktır.

Bakınız, yıllarca üç tarafı denizlerle, dört tarafı düşmanlarla çevrili bir ülke olduğumuz söylemi, birilerinin ağzından hiç eksik olmadı.

Fakat AK Parti iktidarı bu kabuğu kırmış, bütün komşularıyla olan ilişkilerini geliştirerek, korkuların yapay, gereksiz ve zararlı olduğunu ispat etmiştir. Evet, dile getirdiğimiz geniş bakış açımız dış politikamız için de iç politikamız için de geçerlidir.

Sorunlara siyah beyaz bir zaviyeden (açıdan) bakmıyoruz. Çözüm noktasını yakalamaya çalışıyoruz. Sorunları birbirinin yedeği haline getirmek değil çözümleri birbirini tamamlayacak şekilde üretmek zorundayız. Bizim yaptığımız, yapmak istediğimiz budur.

Bazıları, sorunları birbirine yedekleyerek siyaset yapıyor. Bazıları, ‘bir sorunu çözelim ötekini erteleyelim’ diyor. Oysa Türkiye’nin bir çok sorunu öteki sorunlarla iç içedir.”

-VATANDAŞIN HUKUKU-

Başbakan Erdoğan, bir vatandaşın hukuku çiğnenirse, ötekinin hukukunun da çiğneneceği uyarısında bulunarak, ”Evet, birileri belki geçici olarak rahatsız olur ama ülkenin topyekun kazanması daha önemlidir” diye konuştu.

Türkiye’nin zenginleşmesinin, özgürlüklerin gelişmesiyle olabileceğine dikkati çeken Başbakan Erdoğan, ”Adaletsiz özgürlük, özgürlüksüz kalkınma, hukuksuz refah olamaz. Bu eşyanın tabiatına aykırıdır” dedi. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Ülkemizi bir bütün olarak kucaklamakta, halkımızı bir bütün olarak sahiplenmekte zorluk çekenler, milletimizin sorunlarını da bir bütün olarak algılamakta zorluk çekiyorlar.

Biz, toplumun belli bir kesiminin belli bazı sorunlarını gündeme getirmek için siyasete soyunmadık, çok şükür bugüne kadar da tüm Türkiye’yi kucaklayacak bir siyaset tarzı güttük. Ama bu durum, toplumun bazı kesimlerini görmezden gelmemizi, toplumumuzun bazı taleplerine duyarsız kalmamızı da gerektirmiyor.

Biz, toplumumuzun her kesiminin, her türlü sorununu demokrasi içinde, hukuk içinde, toplumsal birlik ve bütünlüğümüzü koruyacak biçimde tartışırız, konuşuruz, çözmeye çalışırız. Toplumla bir işi olmayanlar, milli iradeyle bir bağı olmayanlar, halkla irtibatı olmayanlar ‘bana ne?’ diyebilirler, ama milli iradeye dayanarak siyaset yapan, demokrasiden ve toplumdan gücünü alan hiç kimse ‘neme lazım, beni ilgilendirmez’ demek lüksüne sahip değildir.”

-”HERKES EMİN OLSUN”-

Erdoğan, ‘toplumun bir kesimi eğitimsiz kalsın’ demenin, toplumun bir kesimi ‘üretmesin, çalışmasın’ demek anlamına geldiğini bildirerek, bunun garip bir paradoks olduğunu söyledi. Bütün paradoksları gidermek için çalıştıklarını anlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

”Herkes emin olsun, kimsenin kaygısı olmasın ki AK Parti hükümeti döneminde Türkiye tehdit ve risklerle değil, imkan ve fırsatlarla tanışacaktır. Kimsenin hak ve hürriyeti, başkasının hak ve hürriyetini ortadan kaldıramaz.

Hiçbir hak ve hürriyet demokrasimiz için, Cumhuriyetimizin temel değerleri için, laik sistemimiz için bir tehdit oluşturamaz. AK Parti hükümeti, Cumhuriyetin de demokrasinin de laikliğin de hukuk devletinin de teminatıdır, koruyucusudur.

Bugüne kadar hiçbir adımımız, hiçbir uygulamamız buna ters olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır. Tüm amacımız; sorunlarını geride bırakmış, bütün enerjisini kalkınmaya, büyümeye, gelişmeye harcayan bir Türkiye ortaya çıkarmaktır. Bunun için, hem dünyada hem Türkiye’de barış ve adaletin sesini yükseltiyoruz. Bunun için, gururlanmadan, kibirlenmeden, ‘ben yaptım oldu’ demeden ortak aklın gereğini, toplumsal mutabakatın gereğini yapıyoruz.

Bunun için, AB perspektifimiz ile komşuluk ilişkilerimizi birlikte güçlendiriyoruz. Bunun için, ekonomik kalkınma ile demokratik kalkınmayı birlikte yürütüyoruz. Bunun için vatandaşlarımızın tamamının hukukunu birlikte savunuyoruz. Bunun için hukuk terazisine vaktiyle konan taşları bir bir kaldırıyoruz.”

ERDOĞAN, ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİNİ AÇIKLADI:

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa değişikliği teklifiyle üniversite kapılarındaki kızların mağduriyetini gidermekten başka hiç bir şeyi amaçlamadıklarının bilinmesi gerektiğini ifade ederek, ”Burada bir hususu özellikle ifade etmek istiyorum: Yapılan düzenlemeler yükseköğrenimle sınırlıdır. Bunu başından beri açıkça söyledik” dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, başörtüsü konusunda MHP ile birlikte yürüttükleri Anayasa değişikliği çalışmasına da değindi.
MHP ile birlikte genç kızların kılık-kıyafetlerinden dolayı yükseköğrenim hakkından mahrum bırakılmamasına yönelik yaptıkları çalışmanın sonuçlarının dün ortaya çıktığını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:
”Anayasanın zaten bu konularla ilgili olan 10. ve 42. maddelerindeki eşitlik ve eğitim-öğretim hakkına ilişkin düzenlemeleri netliğe kavuştururken, fiili yasağı YÖK Yasasındaki değişiklikle ortadan kaldırmayı hedefledik. Bu değişiklik önerileri ortak teklifimiz olarak TBMM’ye sunulacaktır.
İyi niyetli hiçbir yaklaşım; Meclis çatısı altında gerçekleştirdiğimiz bu mutabakatın her türlü kaygıyı dikkate aldığını ve sadece, bunun altını çiziyorum: Kim ne dersin bizi ilgilendirmez. İster partimin içinden desin, ister şuradan desin, ister buradan… Biz burada önemli bir adım atıyoruz. Tek hedefimiz var; üniversite kapılarındaki kızlarımızın mağduriyetini gidermekten başka hiç bir şeyi amaçlamadığımızın bilinmesi lazım.
Burada bir hususu özellikle ifade etmek istiyorum. Yapılan düzenlemeler yükseköğrenimle sınırlıdır. Bunu başından beri açıkça söyledik. Biz, üniversitelerdeki bu huzursuzluğu, yine üniversitelerde ortadan kaldırarak normalleşmeyi sağlayalım diyoruz, birileri çıkıp yeni sorun alanları icat etmeye çalışıyor. Kimse buna gayret etmesin ve bunları da iyi niyetle izah etmek mümkün değildir.
Hatta önümüzdeki süreçte huzur arayışı mahiyetindeki bu açılımımızı bilerek ya da bilmeyerek sabote edecek, huzursuzluk üretecek provokasyonlara tanık olabileceğimizi de şimdiden söylüyorum. Bizim buna müsaade etmemiz mümkün değildir.”

”SOKAK ARALARINDAN ALINAN FOTOĞRAFLAR…”

Başbakan Erdoğan, ”sokak aralarından alınan fotoğraflarla, kalkıp bu süreci provake etmeye çalışanları da biz çok iyi biliyoruz, bundan sonra da olabilir” dedi. Erdoğan, Herkesin özellikle de medyanın bu konuda toplumsal barışı güçlendirme sorumluluğuyla hareket edeceğine inanmak istediğini söyledi.

”GERİLİM İSTEYENLER, GERİLİMDEN BESLENENLER, TOPLUMU KUTUPLARA ÇEKENLER GİZLİ AJANDALARIYLA BİRLİKTE BİRER BİRER DEŞİFRE OLUYOR”

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, gerilim isteyen, gerilimden beslenen, toplumu kutuplara çekenlerin gizli ajandalarıyla birlikte birer birer deşifre olduklarını belirterek, ”Düne kadar anlamakta güçlük çektiğimiz, ‘Milletimizin arasından çıkmaz’ dediğimiz, ülkemize asla yakıştırmadığımız provokasyonlar bertaraf oluyor” dedi.
AK Parti grup toplantısında konuşan Erdoğan, gündemdeki konulara değindi. Türkiye’nin ertelenmiş meselelerine çözüm üretmenin büyük bir sabır, metanet, kararlılık gerektirdiğini ifade eden Erdoğan, herkesin hayatı boyunca bir samimiyet testinden geçtiğini kaydetti.
Erdoğan, ”Bu sınavda nihai başarı, hayatımızın tamamını hesap verebilecek şekilde yaşamamıza, attığımız her adımı samimiyetle ve milletimizi memnun edecek şekilde atmamıza bağlıdır. Dün samimi olmamız, bir zamanlar toplumun derdini dert edinmemiz, iyi işler yapmamız yetmiyor, bugün de yarın da samimiyetimizi, içtenliğimizi korumamız gerekiyor. Samimiyeti korumak da yetmiyor, sürekli tazelenmek, yenilenmek gerekiyor” diye konuştu.
Katı ideolojik kabukların, Türkiye’de istisnasız bütün kesimlerin düşünce ufkunu daralttığını, toplumsal kesimlerin yıllarca önyargılarla beslendiğini belirten Başbakan Erdoğan, Türk siyasetinin de katı önyargılardan çok çektiğini, yanlış bilgiler, tahammülsüz yaklaşımlar, hoşgörüsüz tutumların ayrılıkları keskinleştirdiğini ifade etti.
Önyargıların bir kısmının tarihsel kökleri olduğunu vurgulayan Erdoğan, geçmişte yaşanan bazı olumsuzlukların zihinlerde bıraktığı tortular bulunduğunu, ama ilelebet bu olumsuzlukları tazeleyerek, bugüne taşıyarak bir yere varılamayacağını söyledi. Erdoğan, ”Hakikat hepimizi daima kendine çağırır. Ona ulaşmadaki engeller ise çoğu kez içimizdedir, yüreğimizdedir, zihnimizdedir. Bütün mesele kendimizi aşmaktır, gerçek ile aramızdaki perdeyi aralamaktır” dedi.
Siyasi rekabetin, hakikatin ortaya çıkmasına değil de adeta kendi gerçeğini başkalarına dayatma şeklinde görüldüğüne işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:
”Kuşkusuz ki bu anlayış, gerçeklerle aramıza perde oluyor. Biz, perdeleri aralamak zorundayız. 70 milyon vatandaşla aramızda hiçbir perde bulunmamalıdır. Yeter ki kendimizle yüzleşmekten, birbirimizin hukukunu korumaktan, milletin tamamının vicdanının sesi olmaktan vazgeçmeyelim. İşte bugün yaşadığımız bazı sorunlar da kabuk bağlamış önyargıların eseridir. Kendi ürettiğimiz korkuların esiri olarak, bir neticeye varamayız. Kendi ürettiğimiz engelleri aşılmaz kılarak, ileriye doğru mesafe alamayız. Türkiye’de demokrasi olgunlaştıkça, devlet ile millet yakınlaştıkça, katı kabuklar bünyemizi terk ettikçe, yıllarca gözümüzde büyüttüğümüz sorunların esasen ne kadar küçük sorunlar olduğu görülecektir. Tam da bugünlerde ülkemizin yaşadığı gerçeğin bu olduğunu düşünüyorum.”

”DÜNYA, TOPLUM VE ÜLKENİN SORUNLARI DEĞİŞİYOR”

Geçmişin kutuplaştırıcı yaklaşımlarıyla, ayrıştırıcı önyargılarıyla, tahammülsüz tavırlarıyla bugünün sorunlarının ne anlaşılabileceğini, ne de çözüme kavuşturulabileceğini anlatan Erdoğan, dünya, toplum ve ülkenin sorunlarının da değiştiğini vurguladı.
Yeni nesillerin soğuk savaş günlerini bilmediğini, yeni kuşakların sağ-sol kavgalarını hatırlamadığına dikkati çeken Erdoğan, bugünün toplumunu, bugünün sorunlarını geçmişin yaklaşımlarıyla yorumlayanların toplumu kucaklayamayacaklarını söyledi.
Başbakan Erdoğan, ”Bu yüzden de toplumu suçlama yanlışına düşerler. Demokrasiyi hazmedemeyenler, milli iradeyi küçümseyenler faturayı topluma kesmekten çekinmezler. Hatta ‘neticesine katlanır” yaklaşımıyla toplumu suçlamaktan geri durmazlar” diye konuştu.
Türkiye’nin, her türlü sorununu konuşacak, tartışacak, çözüm yollarını arayacak potansiyele sahip olduğunu, Türk demokrasisinin felaket tellallarına, bunalım ve kriz tüccarlarına pabuç bırakmayacak ve kendi sorunlarının üstesinden gelebilecek olgunluğa ulaştığını kaydeden Erdoğan, ”Ümitlerimizi tazeleyen, gücümüzü toplayan birçok sebep var, sayısız olumlu gelişme var. Elbette önümüzde aşmamız gereken zorluklar da var. Ama bütün zorlukların üstesinden gelecek açık yüreklerimiz var” dedi.

”ZAAFLARIMIZDAN GÜN BE GÜN KURTULUYORUZ”

Başbakan Erdoğan, samimiyetle, heyecanla ülkenin eski ağırlıklarından kurtulması için çalıştıklarını belirterek, şunları kaydetti:
”Allah’a şükür ki Türkiye hukuk yolundadır, adalet yolundadır, çağdaş dünyanın saygın bir üyesi olarak gelişmesini sürdürmektedir. Cumhuriyetimiz, demokrasimizle birlikte güçlenmektedir. Devlet topluma daha çok açılmakta, devlet ile millet arasına girenler hem devletten hem de toplumdan tecrit olmaktadır. Zaaflarımızdan gün be gün kurtuluyoruz. Bu yoldan, geriye değil ileriye gidiyoruz. Gerilim isteyenler, gerilimden beslenenler, toplumu kutuplara çekenler gizli ajandalarıyla birlikte birer birer deşifre oluyorlar. Düne kadar anlamakta güçlük çektiğimiz, bizim, ‘Milletimizin arasından çıkmaz’ dediğimiz, ülkemize asla yakıştırmadığımız provokasyonlar bertaraf oluyor. Biliyorum ki hak ve hakkaniyetten yana olan herkes bu süreci dikkatle izliyor, mutlulukla takip ediyor. Karamsar olmak için hiçbir neden yoktur. Bütün işaretler, bütün göstergeler Türkiye’de refahın adaletle birlikte çoğaldığını, önyargıların kırıldığını gösteriyor.”
Erdoğan, hukuk devletinin açık, şeffaf bir düzenin adı olduğunu, hukuk devletinde karanlık odalar, komplolar, komitalar, çeteler, mafyaların olmadığını, olamayacağını ve olmaması gerektiğini ifade etti.

”KİMSE KENDİNİ DIŞLANMIŞ HİSSETMEMELİ…”

Bütün meselelerinin toplumun tamamının rızasını kazanacak hizmetler yapmak olduğuna işaret eden Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Bütün samimiyetimizle ortaya koyduğumuz siyasetin neticesinde bu milletin tamamının, bir bütün olarak kazanmasını istiyoruz. Evet, toplumun tamamının kazanmasını istiyoruz. Öyle olmasaydı, ‘Toplumun bir kesimi mutlu olsun da gerisi önemli değil’ deseydik, bazıları gibi işimiz çok kolay olurdu. Ama bizim derdimiz toplumun tamamını refaha, adalete kavuşturmaktır. Bu yüzden ısrarla birliğimize vurgu yapıyoruz. Hiçbir siyasi temanın toplumun ayrışmasına vesile olmasını istemiyoruz. Bu yüzden, ‘Bir kişinin hukukunu korumak, herkesin hukukunu korumaya bağlıdır’ diyoruz. Toplumun her bir ferdi aynı hak ve özgürlüklere sahiptir, olmalıdır. Kimse kendisini dışlanmış, kenarda bırakılmış, mağdur edilmiş görmemelidir, hissetmemelidir.”
Her bir vatandaşın sorununun kendi sorunları olduğunu, her bir vatandaşın hakkını, hukukunu korumanın boyunlarının borcu olduğunu belirten Erdoğan, herkesten de böyle bakmalarını istedi.
”Hiçbir vatandaşımızın hukuku ayrışma sebebi, kutuplaşma gerekçesi olamaz” diyen Başbakan Erdoğan, ahlak zemini sağlam olan hiçbir siyasi hareketin, milletin bekasından kendi çıkar kaygılarıyla kopamayacağını bildirdi.

”TOPLUMUN BİR KESİMİNİN VATANDAŞLIK HAKLARINDAN MAHRUM KALMASINDAN KİMSEYE BİR FAYDA YOKTUR”

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, toplumun bir kesiminin vatandaşlık haklarından mahrum kalmasının kimseye bir faydasının olmadığını belirterek, ”Hepimiz birbirimizin hukukunu koruyacak, savunacak kadar olgunlaşmış bir milletiz” dedi.
Erdoğan, ”Maskeli siyaset devrinin” tamamlandığını söyledi.
Başbakan Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, siyasetin asli görevinin vatandaşların hukukunu korumak olduğunu kaydetti.
Bazılarının, en az çeyrek asırdır tartışılan meselelerle yeni yüzleşiyormuş gibi yaparak belli sorunlara sırt dönmeyi marifet saydığını ifade eden Erdoğan, ”Sorunları göz ardı ederek, üstünü örterek, görmezden gelerek, tabu haline getirerek toplumun saadet ve selametini sağlayamayız” dedi.
Başbakan Erdoğan, konuşmaktan, tartışmaktan, çözüm yolları aramaktan çekinenlerin milletimizin sağduyusuna, demokrasinin ve hukuk devletinin gücüne haksızlık yaptıklarını belirterek, şunları söyledi:
”Yaşam tarzlarımızı, ait olduğumuz sosyal, sınıfsal tabakaları, kültürel çerçeveleri karşı karşıya getirenler; Türkiye büyüklüğünde düşünürlerse, toplumu bir bütün olarak kabul ederlerse varlık alanlarını kaybedeceklerini zannediyorlar. ‘Gerilim olmazsa işimizden gücümüzden oluruz’ diyenler, 70 milyonun mutluluğu için bir gayret içine giremiyorlar. Oysa toplumun bir kesiminin kalbinin mahzun olması, diğerlerinin mutluluğunu artırmıyor. Keza, toplumun bir kısmının mağdur olması hepsinin mutluluğundan bir şeyler eksiltiyor.
Hepimiz, özgürlük, adalet, merhamet çıtasını yükseltebilsek, inanın hepimiz yükseliriz. Toplumun bir kesiminin vatandaşlık haklarından mahrum kalmasından kimseye bir fayda yoktur. Herkesin hukukunu savunursak, birilerinin mutluluğundan, huzurundan bir şey eksiltmiş olmayız. Aksine kendi hukukumuzu korumak için bile, mutlaka başkalarının hukukunu savunmak zorundayız. İnanıyorum ki, Türkiye’yi yorgun düşüren tartışmalar önümüzdeki günlerde inşallah tedavülden kalkacaktır. Gelin hep birlikte bu ülke insanının vicdanı üzerindeki yüklerin tamamını kaldıralım. Unutmayalım, Hepimiz birbirimizin hukukunu koruyacak, savunacak kadar olgunlaşmış bir milletiz. Siyaset; bu olgunluk çıtasının üzerine bir şey eklersek toplum için, millet için faydalı bir araç olabilir.
Yok eğer, ‘bütün tartışmaların ucu açık kalsın, Türkiye dünyaya kendi kimliğiyle bir birlik fotoğrafı vermesin’ diyenler varsa, bu millet onları da açıkça görsün. Zaten görüyor, inanın tarih boyunca da onları affetmeyecek. Artık maskeli siyaset devri tamamlanmıştır.”
Başbakan Erdoğan, şimdiye kadar olduğu gibi, belli sorunları ısrarla kendi tekelinde tutanların artık modern Türkiye Cumhuriyetinde siyaset yapamayacaklarını söyledi.
Çözümün, 70 milyon insanın derdiyle dertlenmekte, sorunlarına birlikte çare üretmekten geçtiğini ifade eden Erdoğan, sorunlar çözüldükçe devlet, millet ve demokrasinin geriye gitmeyeceğini, zaafa düşmeyeceğini bildirdi. Erdoğan, sorunların çözülebildiği, birlik ve beraberliğin güçlendirildiği oranda devletin de güçleneceğini, demokrasinin de gelişeceğini belirtti.

-SİYASET AKADEMİSİ YEREL YÖNETİMLER PROGRAMI-

Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Siyaset Akademisi Yerel Yönetimler Programının 2 Şubat Cumartesi günü İstanbul’da başlayacağını dile getirerek, partisinin Ar-Ge başkanlığının koordinasyonda, yerel yönetimler Başkanlığının ve kadın kolları başkanlığının da katkılarıyla parti vizyonunu geliştirecek bu eğitim programının 20 ilde gerçekleşeceğini söyledi. Erdoğan, partisinin yönetimde bilgiyi öne alarak, siyaset anlayışının gereği olarak düzenlediği bu yaygın eğitim programı hakkında Ar-Ge Başkanı Reha Denemeç’in milletvekillerini bilgilendireceğini kaydetti.
Erdoğan, akademik bilgi ile pratik yönetim sorunlarının birlikte ele alınacağı bu programda, seçkin bir akademik kadro katılımcılara Türkiye’nin siyasi ve idari yapısından kentleşmeye, mevzuattan AB sürecine, kent yönetiminden kent planlamasına, çevre ve imar hukukundan kişisel gelişime kadar yerel yöneticileri birinci derecede ilgilendiren temel yönetim derslerinin verileceğini anlattı.
Şu ana kadar 4 bin katılımcının müracaatının olduğunu belirten Erdoğan, ”AK Parti’nin demokrasinin gelişmesinde yerel yönetimleri birinci derecede önemseyen siyasetinin gereği olarak hazırlanan bu program, inanıyorum ki geleceğin belediye başkanları, il genel meclis üyeleri, belediye meclis üyeleri için öğretici bir eğitim çalışması olacaktır” dedi.

-”HER FERDİN YAPABİLECEĞİ ÇOK ŞEYLER VARDIR”-

”Siyaset yerelde başlar” diyen Erdoğan, yerelde siyasetin, aslında demokrasinin en ileri aşaması olduğunu kaydetti. Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Yerelde siyaset; halkla bütünleşmektir, demokrasiyi halkla birlikte geliştirmektir. ‘Adalet ve kalkınma yerelde başlar’ diyen AK Parti, demokrasimizin güçlenmesini, sorunlarımızın çözülmesini ülkenin hiçbir köşesini ihmal etmeksizin yoluna kararlılıkla devam ediyor. Ülkemizin dünya ülkeleri arasında hak ettiği lider ve müreffeh konumu elde etmesi artık hayal değildir. Yeter ki hep birlikte el ele, gönül gönüle verip aydınlık yarınlar için çaba harcayalım.
AK Parti ile ülkemizde esmeye başlayan kaliteli siyaset rüzgarının hiç dinmemesi için yerel siyasetin önemi çok büyüktür. Gelişmiş, müreffeh, daha adil, lider ve aydınlık bir Türkiye’nin yolu özellikle yerel siyasete daha bilinçli bir katılımdan geçer. Bu ülkenin kalkınmasında her ilin, ilçenin, beldenin, köyün, mahallenin, evin, her bir ferdin yapabileceği çok şeyler vardır. AK Parti, ülkemiz için üzerine düşen görevleri layıkıyla yerine getirmektedir ve yerine getirmeye de devam edecektir.”
Başbakan Erdoğan, şu ana kadar yaptıkları gayretler ve kanunların çıkarılmasında gösterdikleri performans nedeniyle milletvekillerini kutladı.
Bu arada, Erdoğan’ın konuşması sırasında, toplantı salonunda bulunan özürlü bir kadın, ”Sayın başbakanım” diye seslenerek, ayağa kalktı. Polislerin yanına geldiği ve konuştuğu kadın, daha sonra yerine oturdu.

 

Kaynak: Zaman Gazetesi