<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>AK PARTİ'liyiz . BİZ &#187; Yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.akpartiliyiz.biz/akparti/category/yorumlar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.akpartiliyiz.biz</link>
	<description>Durmak Yok, Yola Devam...</description>
	<lastBuildDate>Mon, 21 Jun 2010 06:20:01 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>GÜZEL GÜNLER YAKIN</title>
		<link>http://www.akpartiliyiz.biz/akparti/yorumlar/kose-yazilari/guzel-gunler-yakin.html</link>
		<comments>http://www.akpartiliyiz.biz/akparti/yorumlar/kose-yazilari/guzel-gunler-yakin.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jun 2010 06:20:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gobeginikasiyanadam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[açılım]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<category><![CDATA[terör]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.akpartiliyiz.biz/?p=1109</guid>
		<description><![CDATA[Bugüne kadar yapılanların yanlış olduğunu anlamak için sadece son saldırılara bakmak yeterli değil mi? Ekranda caka satarak, eski karanlık günlere dönme özlemiyle yanıp tutuşan emekli paşanın söylediği gibi, bu kanlı tablo iktidarın mı yoksa 30 yıllık bir terör deneyiminden neredeyse hiçbir deneyim elde etmeyen başkalarının mı?

Bilmem nerede siyasilere yumruk atıldı geçenlerde. Hemen ertesi gün sorumlular açığa alındılar. En küçüğünden en irisine hem de... Bir yumruk yahu yumruk, burnu kanadı adamın sadece... Şimdi bunca şehit var orta yerde ve sorumlular hakkında en ufak bir soruşturma yapılıyor mu? Yapılmıyor ve yapılmayacak korkarım ki! Ekrana çıkıp bağırıp çağıran paşaya da kimse herhangi bir soru sormamıştı çünkü!

Lütfen elinizi vicdanınıza koyun ve şu soruyu sorun: Bu mudur terörle 30 yıl mücadele etmiş bir ülkenin deneyimi? Bizzat kendi askerlerini koruyamayan güvenlik güçleri, sivil halkı nasıl koruyacak? Teröre lanet okumak en kolayı... Gidenlerin arkasından duygusal taziye yazmak da... Esas bu ülkeyi kendi ciddiyetine ve büyüklüğüne yakışır bir güvenlik sistemine kavuşturmaktır marifet... İşini gücünü bırakıp parolalarında başbakana hakaret etmeyi marifet sayan zihniyetten kurtulmadıkça biter mi bu terör belası! Hatırlayınız o meşhur günlükleri... Hangisinde tek satır terör hakkında yapılan bir çalışmadan, modern güvenlikle ilgili bir fikir kırıntısından tek satır gördünüz?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Nedim HAZAR / ZAMAN</p>
<p>Bugüne kadar yapılanların yanlış olduğunu anlamak için sadece son saldırılara bakmak yeterli değil mi? Ekranda caka satarak, eski karanlık günlere dönme özlemiyle yanıp tutuşan emekli paşanın söylediği gibi, bu kanlı tablo iktidarın mı yoksa 30 yıllık bir terör deneyiminden neredeyse hiçbir deneyim elde etmeyen başkalarının mı?</p>
<p>Bilmem nerede siyasilere yumruk atıldı geçenlerde. Hemen ertesi gün sorumlular açığa alındılar. En küçüğünden en irisine hem de&#8230; Bir yumruk yahu yumruk, burnu kanadı adamın sadece&#8230; Şimdi bunca şehit var orta yerde ve sorumlular hakkında en ufak bir soruşturma yapılıyor mu? Yapılmıyor ve yapılmayacak korkarım ki! Ekrana çıkıp bağırıp çağıran paşaya da kimse herhangi bir soru sormamıştı çünkü!</p>
<p>Lütfen elinizi vicdanınıza koyun ve şu soruyu sorun: Bu mudur terörle 30 yıl mücadele etmiş bir ülkenin deneyimi? Bizzat kendi askerlerini koruyamayan güvenlik güçleri, sivil halkı nasıl koruyacak? Teröre lanet okumak en kolayı&#8230; Gidenlerin arkasından duygusal taziye yazmak da&#8230; Esas bu ülkeyi kendi ciddiyetine ve büyüklüğüne yakışır bir güvenlik sistemine kavuşturmaktır marifet&#8230; İşini gücünü bırakıp parolalarında başbakana hakaret etmeyi marifet sayan zihniyetten kurtulmadıkça biter mi bu terör belası! Hatırlayınız o meşhur günlükleri&#8230; Hangisinde tek satır terör hakkında yapılan bir çalışmadan, modern güvenlikle ilgili bir fikir kırıntısından tek satır gördünüz?</p>
<p><span id="more-1109"></span></p>
<p>En sonda söyleyeceğimi ilk baştan ifade edeyim de, bu yazının da son günlerde çok sık denk geldiğimiz içimizi bunaltan yazılardan biri olmadığı belli olsun: Yaşanan son gelişmelerin ilerideki çok hayırlı gelişmelerin habercisi olduğuna inanmaktayım.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin yerel, bölgesel ve küresel çapta tam olarak bağımsız olarak hareket etmesi, ülke içindeki sorunlarını ciddiyetle alıp çözmeye çabalaması, suyun başındakileri ve onların kuklalarını ciddi anlamda rahatsız etmektedir.</p>
<p>Kimse bana, &#8216;Açılım açılım dediniz böyle oldu&#8217; masalı okumasın. Açılım denen süreç şunun şurasında bir yıldır var ve bir kesimin teklif ettiği mücadele yöntemi bu memlekette 30 yıldır uygulanıyor da ne çözüme kavuştu?</p>
<p>Evet, açılım yanlış isimle, kısmen boş, saçma sapan uygulamalarla başlamış olabilir. Ama niyetin samimi olduğunu, bu ülkeye barış ve huzuru getirebilmek adına ciddi bir çırpınış olduğunu biliyorum. İki günden beri medyada pırtlar gibi çıkan Ergenekon bakiyesi isimlere bakılırsa, 10 yıl önce memlekette her şey güllük gülistanlıktı sanki. Terör her ay onlarca Mehmetçiği şehit etmiyor, faili meçhuller çığ gibi büyümüyor, bu milletin ekonomik gücü bu kirli ekonomiye kurban gitmiyordu sanki!</p>
<p>Ekrana çıkıp gerdan kırarak, &#8216;Sıkıyönetim olsun, herkes askere alınsın&#8217; diyen Ergenekon zanlısı emekli paşa da çok iyi biliyor ki, vaktiyle oluşturdukları bataklık kurumak üzeredir.</p>
<p>İşin içine acı girince mantık ve sağduyu şüphesiz rafa kalkıyor. Gencecik bedenleri alçakça saldırılara kurban veren bir ülkede mantıktan çok öfkenin hakim olacağını en iyi terör örgütü ve onların arkasındakiler biliyorlar.</p>
<p>Şu manzaraya bir bakalım&#8230; Türkiye dış politikada birbiri ardına hamleler yapıyor. Aktif dış politika on yıllardır hâkim olan &#8216;elleme, böyle iyi&#8217; zihniyetini aşırı derecede rahatsız ediyor. Daha düne kadar düşman olarak gördüğümüz komşular ile iyi ilişkiler kuruluyor, bilmem kaç ülke ile vizeler kalkıyor, toplumlar birbirine yaklaşıyor. İçeride ise bu millet 50 yıllık pisliğin temizliği için çekilen sifonu görüyor. Karanlığın kanlı elleri derdest edildikten sonra iş bürokraside, yargıdaki yapılanmaya doğru yürüyor. Son koz olarak artık ne hukuk, ne akıl takıyor birileri. Buna &#8216;vuruşarak çekilme&#8217; deniliyor literatürde.</p>
<p>Bugüne kadar yapılanların yanlış olduğunu anlamak için sadece son saldırılara bakmak yeterli değil mi? Ekranda caka satarak, eski karanlık günlere dönme özlemiyle yanıp tutuşan emekli paşanın söylediği gibi, bu kanlı tablo iktidarın mı yoksa 30 yıllık bir terör deneyiminden neredeyse hiçbir deneyim elde etmeyen başkalarının mı?</p>
<p>Bilmem nerede siyasilere yumruk atıldı geçenlerde. Hemen ertesi gün sorumlular açığa alındılar. En küçüğünden en irisine hem de&#8230; Bir yumruk yahu yumruk, burnu kanadı adamın sadece&#8230; Şimdi bunca şehit var orta yerde ve sorumlular hakkında en ufak bir soruşturma yapılıyor mu? Yapılmıyor ve yapılmayacak korkarım ki! Ekrana çıkıp bağırıp çağıran paşaya da kimse herhangi bir soru sormamıştı çünkü!</p>
<p>Lütfen elinizi vicdanınıza koyun ve şu soruyu sorun: Bu mudur terörle 30 yıl mücadele etmiş bir ülkenin deneyimi? Bizzat kendi askerlerini koruyamayan güvenlik güçleri, sivil halkı nasıl koruyacak? Teröre lanet okumak en kolayı&#8230; Gidenlerin arkasından duygusal taziye yazmak da&#8230; Esas bu ülkeyi kendi ciddiyetine ve büyüklüğüne yakışır bir güvenlik sistemine kavuşturmaktır marifet&#8230; İşini gücünü bırakıp parolalarında başbakana hakaret etmeyi marifet sayan zihniyetten kurtulmadıkça biter mi bu terör belası! Hatırlayınız o meşhur günlükleri&#8230; Hangisinde tek satır terör hakkında yapılan bir çalışmadan, modern güvenlikle ilgili bir fikir kırıntısından tek satır gördünüz?</p>
<p>Başlıktaki cümle iflah olmaz bir iyimserliğin dışavurumu değildir, bunu bilin. Türkiye dışarıda ve içeride kendini mahkûm eden prangalardan kurtuldukça daha da kuduracaklar çıkacaktır. Ama bu tekerlek artık fren tutmaz emin olun&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akpartiliyiz.biz/akparti/yorumlar/kose-yazilari/guzel-gunler-yakin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Biz Amerikan’ın Uşağı Değil miydik?&#8221;</title>
		<link>http://www.akpartiliyiz.biz/akparti/yorumlar/kose-yazilari/biz-amerikan%e2%80%99in-usagi-degil-miydik.html</link>
		<comments>http://www.akpartiliyiz.biz/akparti/yorumlar/kose-yazilari/biz-amerikan%e2%80%99in-usagi-degil-miydik.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Jun 2010 07:53:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Myd10oz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[ab]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet davutoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa birliği]]></category>
		<category><![CDATA[dış politika]]></category>
		<category><![CDATA[dış sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[veyis ateş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.akpartiliyiz.biz/?p=1103</guid>
		<description><![CDATA[Hatırlar mısınız?
İlköğretim sıralarındayken öğretmenlerimiz tahtaya dünya haritasını asar ve bize Türkiye’nin stratejik önemini anlatırlardı.
Üç tarafımız denizlerle kaplı; Asya ile Avrupa kıtaları arasında bir geçiş noktası; Ortadoğu ve Kafkasya ile sınır komşusuyduk.
Rusya sıcak denizlere inmek için her an tepemizde duruyor; Suriye Antakya’yı geri almak için pusuda bekliyor; İran bizi şeriat ülkesi haline getirmeye çalışıyor; Yunanistan İzmir’i [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hatırlar mısınız?</p>
<p>İlköğretim sıralarındayken öğretmenlerimiz tahtaya dünya haritasını asar ve bize Türkiye’nin stratejik önemini anlatırlardı.</p>
<p>Üç tarafımız denizlerle kaplı; Asya ile Avrupa kıtaları arasında bir geçiş noktası; Ortadoğu ve Kafkasya ile sınır komşusuyduk.</p>
<p>Rusya sıcak denizlere inmek için her an tepemizde duruyor; Suriye Antakya’yı geri almak için pusuda bekliyor; İran bizi şeriat ülkesi haline getirmeye çalışıyor; Yunanistan İzmir’i geri almak için sürekli bize sataşıyordu.</p>
<p>İşte böylesine “stratejik” bir ülkeydik biz…</p>
<p>Sınır komşularıyla bu derece “sıcak” ilişkiler geliştiren ülkemizin ebedi ve tabii müttefiki, on saatlik uçuşla varılan <strong>ABD</strong> ile onun Ortadoğu’daki partneri <strong>İsrail</strong>’di.</p>
<p>Gün geldi, devran döndü.</p>
<p>Yunanistan Başbakanı nikâh şahidimiz oldu.</p>
<p>İran’la milyarlarca dolarlık enerji anlaşmaları yaptık.</p>
<p>Suriye ile vizeleri kaldırdık.</p>
<p>Rusya ile nükleer işbirliği yaptık.</p>
<p>Ve son olarak…</p>
<p>İsrail’e ayar verdik, veriyoruz.</p>
<p>Batı’nın “<strong>ne çözerim ne de çözdürtürüm</strong>” diyerek onay verdiği İran’a yaptırım kararına “Hayır” dedik ve bunun arkasında duruyoruz.</p>
<p>Düne kadar AK Parti hükümetini “<strong>ABD ve İsrail uşağı</strong>” olarak tanımlayan, yetinmeyip, <strong>“Büyük Ortadoğu Projesinin eş başkanı</strong>” diyerek akıllarınca maytap geçen ulusalcılarımızın kafaları karıştı, kimyaları bozuldu.</p>
<p>Yeni tutundukları ip “<strong>eksen kayması</strong>.”</p>
<p><span id="more-1103"></span>“Türkiye’nin ekseni kaydı.”</p>
<p>“ABD bunun hesabını soracak.”</p>
<p>“AB ile ilişkiler kopma noktasında”</p>
<p>Falan filan…</p>
<p>Bu kaygıları gerçekten memleket hayrına mıdır yoksa içten içe “<strong>Ulan aferin! Bu sayede darbe olur, biz de iktidara çökeriz</strong>” diye göbek mi atıyorlardır, bilinmez.</p>
<p>Oysa ortada kartların yeniden karıldığı büyük bir oyun oynanıyor.</p>
<p>Ve Türkiye, bu oyunda etliye sütlüye karışmayan, dünyayı dar kalıplar içinde değerlendiren bir ülke, bir oyuncu değil artık.</p>
<p>Bir figüran değil, bir aktör.</p>
<p>Bir zamanlar “<strong>Çin Seddi’nden Adriyatrik denizine</strong>” kadar olan hülyamızın çapı genişliyor.</p>
<p>Hem Türk dünyasında, hem İslam coğrafyasındayız.</p>
<p>ABD’nin hem kuzeyinde hem güneyindeyiz.</p>
<p><strong>Sadece dizilerinden tanıdığımız Brezilya, bizim için uluslararası bir partner artık</strong>.</p>
<p>Çevresinde olan biteni izlemekle yetinen Türkiye gitti, yerine, olaylara “burnunu sokan” bir irade geldi.</p>
<p>“<strong>Stratejik derinliği</strong>” olan bir irade…</p>
<p><strong>İtalya Dışişleri Bakanı Franco Frattini</strong> bakın ne diyor?</p>
<p>“<strong>Bir an önce Avrupa’nın Türkiye’ye karşı ne gibi hatalar yaptığını düşünmesi lazım. Biz Avrupalılar, Türkleri yanımıza çekmek yerine fazlasıyla Doğu’ya ittik. Eğer Türkleri Avrupa ailesi içinde istemediğimiz izlenimini yaratırsak, onlar da İran, Kafkaslar ve Suriye gibi bölgelere yönelerek farklı perspektifler arayacaktır. Bu da Avrupa’nın çıkarına değil</strong>&#8221;</p>
<p>Yahudi tüccar Şalom yatakta kıvranırken eşi “Neyin var?” demiş.</p>
<p>Şalom “Karşı komşumuz Mişel’e borcum var. Nasıl ödeyeceğim onu düşünüyorum.” deyince eşi kalkıp pencereyi açmış ve “Mişel! Mişel! Sana borcumuz yok.” deyip pencereyi kapatmış.</p>
<p>Şalom büyük bir şaşkınlıkla “ N’aptın?” diye sorunca “Boş ver” demiş eşi “Bugüne kadar sen düşündün, bundan sonrasını o düşünsün.”</p>
<p><strong>60 yıldır AB’ye nasıl gireriz diye biz düşündük.</strong></p>
<p><strong>Bırakalım bundan sonrasını onlar düşünsün.</strong></p>
<p><a href="http://www.internethaber.com/biz-amerikanin-usagi-degil-miydik-10050y.htm">Veyis ATEŞ &#8211; İnternetHaber</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akpartiliyiz.biz/akparti/yorumlar/kose-yazilari/biz-amerikan%e2%80%99in-usagi-degil-miydik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hükümet Tasfiye Planını Nasıl Okuyor ?</title>
		<link>http://www.akpartiliyiz.biz/akparti/yorumlar/kose-yazilari/hukumet-tasfiye-planini-nasil-okuyor.html</link>
		<comments>http://www.akpartiliyiz.biz/akparti/yorumlar/kose-yazilari/hukumet-tasfiye-planini-nasil-okuyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jun 2010 13:32:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gobeginikasiyanadam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.akpartiliyiz.biz/?p=1095</guid>
		<description><![CDATA[Bizim kahraman ulusalcılar, düne kadar hükümeti “ABD ve İsrail uşağı” olarak tanımladılar. Hatta “BOP eş başkanı” diyerek akıllarınca dalga geçtiler. Türkiye, İran’a yönelik yaptırıma “hayır” dediği ABD ve eli kanlı İsrail’e diklenince, birden saf değiştirdiler.
Bizim kahramanlar aniden ABD ve İsrail’le saf tutuştu. Bir kez daha anladık, antiemperyalizm politikası, suya tiritmiş. Ulusalcılık, teferruatmış.
Diyorlar ki, Türkiye’nin ekseni [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="şamil tayyar" src="http://91.93.103.35/yazar/18-A.jpg" alt="şamil tayyar" width="77" height="92" />Bizim kahraman ulusalcılar, düne kadar hükümeti “ABD ve İsrail uşağı” olarak tanımladılar. Hatta “BOP eş başkanı” diyerek akıllarınca dalga geçtiler. Türkiye, İran’a yönelik yaptırıma “hayır” dediği ABD ve eli kanlı İsrail’e diklenince, birden saf değiştirdiler.</p>
<p>Bizim kahramanlar aniden ABD ve İsrail’le saf tutuştu. Bir kez daha anladık, antiemperyalizm politikası, suya tiritmiş. Ulusalcılık, teferruatmış.</p>
<p>Diyorlar ki, Türkiye’nin ekseni kaydı. Batıda, özellikle Amerika’da Türkiye aleyhine yayınlanan makalelerden senaryo üretiyorlar. One Minute çıkışından sonra “Eyvah İsrail bize çok kızacak” ürkekliğiyle hükümete yüklenenler yine sahnede.</p>
<p>Elbette, Türkiye ile ABD ve İsrail ilişkilerinin arzu edilen seviyede olduğu söylenemez. Açıkça ifade etmek gerekirse, bir çatışma hali mevcuttur, ancak karalar bağlamanın da yersiz olduğunu belirtmem gerekir.</p>
<p>Türkiye, bu süreci iyi yönetebilirse çok kazançlı çıkabilir. Çünkü, kartların yeniden karıldığı bir süreçten geçiyoruz. Jeostratejik rol üstlenmeye çalışan Türkiye, yenidünya düzeninde denklemin önemli bir unsuru haline gelebilir.</p>
<p>Bunun için mücadele etmek, gerekirse çatışmayı göze almak gerekir. Türkiye’nin böyle bir gücü vardır, daha da ötesi bu gücü kullanabilecek güçlü bir siyasi iradesi mevcuttur.</p>
<p>Mevcut durumun Türkiye’yi olumsuz etkileyeceği varsayımını işleyenler, aynı şartların ABD, İsrail, AB ve diğer bölge ülkeleri için neyi ifade ettiği sorusuna cevap bulmalıdır.<br />
<span id="more-1095"></span><br />
ABD Savunma Robert Gates’in Türkiye’yi tahlil ederken, AB’nin isteksizliğinin Türkiye’yi Doğu’ya ittiği, Türkiye-İsrail ilişkilerinin bozulmasının bölgesel istikrarsızlığa yol açacağı tezi, bu perspektiften de okunmalıdır.</p>
<p>Telaşlı olan, sadece Türkiye değil, onlar da&#8230;</p>
<p>Rol paylaşımı</p>
<p>2011 yılı sonuna kadar Irak’tan çekilmeyi planlayan ABD, bölgedeki istikrarı ve petrol kaynaklarının denetimini, Türkiye’ye rağmen nasıl sağlayacak?</p>
<p>ABD, İran’a yönelik yaptırımları koordine ederken ve Afganistan’daki istikrarı sağlamaya çalışırken Türkiyesiz nasıl bir formül geliştirecek?</p>
<p>Uzun menzilli uçuş eğitimini Konya’da yapan ve ihtiyaç duyduğunda Türk hava sahasını kullanan İsrail, çatışma hızlanırsa daha da yalnızlaşmayacak mı?</p>
<p>Petrol ve doğalgaz trafiğinde koridor haline gelen Türkiye kaosa sürüklenirse, dünya barışı nasıl tesis edilecek?</p>
<p>Bir üyesi iflas eden ve 5 üyesi iflasın eşiğinde olan AB, Türkiye’ye<br />
rağmen dağılma riskini nasıl hafifletecek?</p>
<p>Aslında sorumuz daha çok, önemli olan maksadın hasıl olmasıdır. Şu bir gerçek, Türkiye’nin olduğu kadar diğer ülkelerin de Türkiye’ye olan mecburiyeti, uzlaşmayı zorunlu kılıyor. Geçmişten farklı olarak, uzlaşı bariyeri hayli yüksek bir noktada duruyor. Yıllardır Türkiye’yi aza razı edenlerin pastadan ayırdıkları payı arttırmadan böyle bir uzlaşmanın sağlanması zor gözüküyor.</p>
<p>Orta yol mutlaka bulunacaktır. Ama Türkiye’nin payı, hiçbir zaman geçmişteki gibi düşük olmayacaktır. Rol verilen değil rol paylaşan bir ülke olacaktır.</p>
<p>O zaman Türkiye açısından; AB süreci hızlanabilir, ABD ve İsrail ilişkileri onarılabilir, Gazze ablukası aşılabilir, terörle mücadelede işbirliği artabilir, PKK’nın tasfiyesi hızlanabilir, yeni enerji projeleri devreye sokulabilir, Irak’ın yeniden yapılandırılmasında söz sahibi olunabilir&#8230;</p>
<p>Aksi halde, İngiliz The Guardian Gazetesi’nin yazdığı gibi, Obama büyük pişmanlık duyabilir, diğer ülke liderleri gibi&#8230;</p>
<p>Türkiye’nin riski</p>
<p>Elbette, çatışma ortamında Türkiye için de risk mevcuttur. Yenidünya denkleminde çok önemli bir pozisyon alarak konuşlanmak isteyen Türkiye, kozlarını iyi kullanamazsa, koordinatlarını kaybedebilir.</p>
<p>Biraz geriden başlarsak, hükümet, seks videosuyla başlayan senaryoyu iyi okuyamadı, Baykal’la çatışarak oyun kurucuların tasfiye değirmenine su taşıdı. İsrail krizinde ise kimi zaman sokağın sesi devletin aklını bastırdı, kantarın topuzu kaçtı. Meclis grup konuşmasıyla tarihi bir çıkış yapan başbakan, neredeyse günde 24 saat konuşarak verdiği mesajların ağırlığını azaltmaya başladı.</p>
<p>Bu çatışma artık, muhalefetin gazına gelmeden diplomasi zemininde ve diplomatik dil sınırları içinde tutulmalıdır. Türkiye gibi kendi iç sorunları daha derin ve çetrefilliyken dış sahada bu kadar radikal söylem geliştirmesinin riski, her zaman fazladır.</p>
<p>PKK, son yılların en kanlı eylem takvimini açıkladı, demokratik açılım tehlikeye girdi. 12 Eylül zihniyetine en ağır darbenin indirileceği anayasa değişikliği paketinin rafa kaldırılması için Anayasa Mahkemesi abluka altına alındı. Ergenekon, dış destek arayışına girdi. CHP üzerinden siyaset mühendisliği hız kazandı. AK Parti hakkında kapatma davası tehdit unsuru olarak masada. Erdoğan’a yönelik tasfiye planı devrede.</p>
<p>Burada daha önemli olan, sizin planınızdır. Yukarıda belirttiğim gibi, Türkiye bu süreci iyi yönetebilirse, kazançlı çıkabilir, şerden büyük hayır doğabilir.</p>
<p>Tabi, iyi yönetirse&#8230;</p>
<p>Şamil Tayyar / STAR</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akpartiliyiz.biz/akparti/yorumlar/kose-yazilari/hukumet-tasfiye-planini-nasil-okuyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞANLI TARİH   29 MAYIS 1453, TALİHSİZ TARİH  27 MAYIS 1960</title>
		<link>http://www.akpartiliyiz.biz/akparti/yorumlar/sanli-tarih-29-mayis-1453-talihsiz-tarih-27-mayis-1960.html</link>
		<comments>http://www.akpartiliyiz.biz/akparti/yorumlar/sanli-tarih-29-mayis-1453-talihsiz-tarih-27-mayis-1960.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 May 2010 23:43:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gobeginikasiyanadam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yorumlar]]></category>
		<category><![CDATA[27 mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[29 mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[60 darbesi]]></category>
		<category><![CDATA[adnan menderes]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.akpartiliyiz.biz/?p=1053</guid>
		<description><![CDATA[Aralarında 507 yıl 2 gün fark olan bu iki farklı tarih sonuçları itibariyle de birbirinden çok farklıdır. 29 mayıs denince akılda  ilk önce Fatih’in beyaz atı üzerinde bir sur kapısından (Topkapı olduğu söylenir) İstanbul’a girişini resmeden manzara canlanır. 27 mayıs denince Merhum Adnan Menderesin iki askerin arasında elleri bağlı beyaz elbiseyle idam sehpasına yürüyüşü canlanır. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aralarında 507 yıl 2 gün fark olan bu iki farklı tarih sonuçları itibariyle de birbirinden çok farklıdır. 29 mayıs denince akılda  ilk önce Fatih’in beyaz atı üzerinde bir sur kapısından (Topkapı olduğu söylenir) İstanbul’a girişini resmeden manzara canlanır. 27 mayıs denince Merhum Adnan Menderesin iki askerin arasında elleri bağlı beyaz elbiseyle idam sehpasına yürüyüşü canlanır. Bu iki olayın tek benzerliği sadece aynı ayda gerçekleşmiş olmalarıdır bence, çünkü birini ‘Kostantiniyye mutlaka fetih olunacaktır, onu fetheden asker ne güzel asker onu fetheden kumandan ne güzel kumandandır’ sözünde ki şerefe nail olmak isteyen bir zihniyet gerçekleştirmiştir. Diğerini postal ritminden başka bir ritimde oynayamayan, halk her zaman doğruya karar veremez diyen bir zihniyet gerçekleştirmiştir.</p>
<p>O kapıdan İstanbul’a giren zihniyet girdiği şehre özgürlük getirmişti, dil,din,ırk ayrımı yapmadan hoşgörüyle adeta bir medeniyetler ittifakı kurmuştu. Diğeri yumuşak ‘g’ yi mahreçli telaffuz edeni zindana tıkıyor, mescitleri ahır yapıyordu.</p>
<p>Biri bir çağı kapatıp yeni bir çağ açmış İstanbul’da yaktığı ışıkla dünyayı aydınlatmıştır, diğeri hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir diyen meclisi kapatmış ve bir milletin geleceğini karartmıştır.</p>
<p>Bu ülke son fiili darbeyi 1980’de gördü. Bu dönemde yaşı ancak  6 &#8211; 7 veya yukarı olanlar, top oynadıkları bir caddede bir tankın yürütülmesinin ve babalarının emeklerinden kesilen vergilerle düşmana çevrilsin diye alınan silahların milletin alnına doğrultulmasının ne demek olduğunu biliyor. Ya sayıları 25 &#8211; 30  milyonu bulan ve bu yakın tarihi bir çok yalanla beraber Nasrettin hocadan hikayeler dersi gibi öğrenen nesil ne olacak. Kadıköy’den bakılınca ilerde küçük bir ada gözüküyor. Karşıdan bakınca genç ama yanına varınca beni bu dertler yaşlandırdı dercesine kurumuş ağaçları, viraneye dönmüş binaları, adeta bu olaylara şahit olmanın utancıyla suya doğru büzülmüş buruk YASSIADA (yaslıada) dır burası.Bu adada bir spor salonu var kararları önceden belli olan mahkemenin kurulduğu yargılamanın yapıldığı salon, bu salon restore edilmeli ve o günleri anlatan resimlerle bir fotoğraf sergisi açılmalı ve hafta sonları YASSIADA seferleri yapılmalı ki darbeye çağrı yapan, katliamları devrim diye nitelendiren zihniyetin icraatları bir utanç vesilesi olarak yüce milletimiz tarafından her daim hatırlansın.</p>
<p>Ben bu iki tarihin aktörlerinin torunu olarak 29 mayısı anarken gurur duyuyorum, 27 mayısı anarken BİR DAHA ASLA diyerek utanç duyuyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akpartiliyiz.biz/akparti/yorumlar/sanli-tarih-29-mayis-1453-talihsiz-tarih-27-mayis-1960.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gürsel Tekin, Kılıçdaroğlu&#8217;nun konuşmasını neden beğenmedi?</title>
		<link>http://www.akpartiliyiz.biz/akparti/yorumlar/kose-yazilari/gursel-tekin-kilicdaroglunun-konusmasini-neden-begenmedi.html</link>
		<comments>http://www.akpartiliyiz.biz/akparti/yorumlar/kose-yazilari/gursel-tekin-kilicdaroglunun-konusmasini-neden-begenmedi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 May 2010 15:12:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gobeginikasiyanadam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[chp]]></category>
		<category><![CDATA[Gürsel Tekin]]></category>
		<category><![CDATA[kemal kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[kongre konuşması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.akpartiliyiz.biz/?p=1050</guid>
		<description><![CDATA[Kılıçdaroğlu kurultay salonunda konuşmasını yaparken, salonun tam karşısındaki Radisson SAS Otel'in lobisinde karşılaştığımız İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin ilginç ve beni çok şaşırtan bir yorumda bulundu. "Kötüydü! Çok kötüydü hem de! Çünkü bu konuşma metnini ben kaleme almadım. Benim hazırladığım konuşma metni dün gece yarısı operasyonu ile değiştirilmiş birileri tarafından. Benim hazırladığım metinde iktidarı hedef alan konuşmalar ve Başbakan'ı hedef alan polemikler yoktu! Muhalefetin m'si yoktu! CHP'nin değişen vizyonunu, bundan sonra yapacaklarımızı anlatan konular vardı sadece. Üzgünüm ama ben de sizlerle birlikte ilk kez dinliyorum bu konuşmayı. Şaşkınlık içindeyim. Ne yazık ki kötü bir metin" deyip, sonuna da, 
"Ne yazık ki medya Kılıçdaroğlu'nu yanlış yönlendirdi!"]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.akpartiliyiz.biz/wp-content/uploads/2009/01/22678_kemali.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-789" title="kamil2" src="http://www.akpartiliyiz.biz/wp-content/uploads/2009/01/22678_kemali.jpg" alt="kamil2" width="230" height="230" /></a></p>
<p>Sevilay Yükselir / SABAH</p>
<p>Kılıçdaroğlu kurultay salonunda konuşmasını yaparken, salonun tam karşısındaki Radisson SAS Otel&#8217;in lobisinde karşılaştığımız İstanbul İl Başkanı <strong>Gürsel Tekin </strong>ilginç ve beni çok şaşırtan bir yorumda bulundu. <strong>&#8220;Kötüydü! Çok kötüydü hem de! Çünkü bu konuşma metnini ben kaleme almadım. Benim hazırladığım konuşma metni dün gece yarısı operasyonu ile değiştirilmiş birileri tarafından. Benim hazırladığım metinde iktidarı hedef alan konuşmalar ve Başbakan&#8217;ı hedef alan polemikler yoktu! Muhalefetin m&#8217;si yoktu! CHP&#8217;nin değişen vizyonunu, bundan sonra yapacaklarımızı anlatan konular vardı sadece. Üzgünüm ama ben de sizlerle birlikte ilk kez dinliyorum bu konuşmayı. Şaşkınlık içindeyim. Ne yazık ki kötü bir metin&#8221; </strong>deyip, sonuna da,<br />
<strong>&#8220;Ne yazık ki medya Kılıçdaroğlu&#8217;nu yanlış yönlendirdi!&#8221; </strong>dipnotunu ekleyince bu sohbete tanık olan Milliyet Yazarı <strong>Serpil Yılmaz</strong>, Taraf&#8217;tan Star Gazetesi&#8217;ne henüz transfer olan <strong>Elif Çakır</strong>&#8216;la hep beraber atladık üzerine&#8230;<strong>&#8220;Ne demek medya yanlış yönlendirdi Gürsel Bey? Nasıl yani, bu konuşmanın metnini medyadan birileri mi hazırladı yoksa?&#8221; </strong>deyip, son cümlesinin kodlarını çözmeye çalıştık ama maalesef pek bir bozuk ve mutsuz hal içinde olduğunu hissettiğimiz Tekin, tüm ısrarımıza rağmen sorularımız cevapsız bırakıp ortamdan kaçmayı yeğledi.</p>
<p><span id="more-1050"></span>&#8220;<strong>T</strong><strong>ayyip Erdoğan gibi güçlü bir hatip değil o&#8221; </strong>diyorsanız kabulümdür.<br />
<strong>&#8220;Belagat kültürü Deniz Baykal&#8217;ınki ile kıyaslanamayacak kadar zayıf!&#8221; </strong>diyorsanız yine başım üzerinde yeri vardır.<br />
Ama, <strong>&#8220;Konuşması çok kötüydü! Gandi Kemal beklentilerimi boşa çıkarttı. Bu kadar içeriği zayıf bir konuşma beklemiyordum!&#8221; </strong>diyorsanız, işte orada,<strong>&#8220;Hooppp bir saniye arkadaşlar&#8221; </strong>demek zorunda kalırım sizlere sevgili okurlar.<br />
Bir kere baştan söylemeliyim ki, topu topu 1 hafta evvel Türkiye&#8217;nin en köklü partisinin genel başkanlığına aday olmaya karar vermiş kürsü acemisi bir siyasi var karşımızda.<br />
Ayrıca, bu adam için hepimiz geçen yıl televizyonlardaki düellolarda gösterdiği sabır ve sükûnet karşısında, hep bir ağızdan, <strong>&#8220;Yahu bu Kılıçdaroğlu sinirlerini filan mı aldırmış acaba?&#8221; </strong>demez miydik birbirimize?<br />
Şaşırmadık mı hep usta polemikçi Melih Gökçek&#8217;in karşısında sergilediği o daimi dingin ve yumuşak haline?<br />
Ee öyleyse?<br />
Neden ondan, kütür kütür konuşan, yumruk sallayan, konuştukça coşan, coştukça gaza gelen bir rol sergilemesini bekledik ki dünkü kurultayda?<br />
Şahsen ben zaten böyle bir beklenti içinde değildim. Onun için hiç şaşırmadım. Tek şaşırdığım şey, dünkü konuşmasındaki heyecanı ve konuşması esnasında ara ara sesini yükseltiş biçimiydi.<br />
Konuşmasının içeriğine gelince&#8230;<br />
Kimine göre dolu doluydu&#8230; Mesela partinin eski genel başkanı <strong>Altan Öymen </strong>şöyle yorumladı Kılıçdaroğlu&#8217;nun 33. Kurultay seslenişini; <strong>&#8220;Mükemmeldi. Beni çok etkiledi. Çiftçiden işçiye, sanayiciden balıkçıya, herkese selam çaktı Kemal. Cumhuriyetçilik, laiklik üzerinde fazla durmamış olması, özellikle işsizlik, yoksulluk ve eşitsizlik konularında yoğunlaşması çok yerindeydi. Dili çok yalındı. Her kesimin anlayabileceği bir üslup kullandı!&#8221;<br />
</strong>Ancak buna mukabil, Kılıçdaroğlu kurultay salonunda konuşmasını yaparken, salonun tam karşısındaki Radisson SAS Otel&#8217;in lobisinde karşılaştığımız İstanbul İl Başkanı <strong>Gürsel Tekin </strong>ilginç ve beni çok şaşırtan bir yorumda bulundu. <strong>&#8220;Kötüydü! Çok kötüydü hem de! Çünkü bu konuşma metnini ben kaleme almadım. Benim hazırladığım konuşma metni dün gece yarısı operasyonu ile değiştirilmiş birileri tarafından. Benim hazırladığım metinde iktidarı hedef alan konuşmalar ve Başbakan&#8217;ı hedef alan polemikler yoktu! Muhalefetin m&#8217;si yoktu! CHP&#8217;nin değişen vizyonunu, bundan sonra yapacaklarımızı anlatan konular vardı sadece. Üzgünüm ama ben de sizlerle birlikte ilk kez dinliyorum bu konuşmayı. Şaşkınlık içindeyim. Ne yazık ki kötü bir metin&#8221; </strong>deyip, sonuna da,<br />
<strong>&#8220;Ne yazık ki medya Kılıçdaroğlu&#8217;nu yanlış yönlendirdi!&#8221; </strong>dipnotunu ekleyince bu sohbete tanık olan Milliyet Yazarı <strong>Serpil Yılmaz</strong>, Taraf&#8217;tan Star Gazetesi&#8217;ne henüz transfer olan <strong>Elif Çakır</strong>&#8216;la hep beraber atladık üzerine&#8230;<strong>&#8220;Ne demek medya yanlış yönlendirdi Gürsel Bey? Nasıl yani, bu konuşmanın metnini medyadan birileri mi hazırladı yoksa?&#8221; </strong>deyip, son cümlesinin kodlarını çözmeye çalıştık ama maalesef pek bir bozuk ve mutsuz hal içinde olduğunu hissettiğimiz Tekin, tüm ısrarımıza rağmen sorularımız cevapsız bırakıp ortamdan kaçmayı yeğledi.<br />
O gittikten sonra biz üç kadın gazeteci aramızda başladık Gürsel Tekin&#8217;in hepimizi şoke eden bu yorumunu yorumlamaya&#8230;<br />
Elif&#8217;in, <strong>&#8220;Dakika bir, gol bir arkadaşlar! Kusura bakmayın ama daha tam birleşmeden, bölündü sizin bu CHP&#8217;liler!&#8221; </strong>şeklindeki esprili tespiti üzerine Serpil, <strong>&#8220;Ben anlamadım. Böyle bir günde, böyle bir ortamda&#8230; Üç gazeteciye nasıl böyle bir yorum yapar bir il başkanı? Kılıçdaroğlu salonda tarihi konuşmasını yaparken Tekin neden bir otel odasında acaba? Hem sonra ne demek &#8216;Muhalefet yapmamalıydı konuşmasında&#8217;. Sadece parti içi meseleleri anlatmalıydı! Muhalefet yapmayacaksa bu adam neden genel başkanlığa aday? Anlaşılmaz. Cidden anlaşılmaz&#8221; </strong>diyerek sorgulamaya başladı.<br />
Baktım ki bizim kızların kafası pek bir karıştı. Ben de sırf bu kafa karışıklığını gidermek adına son noktayı koydum.<br />
<strong>&#8220;Bence Gürsel Tekin&#8217;in tek derdi bu konuşma değil arkadaşlar! Belli ki başka dertleri de var. Belki yarın oylanacak parti meclisi listesi nedeniyle aralarında anlaşmazlık çıkmıştır. </strong>Belki de Kılıçdaroğlu İstanbul seçimlerinde yanından ayırmadığı Tekin&#8217;in Ankara&#8217;ya tayin isteğine karşı çıkmış ve <strong>&#8216;Sen İstanbul&#8217;da kalmaya devam et Gürselcim!&#8217; </strong>demiştir. Belki de başka bir şeydir! Ama emin olunuz ki onun bu kadar bozuk olmasının altında yatan asıl sebep Kılıçdaroğlu&#8217;nun bugünkü konuşması değildir!&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akpartiliyiz.biz/akparti/yorumlar/kose-yazilari/gursel-tekin-kilicdaroglunun-konusmasini-neden-begenmedi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MİLLETTEN SİVİL ANAYASAYA BÜYÜK DESTEK</title>
		<link>http://www.akpartiliyiz.biz/akparti/yorumlar/milletten-sivil-anayasaya-buyuk-destek.html</link>
		<comments>http://www.akpartiliyiz.biz/akparti/yorumlar/milletten-sivil-anayasaya-buyuk-destek.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 May 2010 14:41:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gobeginikasiyanadam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yorumlar]]></category>
		<category><![CDATA[AK Parti]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[akparti]]></category>
		<category><![CDATA[sivil anayasa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.akpartiliyiz.biz/?p=1048</guid>
		<description><![CDATA[AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda partinin üye sayısına dair güncel bilgiler açıklandı. Buna göre, Mart ayında Türkiye genelinde 3 milyon 463 bin 843 olan toplam üye sayısı, 3 aylık süre sonrasında Mayıs ayı itibarıyla 3 milyon 803 bin 619’a ulaştı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="clear: none; line-height: 14px; padding: 0px; margin: 0px; border: 0px initial initial;"><a href="http://www.akpartiliyiz.biz/wp-content/uploads/2008/03/akparti.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-348" title="AK Parti logo" src="http://www.akpartiliyiz.biz/wp-content/uploads/2008/03/akparti.jpg" alt="AK Parti logo" width="253" height="109" /></a>AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda partinin üye sayısına dair güncel bilgiler açıklandı. Buna göre, Mart ayında Türkiye genelinde 3 milyon 463 bin 843 olan toplam üye sayısı, 3 aylık süre sonrasında Mayıs ayı itibarıyla 3 milyon 803 bin 619’a ulaştı.</div>
<div style="clear: none; line-height: 14px; padding: 0px; margin: 0px; border: 0px initial initial;"></div>
<div style="clear: none; line-height: 14px; padding: 0px; margin: 0px; border: 0px initial initial;">Böylece AK Parti üye sayısında Mart’a göre yüzde 9,81 artış gerçekleşti. En fazla yeni üye kaydeden il yüzde 54 artış ve 20 bin 512 yeni üye kaydı ile Hatay oldu. Hatay’ı Kahramanmaraş, Ağrı, Gaziantep, Kayseri ve Malatya takip etti. AK Parti’de en az üye artışı görülen il ise Hakkari oldu. Hakkari’de 3 ayda 93 kişi AK Parti’ye üye olarak kaydoldu.</div>
<div style="clear: none; line-height: 14px; padding: 0px; margin: 0px; border: 0px initial initial;"></div>
<div style="clear: none; line-height: 14px; padding: 0px; margin: 0px; border: 0px initial initial;"></div>
<div style="clear: none; line-height: 14px; padding: 0px; margin: 0px; border: 0px initial initial;">STAR</div>
<div style="clear: none; line-height: 14px; padding: 0px; margin: 0px; border: 0px initial initial;"><a href="http://www.facebook.com/AkPartiyiSeviyoruz">http://www.facebook.com/AkPartiyiSeviyoruz</a></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akpartiliyiz.biz/akparti/yorumlar/milletten-sivil-anayasaya-buyuk-destek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Âlem yandaşlık görsün!</title>
		<link>http://www.akpartiliyiz.biz/akparti/yorumlar/kose-yazilari/alem-yandaslik-gorsun.html</link>
		<comments>http://www.akpartiliyiz.biz/akparti/yorumlar/kose-yazilari/alem-yandaslik-gorsun.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 May 2010 07:21:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gobeginikasiyanadam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.akpartiliyiz.biz/?p=1046</guid>
		<description><![CDATA[O nasıl bir Kemal Kılıçdaroğlu yağlaması, bağlaması, yüceltmesidir ya Rabb'im! Atatürk'e benzeteni mi istersiniz, Gandhi diye göklere çıkaranı mı, hemen ankete sarılıp, "CHP oyları katladı" diye manşet atanı mı?.. Haber bültenlerinde bir yıkama yağlama yarışı ki sormayın... Sıraya girmişler... Aynı anda 4 kanalda birden canlı yayında yağ basıyorlardı. Allah var, haklarını teslim etmek lazım. Holding medyası bu konuda rakipsiz. 19 Mayıs ile birleştirerek Kılıçdaroğlu'nun resmini manşete basıp, sürmanşetten "Türkiye bir mucize bekliyor' demek ülke yağ/bal tarihine geçti bile!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Andıç ve Ergenekon medyası bir süredir, artık başka bir şey elinden gelmediği için, tutturmuştu yandaşlık masalı ki sormayın. Kendilerini iyi hissediyorlardı ve ha bire kendileri dışında düşünen herkesi suçluyorlardı: &#8220;Yandaş medya&#8221;. Kaset olayı akabindeki gelişmelere bakınca &#8220;yandaş ve yağlamacılık&#8221; tarihine geçecek örnekler sergilediklerini görünce aklına dolmayı çift yutan görme engelli vatandaş geliyor. Onlar dışındaki herkes yandaş, çünkü onlar yandaşın ağa babası!</p>
<p>O nasıl bir Kemal Kılıçdaroğlu yağlaması, bağlaması, yüceltmesidir ya Rabb&#8217;im! Atatürk&#8217;e benzeteni mi istersiniz, Gandhi diye göklere çıkaranı mı, hemen ankete sarılıp, &#8220;CHP oyları katladı&#8221; diye manşet atanı mı?.. Haber bültenlerinde bir yıkama yağlama yarışı ki sormayın&#8230; Sıraya girmişler&#8230; Aynı anda 4 kanalda birden canlı yayında yağ basıyorlardı. Allah var, haklarını teslim etmek lazım. Holding medyası bu konuda rakipsiz. 19 Mayıs ile birleştirerek Kılıçdaroğlu&#8217;nun resmini manşete basıp, sürmanşetten &#8220;Türkiye bir mucize bekliyor&#8217; demek ülke yağ/bal tarihine geçti bile!<span id="more-1046"></span></p>
<p>Hele köşe yazıları&#8230; O nasıl kutsamadır, abartmadır, umut pompalamadır kardeşim? Rüzgâra verip uçuranlar, göklere çıkarıp taban yalayanlar gırla&#8230;</p>
<p>Yanlış anlaşılmasın, komik ama anlıyoruz elbette. Mazur da görüyoruz&#8230; &#8216;Kişi kendi gibi bilir âlemi&#8217; düsturunu biliyoruz zira. Ve elbette umutlu olmaları güzel. En azından çakal çukal takımı, çete, Ergenekon tayfasından umut beklemekten iyidir hani. Lakin sanırım en çok da Deniz Baykal hayret etmiştir yandaşlığın bu kadarına&#8230;</p>
<p>Söz Sayın Baykal&#8217;dan açılmışken, avukatı ve özel araştırma şirketinin yaptığı tarihin en matrak basın toplantısı ve rapor açıklamasından bahsetmek isterim muhterem dostlar.</p>
<p>Ben gerçekten kavrayamadım; hem malum kaseti kimse izlemesin diye tüm sitelere yasak koyacak, baskınlar düzenleteceksiniz, sonra da bizzat avukatınız kasetin en ince ayrıntısına kadar basın toplantısıyla tüm medyaya ifşa edecek.</p>
<p>Üstelik dijital teknoloji adına tam bir fecaat örneği sergileyerek. Kıldan tüyden argümanlar ile &#8216;montaj&#8217; diyeceksiniz &#8216;modifikasyon&#8217; diyeceksiniz vesaire.</p>
<p>Oysa milletin büyük bölümü böyle bir kaseti izlememiş ve Sayın Baykal&#8217;ın ortaya çıkıp, &#8216;Ben böyle bir rezaletin içinde asla olmadım, o ben değilim&#8217; demesine hemen inanacaktı. Tuhaf olan iki şeyden biri ise olayda bahsi geçen hanımefendinin kocasının yaptığı basın açıklaması. İnsanın aklı almıyor sevgili okur. Bu kadar çirkin ve çirkef bir kumpas yapılmış, beyefendi ihalelerden, belediyelerden filan bahsediyor. &#8216;Bu rezil iftirayı ailemize atanların yakasına yapışacağım, bu aşağılık komplo ile kirletilmek istenen aile şerefim için mücadele edeceğim&#8217; filan demiyor. Varsa yoksa belediye ihaleleri filan&#8230;</p>
<p>Bir diğeri ise malum kasetin &#8216;kurgu&#8217; olduğunu ileri süren araştırma şirketi. Duyduğuma göre bu şirket bazı mahkemelerde bilirkişiymiş. Eğer bu şekilde bilirkişilik yapıyorlarsa yanarım o davaların sanıklarına, mahkûmlarına!</p>
<p>Ergenekon&#8217;un kara propaganda sitelerinde çoluk çocuğun bile gülerek yorum yaptığı birtakım çocukça kıvırmaları &#8216;resmi rapor&#8217; diye açıklamak büyük cesaret işi açıkçası&#8230;</p>
<p>En az 28 Şubat süreci kadar ilginç bir dönem başladı sevgili dostlarım. Bizden ayrılmayın&#8230; n.hazar@zaman.com.tr</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akpartiliyiz.biz/akparti/yorumlar/kose-yazilari/alem-yandaslik-gorsun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erdoğan : Sabır ve Öfkenin Kompozisyonu</title>
		<link>http://www.akpartiliyiz.biz/akparti/yorumlar/kose-yazilari/erdogan-sabir-ve-ofkenin-kompozisyonu.html</link>
		<comments>http://www.akpartiliyiz.biz/akparti/yorumlar/kose-yazilari/erdogan-sabir-ve-ofkenin-kompozisyonu.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jan 2010 13:19:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gobeginikasiyanadam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.akpartiliyiz.biz/?p=1039</guid>
		<description><![CDATA[Tayyip Erdoğan’ı diğer siyasetçilerden farklı kılan en önemli özelliği de bu olsa gerek. İnsanlar ona baktığında kendi küçük dünyasından izler, benzerlikler görüyor. Hem öfkesinde hem sabrında, hem de beklenmedik anlarda tüm gerçekliği ile meselelerin içine giriş hızında… “One Minute” hadisesinde olduğu gibi, aniden muhatabına dönüp, diplomatik kurallara el değdirme ve dokunma riskini de göze alarak, hatta göze dahi almadan, içinden geldiği gibi gerçek haliyle kuruyor siyasetini... Veya bütçe konuşmalarında önce normal normal açıklamalar yaparken, muhalefetin laf atmalarıyla konuşmayı kesip Meclis Başkanına dönerek, siz mi susturacaksınız ben mi susturayım diye konuşurken... Bir açılışta video gösterimini hazırlayamamış elemanlarına ateş püskürürken, ağlama yar ağlama türküsünde annesini hatırladığında gözyaşlarını tutamazken, yeni hizmete girmiş belediye otobüslerinden şoförleri indirip dur bakalım bir de biz deneyelim diyerek aslında bu işi en iyi ben bilirim dercesine direksiyon tutması, taksicilerle çay içmesi, köşe yazarlarıyla kavgaya tutuşması, mahalle çocuklarıyla hasbihali... Hasılı kelam, öfkesi, sevinci, tasası, merakı ile gerçek bir kişi… 

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tayyip Erdoğan’ı diğer siyasetçilerden farklı kılan en önemli özelliği de bu olsa gerek. İnsanlar ona baktığında kendi küçük dünyasından izler, benzerlikler görüyor. Hem öfkesinde hem sabrında, hem de beklenmedik anlarda tüm gerçekliği ile meselelerin içine giriş hızında… “One Minute” hadisesinde olduğu gibi, aniden muhatabına dönüp, diplomatik kurallara el değdirme ve dokunma riskini de göze alarak, hatta göze dahi almadan, içinden geldiği gibi gerçek haliyle kuruyor siyasetini&#8230; Veya bütçe konuşmalarında önce normal normal açıklamalar yaparken, muhalefetin laf atmalarıyla konuşmayı kesip Meclis Başkanına dönerek, siz mi susturacaksınız ben mi susturayım diye konuşurken&#8230; Bir açılışta video gösterimini hazırlayamamış elemanlarına ateş püskürürken, ağlama yar ağlama türküsünde annesini hatırladığında gözyaşlarını tutamazken, yeni hizmete girmiş belediye otobüslerinden şoförleri indirip dur bakalım bir de biz deneyelim diyerek aslında bu işi en iyi ben bilirim dercesine direksiyon tutması, taksicilerle çay içmesi, köşe yazarlarıyla kavgaya tutuşması, mahalle çocuklarıyla hasbihali&#8230; Hasılı kelam, öfkesi, sevinci, tasası, merakı ile gerçek bir kişi…</p>
<h1><span style="color: #ff0000;"><span id="more-1039"></span></span></h1>
<h1><span style="color: #ff0000;">Erdoğan: Sabır ve öfkenin kompozisyonu</span></h1>
<p>Siyaset yapmak&#8230;</p>
<p>Hem de Türkiye gibi demokratikleşme serüvenini, Doğu/Batı ekseninde, hem tarihi hem coğrafi müktesebatı ile ciddi gerilimler içinde tecrübe eden bir ülkede siyaset yapıyor olmak&#8230; Dünyanın en ağır yüklerinden olsa gerek&#8230; Bir yandan geniş tarihi ajandası ile Osmanlı hinterlandını ve geçmişteki etkinliğini Batı’nın tırnak işaretli hafızasından asla silememiş sakıncalı bir harita&#8230; Diğer yandan genç ve dinamik nüfusuyla, talepleri Avrupa hukuk ve ekonomi masalarına kadar dayanmış bir ülke&#8230; Avrasya hattında, “at başını” andıran “köprü” manzarasını mündemiç&#8230;</p>
<p>Doğu/Batı rasatında, bir türlü kabına sığmayan, hayranlıkları, özentileri, müteşebbis hareketliliği yanısıra, kendinden mutsuzluğu kadar kendine aşırı güveni de olan ve üstün uyum kabiliyeti kadar hiçbir zaman terk edemeyeceği uyumsuz kendiliğinden de taviz vermeyen bir milletiz&#8230; Sevdik mi tam severiz, sevmediğimizdeyse Allah korusun!</p>
<p>Çelişkilerimiz, bizi biz yapan en önemli hareket imkanımız aslında. Evet. Çok konuşuyoruz, hepimizin ülkemiz dendiğinde, hayatımız dendiğinde konuşacağı, söyleyeceği şeyler var çünkü. Zaten hayat da bu değil midir? İlk elden ve dışarıdan bakan diplomat gözler için belki ukalalık yahut gevezelik gibi gelecek bu durum, aslında bizim ne kadar hayata bağlı, hayatı ve geleceği ne kadar da önemseyen kişiler olduğumuzun da göstergesi&#8230; Yılgınlık içinde suspus olmuşumuz yok aramızda neredeyse&#8230; Futbol ve siyaset merakı, ilçe ve köy dernekleri, seyyar satıcılar, öğrenci, işçi, emekli protestoları, sokaklarda röportaj yapan yüzlerce genç radyo-dergi muhabiri, iğne atsan yere düşmez semt pazarları, cep telefonları ve internet kafeleriyle kendi yatay gündemini oluşturan, desteği ve muhalefetinde her daim tutkulu, atak ve hemen her konuda söyleyeceği olan bir halkız&#8230; Bir pire için derhal yorgan yakabileceğimiz gibi, işimize geldiğinde “Ha? Efendim? Buyur? Yok ya?” sözleriyle mermere rahmet okutacak sağırlığı anında kuşanmayı da biliriz. Zorda kalınca önce alttan alır sonra da sıvışırız, adamlığın dokuz tekmilinin buradan geçtiğini anamızın karnında öğreniriz&#8230; İşin içinden çıkamadığımızdaysa bir şarkı tutarız içimizden, çalsın sazlar oynasın beyler misali, taranam tarananam&#8230; Müziksiz yaşayamayız. İsterse padişah olalım, isterse köroğlu, hatta sosyal demokrat, liberal ya da İslamcı fark etmez, herkesin bildiği, sevdiği, sığındığı en az bir şarkısı, bir ilahisi, bir marşı, bir türküsü vardır bu ülkede&#8230;</p>
<p>Bu çelişki ya da müptezellik değil, hayatta kalma dinamizmiyle ilgili bir şeydir&#8230;</p>
<p>Mutluluğu ve mutsuzluğu ile, merhameti ve acımasızlığı ile, konukseverliği ve öteki hazzetmezliği ile, sarmaş dolaş birbirine geçmiş bu dönencede, siyaset yapıyor olmak elbette “geniş yüreklilik” ister&#8230; Sadece yazılı politika bilimi, psikiyatrik-diplomatik ince toplumsal ayarlar, sosyolojik analizlerle değil&#8230; Ciddi bir ruh/beden dili, risk gerektiren bir gerçeklik üslubunu da önemseriz bizler, siyaset dendiğinde&#8230; Siyasetin ne olduğundan çok nasıl’ına bakarız&#8230;</p>
<p>Tayyip Erdoğan’ı diğer siyasetçilerden farklı kılan en önemli özelliği de bu olsa gerek. İnsanlar ona baktığında kendi küçük dünyasından izler, benzerlikler görüyor. Hem öfkesinde hem sabrında, hem de beklenmedik anlarda tüm gerçekliği ile meselelerin içine giriş hızında… “One Minute” hadisesinde olduğu gibi, aniden muhatabına dönüp, diplomatik kurallara el değdirme ve dokunma riskini de göze alarak, hatta göze dahi almadan, içinden geldiği gibi gerçek haliyle kuruyor siyasetini&#8230; Veya bütçe konuşmalarında önce normal normal açıklamalar yaparken, muhalefetin laf atmalarıyla konuşmayı kesip Meclis Başkanına dönerek, siz mi susturacaksınız ben mi susturayım diye konuşurken&#8230; Bir açılışta video gösterimini hazırlayamamış elemanlarına ateş püskürürken, ağlama yar ağlama türküsünde annesini hatırladığında gözyaşlarını tutamazken, yeni hizmete girmiş belediye otobüslerinden şoförleri indirip dur bakalım bir de biz deneyelim diyerek aslında bu işi en iyi ben bilirim dercesine direksiyon tutması, taksicilerle çay içmesi, köşe yazarlarıyla kavgaya tutuşması, mahalle çocuklarıyla hasbihali&#8230; Hasılı kelam, öfkesi, sevinci, tasası, merakı ile gerçek bir kişi…</p>
<p>Niçin lafı bunca uzattım?</p>
<p>Geçtiğimiz Perşembe günü, Başbakanın bir iki “adamını” (bakan) alıp, Genelkurmay’a yaptığı “beklenmedik” (aslında beklenir de) ziyaret, yine tüm siyaset teorilerimizi, felaket tellallığına dönüşmüş politik fallarımızı yerle bir ediverdi de ondan… Türkiye’de siyaset yapmak, her şeyden önce, niçin geniş yüreklilik istiyormuş bir kere daha anladım şahsen&#8230; Öfke kadar sabır… Ama herhalükarda gerçek ve sahici&#8230; Kapıları sımsıkı örtmek yerine, açmak&#8230; Bu ani ziyaret (aslında rutin bir iş olduğu halde) hepimizin zihninde ciddi bir ferahlama alanı açmıştır&#8230; Şüphesiz ki bu iş, tek başına sihirli bir değnek değildir, ama ayrışmaların had safhada tartışıldığı bir zeminde, akort girişimi olarak oldukça önemlidir… Tayyip Erdoğan’a has bu siyasal yönetim kompozisyonu, aslında Türkiye’ye, hepimize has bir kompozisyon&#8230; Sabrında da öfkesinde de gerçek.  Tıpkı sizin gibi, benim gibi&#8230;</p>
<p><em>Sibel ERASLAN &#8211; Vakit</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akpartiliyiz.biz/akparti/yorumlar/kose-yazilari/erdogan-sabir-ve-ofkenin-kompozisyonu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>300 milyar dolar kimin cebine gitti?</title>
		<link>http://www.akpartiliyiz.biz/akparti/yorumlar/kose-yazilari/300-milyar-dolar-kimin-cebine-gitti.html</link>
		<comments>http://www.akpartiliyiz.biz/akparti/yorumlar/kose-yazilari/300-milyar-dolar-kimin-cebine-gitti.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Dec 2009 12:26:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Myd10oz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[300 milyar dolar]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<category><![CDATA[terör]]></category>
		<category><![CDATA[terörist]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.akpartiliyiz.biz/?p=1030</guid>
		<description><![CDATA[Başbakan Erdoğan hele şükür &#8220;terörün&#8221; (ki &#8220;kısmi iç savaş&#8221; da denebilir) ekonomik boyutuna da değindi. Şöyle diyordu dün Konya&#8217;da:
&#8220;Terörden kim kazandı? Türk mü kazandı, Kürt mü, Alevi mi, Sünni mi?
Kim kazandı? Doğu mu, Batı mı kazandı, kim kazandı? &#8220;Kimin kazandığını ben sizlere söyleyeyim: Silah satan, mayın satan kazandı, uyuşturucu pazarlayan kazandı. Gençlerin kanıyla beslenenler kazandı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Başbakan Erdoğan hele şükür &#8220;terörün&#8221; (ki &#8220;kısmi iç savaş&#8221; da denebilir) ekonomik boyutuna da değindi. Şöyle diyordu dün Konya&#8217;da:</p>
<p>&#8220;Terörden kim kazandı? Türk mü kazandı, Kürt mü, Alevi mi, Sünni mi?</p>
<p>Kim kazandı? Doğu mu, Batı mı kazandı, kim kazandı? &#8220;Kimin kazandığını ben sizlere söyleyeyim: Silah satan, mayın satan kazandı, uyuşturucu pazarlayan kazandı. Gençlerin kanıyla beslenenler kazandı, şehitleri, dağa çıkanları istismar edenler kazandı.&#8221;</p>
<p>&#8220;Bakın 300 milyar dolar kaynağımız terör yüzünden heba oldu. Bu sorun zamanında çözülebilseydi bu imkânlarla Türkiye neleri başarabilirdi? Bu kaynaklarla ne kadar yol, okul, baraj yapılabilirdi?&#8221;</p>
<p>Bu konuşma için &#8216;hele şükür&#8217; diyorum, çünkü sadece &#8216;anneler ağlamasın&#8217; söylemiyle açılıma yeteri kadar meşruiyet sağlayamazsınız.</p>
<p>Siyasi propagandada elbette duygulara hitap etmek çok önemlidir. Ancak cüzdanlar da yabana atılmamalı.</p>
<p>Şimdiye dek terör piyasasından çıkar sağladıkları için, bundan sonra da kanlı piyasanın devam etmesini isteyenlerin maskesini düşürmek gerekir.</p>
<p>Bu piyasanın işleyiş biçimini anlatmaya çalışırken balon örneğini vermeyi çok severim.</p>
<p>İki yıl önce yazmıştım:</p>
<p>&#8220;Doğu ve Güneydoğu sınırında gözetleme yapmak için Türkiye zeplin satın alıyor. Radarından lazerine çeşitli izleme araçlarıyla donatılacak bu özel balonların tanesi 50 milyon dolar. İşletme gideri ise saatte 300 dolar.</p>
<p>Düşünsenize&#8230; Birileri bundan komisyon alacak&#8230; Birileri kullanacak&#8230; Birileri lojistiğini sağlayacak&#8230;</p>
<p>Balonun çevresinde bir ekonomik alan oluşacak.</p>
<p>Amaç ne? PKK&#8217;lıları izlemek. Peki, PKK olmazsa ne olur? Eyvah, gitti bizim &#8216;ekonomi&#8217;! PKK olmalı ki o &#8216;ekonomi&#8217; çalışsın.&#8221; (Sabah, 13 Mart 2007)</p>
<p>Lafı bir çağrıyla bağlayalım:</p>
<p>Devletin kayıt tutma geleneği güçlüdür. Başbakan Erdoğan terör ekonomisinin bir dökümünü yaptırsa ne iyi olur:</p>
<p>25 yılda kimlere, kaç para ödendi?</p>
<p>Cefakâr vatandaş, &#8220;Ülkem için feda olsun&#8221; der ama paraların belli odaklara gittiği anlaşılırsa, seyredin gümbürtüyü!</p>
<p>Emre Aköz &#8211; Sabah Gazetesi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akpartiliyiz.biz/akparti/yorumlar/kose-yazilari/300-milyar-dolar-kimin-cebine-gitti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>PKK İki Halkın da Düşmanı</title>
		<link>http://www.akpartiliyiz.biz/akparti/yorumlar/kose-yazilari/pkk-iki-halkin-da-dusmani.html</link>
		<comments>http://www.akpartiliyiz.biz/akparti/yorumlar/kose-yazilari/pkk-iki-halkin-da-dusmani.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Dec 2009 22:48:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gobeginikasiyanadam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Yorumlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet ALTAN]]></category>
		<category><![CDATA[AK Parti]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[Demokratik Açılım]]></category>
		<category><![CDATA[Kurdish Society]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Açılımı]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Halkı]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Birlik ve Beraberlik Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Taraf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.akpartiliyiz.biz/?p=1027</guid>
		<description><![CDATA[Çözüm için İmralı'yı gösterenler aslında bu ülkede sorunların çözülmesini istemeyenlerdir. Sözüm ona bu sözler üzerinden bu projeye muhalefet edenler de aslında Ayna'ya ayna tutarak yansıyan ışık oyunlarla milletin gözünü kamaştırıp asıl büyük fotoğrafın görülmesini engellemeye çalışmaktadır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Önemli süreçlerden geçtiğimiz bu günlerde devlet kendini milletten koparanları içinden atmaya çalışıyor. Bir devlet bunu yapabilirken Kürtler de artık kendilerini teröristlerin temsil edemeyeceğini, etmemesi gerekiğini yüksek sesle dile getirmesi gerekiyor.</p>
<p>Ahmet Altan&#8217;ın aşağıda ki yazısında ifade ettiği gibi &#8220;<span style="color: #333333;">Barışı daha başından beri yakmak isteyen bencil Türk siyasetçileriyle, kendi çıkarlarını kendi halkından üstün gören bencil PKK yöneticileri için bu ülkenin geleceğinden ve çocukların hayatından vazgeçemeyiz.</span></p>
<h3 style="font-size: 13px; color: #333333; font-weight: normal; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden; padding: 0px; margin: 0px;"><span>Bütün bencillere, kalleşlere inat barış yolunda yürümeliyiz.<br />
Barıştan başka bir çaremiz, barıştan başka bir umudumuz yok çünkü.&#8221;</span></h3>
<p><span>Evet biz de düşünüyoruz ki PKK ya da ismi her ne olursa olsun terör ve şiddet bu ülkede ya da dünyanın hiç bir yerinde çözümün adresi değil çözümsüzlüğün adresi olur. Çözüm için İmralı&#8217;yı gösterenler aslında bu ülkede sorunların çözülmesini istemeyenlerdir. Sözüm ona bu sözler üzerinden bu projeye muhalefet edenler de aslında Ayna&#8217;ya ayna tutarak yansıyan ışık oyunlarla milletin gözünü kamaştırıp asıl büyük fotoğrafın görülmesini engellemeye çalışmaktadır. Sözün buradan sonrasını Ahmet Altan&#8217;a bırakalım&#8230;</span></p>
<h2><a href="http://www.akpartiliyiz.biz/wp-content/uploads/2009/12/ahmet-altan.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1026" title="ahmet altan" src="http://www.akpartiliyiz.biz/wp-content/uploads/2009/12/ahmet-altan-120x150.jpg" alt="ahmet altan" width="120" height="150" /></a><strong>KÜRT HALKI</strong></h2>
<p>Bir örgüt, kendi halkına böyle bir kalleşliği nasıl yapar?</p>
<p><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />İlk gelen tepkilere, açıklamalara, maillere bakılırsa “körü körüne PKK’yı destekleyen” bir kitlenin dışında kalan bütün Kürtler şaşkınlık içinde bu sorunun cevabını arıyor. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />Sanırım şu anda Kürtlerin duyguları, “Kafes planını” yapanların, Koç Müzesi’nde “çocukları öldürmeye” hazırlandığını öğrenen Türklerin duygularına benziyor. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />Onlar da böyle bir kalleşliğe ve çılgınlığa inanamamış, bunun nedenlerini anlamaya çalışmıştı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />Koç Müzesi’nde patlamayan “bombayı” PKK Tokat’ta patlattı ve darbecilerin amaçladığı o kaosu yaratabilmek için üstüne düşeni yaptı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />PKK, bunu ilk kez yapmıyor. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />Ahmet Türk’ün önceki gün vurguladığı “33 asker” rezilliğinde olduğu gibi “barışa” her yaklaştığımızda barışı torpilliyor. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" />Açın PKK’nın eylemlerinin dökümüne bir bakın. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />Ne zaman bu ülkede “askerî vesayet” sarsılsa, ordu kışlasına doğru çekilmeye başlasa, demokrasi kapıdan başını uzatsa, PKK bir eylem yaparak, silahın, ordunun, baskının güçlenmesini sağlar. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />PKK, “Kürtlerin özgürlüğü” için hareket ettiğini söylüyor ama nedense hep “baskıyı ve şiddeti” özgürleştiriyor. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><span id="more-1027"></span><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />Baskının ve şiddetin artmasının, ölümlerin çoğalmasının, cinayetlerin patlamasının Kürt halkına yararı ne? <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />Tokat’ta yedi askerin şehit edilmesinden Kürt halkı nasıl bir yarar sağlayacak? <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />Kürt ve Türk halkının önünde çok net iki öneri vardı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />Barış ve savaş önerisi. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />AKP, bir “barış ve demokrasi” açılımı başlatmıştı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />Bu açılımı yetersiz mi buluyorsun, eksik mi buluyorsun, art niyetli mi buluyorsun, Kürt politikacılar çıkar eksiklikleri, yetersizlikleri söyler, art niyetli gördüğü gelişmeleri ortaya koyar ve açılımın doğru yolda ilerlemesine yardımcı olurdu.<br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />Konuşarak, tartışarak, eleştirerek ilerlerdik. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />Ama böyle olmadı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />Kandil’den Apo’nun isteği doğrultusunda gelen PKK’lıların özgür bırakıldığı, eve dönmek isteyenlere yolun açıldığı bir dönemde, PKK birden saldırıya geçti, Tokat gibi PKK militanlarının hiçbir tehditle karşılaşmadığı bir bölgede pusu kurarak yedi insanı öldürdü. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />Barışın ve demokrasinin önünü kesti. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />Bütün Kürtlerin Türklerle eşit olacağı, bu eşitliğin anayasal güvence altına alınacağı, silahların susacağı, cinayetlerin biteceği bir gelecek hayal ediyorduk. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />PKK sadece askerleri değil bu hayali de öldürdü. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />Kürt halkının özgürlüğü, huzuru, refahı savaşla mı sağlanacak? <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />PKK yirmi beş yıldır savaşıyor, bu özgürlüğü savaşla sağlayabildi mi? <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />Bu özgürlük ihtimali kapımıza geldiğinde neden bunun önünü kesti? <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />PKK, bu “eylemi” Apo’nun daha rahat yaşaması için yaptığını söylüyor, aklı başındaki her hangi biri bu saldırıdan sonra Apo’nun hücresinde daha rahat bir hayat süreceğine inanıyor mu? <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />Bu eylem, Apo’nun görünebilir gelecekle ilgili bir hayali varsa, onu da öldürdü. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />PKK, kendi halkına da, önderine de ihanet etti bence. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />Bana fevkalade “kalleşçe ve alçakça” gözüken Tokat eyleminin Kürt halkının özgürlüğüne, mutluluğuna, huzuruna bir katkısı olup olmayacağına, PKK’nın varlığının ve eylemlerinin bundan böyle Kürt halkının çıkarına olup olmayacağına karar verecek olan Kürt halkıdır. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />PKK yönetimi, kendi siyasi hesapları için kendi halkının geleceğini feda etmekten kaçınmıyor, Türk darbecileri kendi iktidarları için Türk halkına ne yapıyorsa, PKK da Kürt halkına aynısını yapıyor. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />Peki, karşılaştığımız bu kalleşlik karşısında ne yapacağız, barış ne olacak? <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />PKK konusunda Kürt halkı kendi kararını kendisi verecek. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />Ama hükümetin yapması gerekenler var. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />PKK, bu eylemiyle kendisini artık “bir asayiş” sorunu haline getirip barış denkleminden çıktı, bundan sonra hükümetin PKK’yı da Apo’yu da unutup Kürt halkının eşitliği ve huzuru için adımlar atması gerekiyor. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />Şimdi açılımın daha da netleşmesinin tam zamanı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />Biliyorum Türk halkının büyük öfkesi ve tepkisi varken bunu yapmak çok zor ama bu hemen yapılmazsa “savaş” ortamı çok çabuk gelişir, bütün Türkiye’nin geleceği kararır. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />At binmeyi öğrenirken attan düşenleri hemen yeniden ata bindirirler, hemen binemezse bir daha binemez çünkü&#8230; PKK’nın kanlı çelmesiyle bu ülkenin insanları attan düştü, hemen yeniden ata binmemiz ve yola devam etmemiz gerekir. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />Barışı daha başından beri yakmak isteyen bencil Türk siyasetçileriyle, kendi çıkarlarını kendi halkından üstün gören bencil PKK yöneticileri için bu ülkenin geleceğinden ve çocukların hayatından vazgeçemeyiz. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />Bütün bencillere, kalleşlere inat barış yolunda yürümeliyiz. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />Barıştan başka bir çaremiz, barıştan başka bir umudumuz yok çünkü.</p>
<p>Ahmet ALTAN &#8211; TARAF</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akpartiliyiz.biz/akparti/yorumlar/kose-yazilari/pkk-iki-halkin-da-dusmani.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
