Tek umut, desteksiz ve ispatsız internet yalanlarıyla imaj oluşturmak. Rahşan Ecevit ‘din de vatan da elden gidiyor’ demişti ya. Bula bula buna sığınıyorlar. 2001 krizinde 3 milyar dolarlık banka 350 milyon dolara İngiliz’e gittiğinde vatan yerinde duruyordu. Ama, şimdi baş döndüren fiyatlara sahibi bankasını satınca vatan elden gidiyor. (Devamı aşağıda)

Güneri CIVAOĞLU’nun köşe yazısının bir kısmı:
İstanbul’un iş, medya ve sanat dünyasından cemiyet sayfalarının ünlüleri salı gecesi verilen bir davetteydi.
Bugünkü gazetelerde fotoğrafları ve televizyonda görüntüleri yansıtır. O nedenle, hadi adını da vereyim; Ender Mermerci’nin Yunanistan’dan bir arkadaşı için düzenlenmişti gece… Amerika’dan, Avrupa’dan da konukları vardı.
Ender Mermerci, güzel bir davet düzenlemiş. Konuklarıyla da tek tek ilgilendi.
Ben gecenin siyaset boyutunu yazayım…
Masalarda ağırlıklı konu genel seçimdi.
Büyük holdinglerden birinin genç patronu, koluyla geniş bir yelpaze çizerek 500′e yakın davetliyi gösterdi. “Bu masadakilerin yüzde 80′i pazar günü AKP’ye oy verecek” dedi.
Bir başka “büyük patron”un söylemi de aynıydı ancak öngördüğü oran daha düşüktü:
“Buradaki davetlilerin yüzde 50′si AKP’ye oy verecek…”
Konuştuğum işadamlarından hiçbiri, o geceki konukların AKP’ye verecekleri oy oranında yüzde 50′nin altına düşmedi.
Milliyet
Doç. Dr. İbrahim Öztürk’ün yazısı:
Tek umut, desteksiz ve ispatsız internet yalanlarıyla imaj oluşturmak. Rahşan Ecevit ‘din de vatan da elden gidiyor’ demişti ya. Bula bula buna sığınıyorlar. 2001 krizinde 3 milyar dolarlık banka 350 milyon dolara İngiliz’e gittiğinde vatan yerinde duruyordu. Ama, şimdi baş döndüren fiyatlara sahibi bankasını satınca vatan elden gidiyor. Şimdilerde kanalını derin devletin emrine veren bir işadamımızın bankasına 2001′de el konulması son anda önlendi. Tümüne 900 milyon dolar bile verilmeyen bankanın sonra dörtte birinin kaça satıldığı herkesin malumu.
‘Kan ağlayan esnaf’ söylemlerine gelince… Bunu, başbakanın kafasına yazarkasa fırlatıldığı, umutsuzluk koridorlarını intiharların süslediği yakın geçmişten hatırlayınız. Ekonomik göstergelerdeki iyileşme gelir dağılımına da yansıyor. Gelir dağılımı düzeliyor, alt kesimden orta sınıfa geçenlerin sayısı hızla artıyor. Son yıllarda hiçbir kamu çalışanı enflasyona ezdirilmedi. Yaşlı, özürlü maaşları ve asgari ücret de enflasyonun çok üzerinde kaldı. Bir de sokakta gördüklerimiz var. Bu satırların yazarı beyaz Türk değil. Halkın içinden, arka sokaklardan geliyor. Cumhuriyet mitinglerinde olduğu gibi miting meydanlarını dolduranlar, bindirilmiş kıtalar değil. Benim ailem de akrabalarım da o sokaklarda yaşıyor. Yalıda oturup açlık edebiyatı yapanlar hiç de inandırıcı gelmiyor sokaktaki insana. Pazaryerine gidince filelerini nasıl doldurduklarını iyi biliyorlar.
Dikkat ediniz, ÖSS’de yıllarca sıfır çeken Doğu ve Güneydoğulu çocuklar şimdilerde derece üstüne derece yapıyor. Önceleri, umutsuzluğu istismar edilip dağa kaldırılan varoş çocukları vardı. Omuzundaki tüfeğin dipçiği yere değiyordu. İşte şimdi, her kaybolan çocuğu medeniyetimizin dev surlarında açılan bir gedik olarak gören Anadolu’nun kutlu solukları, bu çocukları yurdun dört bir köşesinde arka mahallelerden devşirip milletimize hediye ediyor.
Sınıf çıkarlarını bu çocukların büyük rekabetine kaptırmak korkusu, karabasan gibi rüyalarına girenler de boş durmuyor, senaryo üstüne senaryo deniyorlar. Milli Eğitim Bakanlığı beş yılda 5 bin öğrenciyi yurtdışına göndermek üzere proje geliştirmiş. En son Prof. Dr. Mehmet Sağlam’ın YÖK başkanlığı döneminde bu tür yaygın uygulamalar olmuştu. Şimdi başarıyla doktorasını bitirip dönen parlak Anadolu çocuklarının kariyer yolları dört bir yandan kapatılmaya çalışılıyor. Çeteleşen ve tarafsızlığını kaybeden yargıdan da adalet bekleme lüksümüz yok maalesef.
Rey vermeden önce bütün bunları yüksek sesle düşünme ve de paylaşma ihtiyacı hissettim.
¼/p>
Sayfamıza güncellemeye devam ediyoruz. Türkiye'nin dört bir yanından çalışmalarınızı, duygu ve düşüncelerinizi bekliyoruz.
HERŞEY TÜRKİYE İÇİN !
Yorumunuzu Yapın
Yorum yazabilmek için giriş yapın.